Ülkemizde yaşananlar karşısında hayretler içerisinde kalmamak mümkün değil. Yaşanan her hadise insana küçük dilini yutturacak cinsten. Adım adım federasyona doğru giden bir süreci yaşıyoruz. Başkanlık sistemi adı altında veya yerel yönetimlerin büyükşehir şeklinde yapılandırılması deyin, gidişat federasyona doğru. Son 10 yıl içerisinde ülkemizde etnik ayrımcılık zirveye çıkmış durumda. Bu bile etnik temelli federatif yapının bir alt yapısı niteliğindedir.
Devletin ulusal yapısını muhafaza için canlarını dişlerine takarak mücadele verenler, şimdilik kaydı ile mağlup görünebilir. Ancak bu kaybediş şahısların değil, milletin ve devletin kaybedişi anlamına gelmektedir. Ülkemiz ulus karakterini ve bununla birlikte millet birliğini kaybederken; batının tarzı olan sembollerle muhatabına mesaj verme alışkanlığı devam etmektedir.
Bakın yaşadığımız son örneklerden birine. Yandaş medyada olağan olarak gösterilen aslında bomba bir karakter taşıyan haber; “Şemdin Sakık’ın Ergenekon davasında gizli tanık olarak dinlendiği anlaşıldı.” İşin garip tarafı bunca günden beri gizli tanık olarak dinlenen Sakık, kimliğinin açık olmasını kendisi istedi.
Peki, Bu ne anlama geliyor?
1. Bu kamuoyuna karşı soğuk bir savaştır. Tanıklıktan öte millete mesaj verilmek istenmiştir, sembollere yabancı olanların gözüne gözüne vurarak verilmek istenen mesaj kafalara çakılmıştır. Tepkisinden korku duyulmayan halk psikolojik olarak ezilmektedir.
2. Devletin bir kurumu olan mahkeme nazarında asker, gazeteci, siyasetçi şüpheli; PKK’lı muteber duruma gelmiştir. Bürokrasinin tepe noktalarında görev alanlar şüpheli, PKK’nın elebaşları sözüne itibar edilir olmuştur. Şemdin Sakık’ın tutuklanıp Türkiye’ye getirilmesinde görev alan askerler şu an Silivri’de mahkûm durumdadır.
3. Mahkûm bir terörist olan PKK’lı Sakık gizli tanık olduğuna göre, bakalım daha kimler mahkemede gizli tanıklık yapmaktadır. Gizli tanıklığın kuralları, şartları mutlaka açıklanmalıdır. Biz nereden bilelim CIA’dan, Mossad veya bilmem hangi devlet düşmanı teşkilatlardan gizli tanıklar olmadığını.
4. Bu olaydan hareketle gizli kapılar ardında ne dolaplar döndüğü de gözler önüne serilmiştir. Yaşanan tablo, ‘dışı kalaylı içi vayvaylı’ cinsten bir tablodur. Devletin itibarına gölge düşürülmeye çalışılmaktadır.
• Vatandaşımız hayretler içindedir. Okurların internet sitelerinde yaptığı birkaç yorumunu aşağıya alıyorum.
• “Ne bu şimdi… Gülelim mi, Ağlayalım mı yoksa şaşıralım mı? Vatan haini ordu düşmanı PKK’lı terörist devletin gizli tanığı.
• Deniz ( Ş. Sakık olduğu bilinmeksizin) 33 askerin şehit edilmesinde Ş. Sakık’ı aklayacak ifadelerde bulunuyor. Yargıç, savcı vs. biliyor elbet ama kamuoyu bu sözlerle ikna edilmeye çalışılıyor. Ve o yargıç ve savcılar da buna izin veriyor. Bu da “ileri” hukuk oluyor herhalde.
• Birbirine düşman iki kişi birinin diğeri aleyhine tanıklığı hangi yargı sisteminde var. Böyle adalet dağıtılır mı?
• Tanık diye dinledikleri kişiye bak yargıladıklarına bak. Ortaçağda bile bu kadar adaletsiz bir yargılama olmamıştır.
• Bu tanık bir istihbarat zaafıyla ortaya çıkmadı alenen ifşa edildi. Yani artık bu haberin Türkiye’deki insanlar üzerindeki etkilerinden korkulmuyor, yani artık “game over.”
Bir tarafta PKK ile görüşen hükümet, diğer tarafta kendisiyle mücadele etmiş askere karşı mahkemede gizli tanıklık yapan PKK’lı. Görüldüğü gibi birisi diğerini tamamlıyor. Unutulmaması gereken aynı hükümet PKK’lılar için Habur’da özel mahkemeler de kurdurmuştu. Bu mahkemede PKK’lıların söyledikleri mahkeme kayıtlara geçirilmemiş, hukuk önünde onları aklayacak ifadeler söylenmiş gibi kayıtlara geçirilmiştir.
Hadi hükümeti anladık bir görevi yerine getirmeye çalışıyor; peki niçin milletin TBMM’deki temsilcilerinin de sesi çıkmıyor?
Hatırlamışken söyleyeyim, sahi bu MHP ne ile meşgul acaba?
O halde görev, sessiz çığlık atan yığınlara kaldı o zaman.
Devletin ulusal yapısını muhafaza için canlarını dişlerine takarak mücadele verenler, şimdilik kaydı ile mağlup görünebilir. Ancak bu kaybediş şahısların değil, milletin ve devletin kaybedişi anlamına gelmektedir. Ülkemiz ulus karakterini ve bununla birlikte millet birliğini kaybederken; batının tarzı olan sembollerle muhatabına mesaj verme alışkanlığı devam etmektedir.
Bakın yaşadığımız son örneklerden birine. Yandaş medyada olağan olarak gösterilen aslında bomba bir karakter taşıyan haber; “Şemdin Sakık’ın Ergenekon davasında gizli tanık olarak dinlendiği anlaşıldı.” İşin garip tarafı bunca günden beri gizli tanık olarak dinlenen Sakık, kimliğinin açık olmasını kendisi istedi.
Peki, Bu ne anlama geliyor?
1. Bu kamuoyuna karşı soğuk bir savaştır. Tanıklıktan öte millete mesaj verilmek istenmiştir, sembollere yabancı olanların gözüne gözüne vurarak verilmek istenen mesaj kafalara çakılmıştır. Tepkisinden korku duyulmayan halk psikolojik olarak ezilmektedir.
2. Devletin bir kurumu olan mahkeme nazarında asker, gazeteci, siyasetçi şüpheli; PKK’lı muteber duruma gelmiştir. Bürokrasinin tepe noktalarında görev alanlar şüpheli, PKK’nın elebaşları sözüne itibar edilir olmuştur. Şemdin Sakık’ın tutuklanıp Türkiye’ye getirilmesinde görev alan askerler şu an Silivri’de mahkûm durumdadır.
3. Mahkûm bir terörist olan PKK’lı Sakık gizli tanık olduğuna göre, bakalım daha kimler mahkemede gizli tanıklık yapmaktadır. Gizli tanıklığın kuralları, şartları mutlaka açıklanmalıdır. Biz nereden bilelim CIA’dan, Mossad veya bilmem hangi devlet düşmanı teşkilatlardan gizli tanıklar olmadığını.
4. Bu olaydan hareketle gizli kapılar ardında ne dolaplar döndüğü de gözler önüne serilmiştir. Yaşanan tablo, ‘dışı kalaylı içi vayvaylı’ cinsten bir tablodur. Devletin itibarına gölge düşürülmeye çalışılmaktadır.
• Vatandaşımız hayretler içindedir. Okurların internet sitelerinde yaptığı birkaç yorumunu aşağıya alıyorum.
• “Ne bu şimdi… Gülelim mi, Ağlayalım mı yoksa şaşıralım mı? Vatan haini ordu düşmanı PKK’lı terörist devletin gizli tanığı.
• Deniz ( Ş. Sakık olduğu bilinmeksizin) 33 askerin şehit edilmesinde Ş. Sakık’ı aklayacak ifadelerde bulunuyor. Yargıç, savcı vs. biliyor elbet ama kamuoyu bu sözlerle ikna edilmeye çalışılıyor. Ve o yargıç ve savcılar da buna izin veriyor. Bu da “ileri” hukuk oluyor herhalde.
• Birbirine düşman iki kişi birinin diğeri aleyhine tanıklığı hangi yargı sisteminde var. Böyle adalet dağıtılır mı?
• Tanık diye dinledikleri kişiye bak yargıladıklarına bak. Ortaçağda bile bu kadar adaletsiz bir yargılama olmamıştır.
• Bu tanık bir istihbarat zaafıyla ortaya çıkmadı alenen ifşa edildi. Yani artık bu haberin Türkiye’deki insanlar üzerindeki etkilerinden korkulmuyor, yani artık “game over.”
Bir tarafta PKK ile görüşen hükümet, diğer tarafta kendisiyle mücadele etmiş askere karşı mahkemede gizli tanıklık yapan PKK’lı. Görüldüğü gibi birisi diğerini tamamlıyor. Unutulmaması gereken aynı hükümet PKK’lılar için Habur’da özel mahkemeler de kurdurmuştu. Bu mahkemede PKK’lıların söyledikleri mahkeme kayıtlara geçirilmemiş, hukuk önünde onları aklayacak ifadeler söylenmiş gibi kayıtlara geçirilmiştir.
Hadi hükümeti anladık bir görevi yerine getirmeye çalışıyor; peki niçin milletin TBMM’deki temsilcilerinin de sesi çıkmıyor?
Hatırlamışken söyleyeyim, sahi bu MHP ne ile meşgul acaba?
O halde görev, sessiz çığlık atan yığınlara kaldı o zaman.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Doç. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Adalet mi dediniz hakkaniyet mi? / 05.04.2025
- Yunan bayramı, Türk dersi / 29.03.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025
- Bozduğun kantar seni de tartacak / 23.03.2025
- Adaletin zarfı ve mazrufu: İmamoğlu olayı üzerine bir toplumsal okuma / 22.03.2025
- ABD açıktan İran’ı hedef olarak gösterdi / 20.03.2025
- Dünya ateş çemberinde: Türkiye’nin stratejisi ne olmalı? / 10.03.2025
- Wilson’dan İmralı’ya: Türkiye’yi bölme planı mı devrede? / 04.03.2025
- Oruç, ilahi bir emir ve bilimsel bir şifadır / 03.03.2025
- Yeraltı zenginliklerimiz için millî mücadele zamanıdır / 23.02.2025
- Yunan bayramı, Türk dersi / 29.03.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025
- Bozduğun kantar seni de tartacak / 23.03.2025
- Adaletin zarfı ve mazrufu: İmamoğlu olayı üzerine bir toplumsal okuma / 22.03.2025
- ABD açıktan İran’ı hedef olarak gösterdi / 20.03.2025
- Dünya ateş çemberinde: Türkiye’nin stratejisi ne olmalı? / 10.03.2025
- Wilson’dan İmralı’ya: Türkiye’yi bölme planı mı devrede? / 04.03.2025
- Oruç, ilahi bir emir ve bilimsel bir şifadır / 03.03.2025
- Yeraltı zenginliklerimiz için millî mücadele zamanıdır / 23.02.2025