Şayet devlet ve AKP hükümeti erkanı, Osmanlı imparatorluğunun dağılma ve tarihten silinme sürecinin ekonomik sebeplerini bilmese idiler, son dönemde Türk ekonomisini sürükledikleri "borç batağı"na izah bulabilirdik.En azından derdik ki, devlet ve hükümet erkanı ekonomiyi bilmiyor. Dolayısıyla bu ekonomik cehaletleri sebebiyle borçlandıkça borçlanıyorlar, devleti de, milleti de batırıyorlar.Böyle bir izahat yapamıyoruz. Zira maalesef vaziyet, cehalet değil, bilmemezlik değil? Çünkü bilmeyen sorar, akıl danışır, öğrenir, uygular.Devlet ve hükümet için bu saatten sonra cehalet de mazeret değil. Ankara'nın hiçbir geçerli mazereti yok? Çünkü Türkiye'nin artık evrensel çapta "ekonomi bilgesi" var. Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş var. Bilmeyen sorar, danışır, çıkış yollarlını öğrenir. Ankara'da maalesef böyle bir samimi çaba yok, böyle bir iyi niyetli telaş yok!Devlet ve hükümetteki illet, cehalet türünden değil?"Elif"i gördüğünde "mertek" zanneden adam bile, devletin borçlandırılarak iflas ettirildiğini, kaynak ve işletmelerinin ecnebilere peşkeş çekilerek milletin aç ve yoksul düşürüldüğünü görüyor.Ankara'dakiler görmüyor mu?!19. yüzyılda ekonomisi zayıf düşen Osmanlı İmparatorluğu'na ve padişah Abdülmecid'e, İngiltere elçisi Canning'in, ısrarla "dışarıdan borçlanma"sını tavsiye ettiğini bilmiyor mu?! 1850'lerde Osmanlı, maaş ödeyemeyecek vaziyete gelmişti. Mustafa Reşid Paşa ve sair erkan, borç dilenmek için soluğu dışarılarda aldılar. Bu hengamede padişahın eniştesi Fethi Paşa, Abdülmecid'i borç almaktan vazgeçirdiyse de, borç antlaşması imzalandığı için Osmanlı İmparatorluğu, sadece mukavelenin feshi için 2 milyon 200 bin frank tazminat ödemek durumunda kalmıştı.Ankara'dakiler bunu bilmiyor mu?! Nihayet "borçlanmak için can atan üst düzey Osmanlı devlet lobisi" Kırım Savaşı'nın maliyetini karşılama bahanesiyle tarihinde ilk defa Londra ve Paris'teki Palmer ve Goldschimid isimli iki banka grubundan 3 milyon sterlin borç alıyor.Borç alanlar, emir almaya da başlıyor.Daha alınan borç para İstanbul'a ulaşmadan, paranın 700 bin sterlinine bankacılık masrafları ve borcun ilk taksiti olarak el konuluyor. Osmanlı kalan borç parayla Kırım savaşına giriyor. Savaş bitmeden paralar suyunu çekiyor.Hazıra dağ dayanmaz. Avrupa, babasının hayrına borç verir mi?! Hem ilk borcu kapatmak, hem de sair ihtiyaçları karşılamak için tekrar Haçlı tefecilerinin kapısı çalınıyor. 1855'te 5 milyon sterlin daha borç alınıyor. Osmanlı, elin parasıyla ağalık sürüyor. Borç ödemeye sıra geliyor; ödenemiyor. Borç borcu getiriyor. İngiltere ve Fransa, Osmanlı maliyesini kıskaca alıyor. Osmanlı'nın kasası, adeta İngilizlerin ve Fransızların kasası haline geliyor, onların paraları dolduruluyor kasaya? Osmanlı, 1875'te 5 yıl süre ile borç taksitlerinin sadece yarısını ödeyebileceğini ilân ediyor. Osmanlı'nın ilk iflas ilanı budur.1876 Nisanı'nda borçların ödenmesini tamamen durduruyor.1881'de Düyûn-ı Umûmiye kuruluyor, İmparatorluğun maliyesi yabancıların kontrolüne giriyor. Borç verenler, alacaklarını tahsil etmek için, önce devletin maliyesine, gelirlerine çullanıyorlar, ardından devletin topraklarına? Koca Osmanlı'nın işgal süreci başlıyor.Türkiye'deki ekonomik batağın üstüne başlatılan devlet kaosu ve millet kargaşası böyle bir "BOP işgali"ne davetiye çıkartmasın!Zira bugün Türk ekonomisinin vaziyeti, Osmanlı'nınkinden farklı değildir. Hatta daha da vahimdir. Toplanacak vergiler, borçların sadece faizini bile karşılayamıyor. 2010 bütçesinde resmi rakamlarla 50 milyar TL açık var, deniyor; ama reel açık 130 milyarı buluyor. Prof. Dr. Baş bu hesabı ortaya koydu geçen hafta Meltem ekranlarında.AKP'nin 2010 yılı bütçe rakamları, Osmanlı'nın 1880'li yıllardaki maliye rakamlarından çok daha ağır ve kötüdür. Sadece hesabı-kitabı ortaya koymadı Prof. Dr. Baş, çözüm ve çıkış yollarını da gösterdi. 85'i aşkın dünya devletlerinin üst düzey ekonomi erkanı, Prof. Dr. Baş ve onun modelinden istifade ederken, kendisinden akıl alıp çıkış yolu sorarken; Türkiye'nin devlet ve hükümet erkanı bu kadarlık bir erdemi dahi gösteremiyor iseler, vay devletin haline, vay milletin haline? Devlet ve hükümet erkanının bu vaziyeti karşısında milletin yapacağı iş, devlet ve millet işini ehline teslim etmek, devlet ve milleti bu vahim badirelerden kurtaracak çözüm adresinde buluşmaktır. Bu adres de Prof. Dr. Baş ve BTP'den başkası değildir. Görene... Köre ne?!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019