Sayın Cumhurbaşkanımız Sezer nüfus günü mesajında nüfusun halkın," eğitim, sağlık, istihdam, güvenlik ve iskan" ihtiyaçları vardır. Bunların sağlanması oldukça zor olmaktadır. Onun için" Nüfus artış hızının bunlara göre ayarlanması ve kontrollu duruma getirilmesi uygun olacaktır" demektedir.
Bu fikirler nerdeyse, dışardan bize dikte edilen fikirlere paralel olmaktadır. Türkiye'de zaten dış baskılarla ve bazı hatalı düşüncelere uygun olarak, ailelere zorlamaya yakın aile( nüfus) planlaması uygulamaları yıllarca yapılmış bulunmaktadır. Hatta bu aile planlamalarında, bazen Köylere kadar bile gidildi. Hatta bazen, Dışardan getirilen özel finansmanlarla nerdeyse " Erkeklerin kısırlaştırılmasına" kadar giden yöntemlere başvuruldu.
Not : Hatta bazı erkeklerimizin "Beyinleri saptırılarak" kısırlaştırma gönüülleri bile olmalarına sebep olunsu!
Yıllarca uygulanan bu yöntemlerle, O güzelim nüfusumuzun artışı şimdilik %2.2 ye getirildi. Şimdi ise bunu da çok görerek hem de en yetkili ağızlar hala aynı fikirlerde ısrar etmektedir!
Not : Untumayalım ülkemizdeki nüfus artışı atom bombasından bile daha güçlü bir manevi silahtır! 70 milyonluk mu- 20 milyonluk bir Türkiye mi? Batının, yani Hıristiyan Dünyasının gözü, "Eski Roma", daha sonra da "Bizans İmparatoluğu" olan ve 1071 de Türklerin eline geçen ve bin yıldan beri vatanımız olan, Anadolumuzdadır. Hıristiyan dünyasında olan ana fikir Türkleri yani bizi, bir an önce Orta Asya'ya göndermektedir. Ayrıca bu gayelerini gerçekleştirmek için de tarihi fırsatları sabırsızlıkla beklemektedirler. 1878 yılında olan "Osmanlı-Rus" savaşı - yenilgisinden beri, aktif bir "doğu politikası" ve hasta adam takibinden hiçbir şey kaybetmemişlerdir.
Osmanlıyı, şöyle veya böyle çökerttiler! Rahmetli Mustafa Kemal Atatürk o zamanki tüm medeni dünya güçleriyle ölümüne boğuşarak bu vatanı kurtardı ve düzlüğe çıkarttı."Ne mutlu Türküm diyene" sloganını ortaya koydu. Çok değişik yerlerden (Balkanlar'dan, Kafkaslar'dan, adalardan ve Asya ile Avrupa'dan) kendini türk olarak hisseden ler haçlı zulmündan kaçtı ve Tükiye'ye akın etti. sığınmış oldu! Bu gelenler bomboş olan Anadolu'yu doldurdu.Ve şimdi Türkiyemiz 70 milyon nüfusuna varabildi!
Türkiye nüfusu, eğer şu anda 20 milyon civarında kalsaydı, muhakkak ki şimdiye kadar bir pürüz çıkartıp - bize dost görünen batı dünyası tarafından yok edilirdi. Şimdi ise büyük ve güçlü ordumuz sayesinde, dıştan savaşla yok etmekten vazgeçtiler- ama içerden bizi kendi kendimize düşmanlıklar, sunni gündemler, tuzak fikirler aşılayarak yok etmeye çalışmaktadırlar. Sakın ola ki bunlara kanmayalım. Tarihimize, bizim ve onların geçmişlerine, tarihi mücadelelerimize bakalım - o zaman bunları fark etmemiz ve görmemiz daha kolay olur! Çok dikkatli olalım. Çünkü Batının yalanları çok katmerli olur. Süslü püslü, ambalajlı, albenisi çok- ambalajlı olur. Ama kabul edip açtığımızda ise bunlar, bizi yok edinceye kadar gider ve gelişir!
Tarihimize bakalım! Balkanlar-Adalar ve şimdi de Kıbrıs elimizden nasıl kayıp gitmektedir.Onlardan ders alalım! Şu anda bütün vaatlerine rağmen, KKTC yi sadece "Cemaat" olarak görmek istemektedirler. İlerde bizi de yani Türkiyemizi de ,aynı duruma düşürmeye kalkışacaklar! Buna da mi müsaade edeceğiz!O raddeye kadar gelmeden uyanalım ve gerekenleri yerine getirelim!
Batının son model aldatmacası ve kandırmacası ise nüfus politikasıdır. Gizli gayeleri, aile planlaması altında nüfusumuzun azaltılmasına gitmektir! Onların gayesi Tarih yazan ve İmparatorluklar kuran Türk milletinin sayısını, yani nüfusunu bir an önce azaltmak ve asimile etmektir. Onların tavsiyeleriyle, yıllardan beri yapılan aile planlaması yerine, adeta nüfus planlaması yapılmıştı! Bunun da ötesinde bazı durumlarda, bir nevi "nüfüs azaltılması" yapmaya uğraştıklarını hala anlamadık mı? Bize bu hususta her türlü yardımı yapmaya hazır olmaktadırlar, çünkü onların esas gayesi bize yardımcı olmak değil, sayılarımız azalmaktır.
Bu fikirler nerdeyse, dışardan bize dikte edilen fikirlere paralel olmaktadır. Türkiye'de zaten dış baskılarla ve bazı hatalı düşüncelere uygun olarak, ailelere zorlamaya yakın aile( nüfus) planlaması uygulamaları yıllarca yapılmış bulunmaktadır. Hatta bu aile planlamalarında, bazen Köylere kadar bile gidildi. Hatta bazen, Dışardan getirilen özel finansmanlarla nerdeyse " Erkeklerin kısırlaştırılmasına" kadar giden yöntemlere başvuruldu.
Not : Hatta bazı erkeklerimizin "Beyinleri saptırılarak" kısırlaştırma gönüülleri bile olmalarına sebep olunsu!
Yıllarca uygulanan bu yöntemlerle, O güzelim nüfusumuzun artışı şimdilik %2.2 ye getirildi. Şimdi ise bunu da çok görerek hem de en yetkili ağızlar hala aynı fikirlerde ısrar etmektedir!
Not : Untumayalım ülkemizdeki nüfus artışı atom bombasından bile daha güçlü bir manevi silahtır! 70 milyonluk mu- 20 milyonluk bir Türkiye mi? Batının, yani Hıristiyan Dünyasının gözü, "Eski Roma", daha sonra da "Bizans İmparatoluğu" olan ve 1071 de Türklerin eline geçen ve bin yıldan beri vatanımız olan, Anadolumuzdadır. Hıristiyan dünyasında olan ana fikir Türkleri yani bizi, bir an önce Orta Asya'ya göndermektedir. Ayrıca bu gayelerini gerçekleştirmek için de tarihi fırsatları sabırsızlıkla beklemektedirler. 1878 yılında olan "Osmanlı-Rus" savaşı - yenilgisinden beri, aktif bir "doğu politikası" ve hasta adam takibinden hiçbir şey kaybetmemişlerdir.
Osmanlıyı, şöyle veya böyle çökerttiler! Rahmetli Mustafa Kemal Atatürk o zamanki tüm medeni dünya güçleriyle ölümüne boğuşarak bu vatanı kurtardı ve düzlüğe çıkarttı."Ne mutlu Türküm diyene" sloganını ortaya koydu. Çok değişik yerlerden (Balkanlar'dan, Kafkaslar'dan, adalardan ve Asya ile Avrupa'dan) kendini türk olarak hisseden ler haçlı zulmündan kaçtı ve Tükiye'ye akın etti. sığınmış oldu! Bu gelenler bomboş olan Anadolu'yu doldurdu.Ve şimdi Türkiyemiz 70 milyon nüfusuna varabildi!
Türkiye nüfusu, eğer şu anda 20 milyon civarında kalsaydı, muhakkak ki şimdiye kadar bir pürüz çıkartıp - bize dost görünen batı dünyası tarafından yok edilirdi. Şimdi ise büyük ve güçlü ordumuz sayesinde, dıştan savaşla yok etmekten vazgeçtiler- ama içerden bizi kendi kendimize düşmanlıklar, sunni gündemler, tuzak fikirler aşılayarak yok etmeye çalışmaktadırlar. Sakın ola ki bunlara kanmayalım. Tarihimize, bizim ve onların geçmişlerine, tarihi mücadelelerimize bakalım - o zaman bunları fark etmemiz ve görmemiz daha kolay olur! Çok dikkatli olalım. Çünkü Batının yalanları çok katmerli olur. Süslü püslü, ambalajlı, albenisi çok- ambalajlı olur. Ama kabul edip açtığımızda ise bunlar, bizi yok edinceye kadar gider ve gelişir!
Tarihimize bakalım! Balkanlar-Adalar ve şimdi de Kıbrıs elimizden nasıl kayıp gitmektedir.Onlardan ders alalım! Şu anda bütün vaatlerine rağmen, KKTC yi sadece "Cemaat" olarak görmek istemektedirler. İlerde bizi de yani Türkiyemizi de ,aynı duruma düşürmeye kalkışacaklar! Buna da mi müsaade edeceğiz!O raddeye kadar gelmeden uyanalım ve gerekenleri yerine getirelim!
Batının son model aldatmacası ve kandırmacası ise nüfus politikasıdır. Gizli gayeleri, aile planlaması altında nüfusumuzun azaltılmasına gitmektir! Onların gayesi Tarih yazan ve İmparatorluklar kuran Türk milletinin sayısını, yani nüfusunu bir an önce azaltmak ve asimile etmektir. Onların tavsiyeleriyle, yıllardan beri yapılan aile planlaması yerine, adeta nüfus planlaması yapılmıştı! Bunun da ötesinde bazı durumlarda, bir nevi "nüfüs azaltılması" yapmaya uğraştıklarını hala anlamadık mı? Bize bu hususta her türlü yardımı yapmaya hazır olmaktadırlar, çünkü onların esas gayesi bize yardımcı olmak değil, sayılarımız azalmaktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Cahit Babuna / diğer yazıları
- Batı kültüründe toplumsal çöküş -2- / 22.10.2006
- Batı kültüründe toplumsal çöküş / 21.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 20.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 19.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler / 18.10.2006
- Oruç tutmak, aç kalmak değildir / 15.10.2006
- Ramazan-ı Şerif temizlenme ayı / 14.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 09.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 08.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -3- / 07.10.2006
- Batı kültüründe toplumsal çöküş / 21.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 20.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 19.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler / 18.10.2006
- Oruç tutmak, aç kalmak değildir / 15.10.2006
- Ramazan-ı Şerif temizlenme ayı / 14.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 09.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 08.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -3- / 07.10.2006