Torba yasalara şerbetlenmişken bu defa torba tezkere de görücüye çıkmaz mı? Sonuçta mutlu izdivaç olur mu, bilemeyiz ama, bildiğimiz; ne yasanın ne de tezkerenin torbaya tıkılabileceği…
Açıklayalım: Birbirinden farklı konuları düzenleyen kanunlarda ya da kararnamelerde değişiklik yapılmasını öngören kanuna(yasaya), günlük dilde "torba kanun" deniyor. Bu tür yasanın konu unsuru birden çoktur, yani konular bileşimidir.
Torba yasa uygulamasında konu bakımından birbirleriyle hiç ilgisi olmayan birden çok yasada değişiklikler yapılabilmekte, bu da Anayasa Mahkemesi kararlarında hukuk devletinin tanımında ifadesini bulan "yasal belirlilik" ilkesiyle bağdaşmamaktadır (Anayasa Mahkemesi'nin Esas:2009/69, Karar:2010/32 sayılı kararı).
Oysa torba yasayla, üstelik çok farklı konularda farklı değişiklikler yapılmakta, bu değişiklikler yumağı içinde, ilgili oldukları yasaları tespit edip yerli yerine oturtmak hayli zorlaştığı gibi, ilgili mevzuata erişme kolaylığı ortadan kalkmaktadır.
Torba yasalarda yaygın olan uygulama, bunların Meclis gündemine hükûmet tasarısı olarak değil, bazı milletvekillerinin "teklifi" olarak gelmesidir. Bu teklifler nasıl hazırlanıyor? Farklı konulardaki pek çok değişiklik kimler tarafından düzenleniyor ve "torbaya" sonradan ilaveler yapılıyor mu? Çıkar çevreleri, baskı grubu olarak torba yasa tekliflerinin verilmesinde nasıl çalışıyorlar?
Yasa türü hukuki işlemin hazırlanışının temel özelliği, tüm aşamalarının şeffaf ve aleni (açık) olmasıdır. Gizlisi saklısı söz konusu olmamalıdır. Kamu yararı amacı ile yapılıp yapılmadığının göstergesidir aleniyet. Aslında torba yasa süreçleri ekonomi, sosyal ve hukuki boyutlarıyla genişliğine ve derinliğine araştırılabilmelidir.
Anayasa Mahkemesi'nde de (AYM) açılacak dava üzerine, hukuki açıdan usul ve esas yönleriyle bir bütün olarak denetlenebilmelidir. AYM'nin, anayasa yargılamasının bulunduğu tüm demokratik ülkelerde olduğu gibi, sahip olduğu içtihat oluşturma yetkisi ile torba yasa uygulamasını sonlandırması isabetli olacaktır. Ne var ki, bazı siyasi aktörlerin AYM'nin varlığına tahammül edemediği bir ortamda yasalardan önce hukuka saygısı olmayanların kafalarındaki örtüyü kaldırmak gerekir.
AYM,görev ve yetkileri sürekli olup, pek çok uyuşmazlığı yargılama yeridir. Yargılama yetkisi yanında insan hakları ihlallerinin değerlendirildiği yüksek mahkeme üç işlev yüklenmiştir: Denetleme-yargılama-bireysel başvuruları değerlendirme.
Öncelikle yasaların, Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin (CBK) ve TBMM İç Tüzüğünün şekil ve esas bakımından Anayasaya uygunluğunu denetler.
AYM, Cumhurbaşkanını, TBMM Başkanını,Cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları, AYM, Yargıtay, Danıştay Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hakimler ve Savcılar Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar. Aynı sıfatla Genel Kurmay Başkanını, Kara, Deniz ve Hava Hava Kuvvetleri Komutanlarını da, görevleriyle ilgili suçlardan yargılar.
İnsan hakları ihlalleriyle ilgili bireysel başvuruları inceler ve değerlendirir.
Torba yasaya kavramsal açıklama getirmeye çalıştık. TBMM'de oylanan Suriye ve Irak'a asker gönderme tezkeresi de enine boyuna tartışılmadan ve yabancı askerlerin yurda kabulü yetkisini de içeren bir düzenleme olup, torba yasanın sakıncalarını bu tezkere için de söyleyebiliriz.
Son söz yerine: Yasa tasarısı hazırlama yöntemi ve sürecinde hata yapılması, hele hele torbalama gibi usulsüzlük; hukuk devleti ilkesini, adalete erişim ve adil yargılanma hakkını da ihlal eden bir insan hakkı ihlalidir.
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023