Mustafa Kemal Paşa'ya İngiliz gazeteci sorar: Paşam savaşı nasıl kazandınız? Mustafa Kemal'in cevabı kısa ve özdür; telgrafın telleriyle!
Bu cevapta hem espri hem de gerçeğin ta kendisi vardır. Zira Atatürk Anadolu'ya ayak basar basmaz Milli Mücadele için bir telgraf ağı oluşturarak Erzurum ve Sivas Kongrelerine giden yolu, Anadolu İhtilalini örgütlemiştir.
İstiklâl Savaşı ve Cumhuriyetin kuruluşunda devasa bir örgütlenmeden söz ediyoruz.
Örgüt demişken bu kavramı kısaca yoklayalım. Var oluşunun her evresinde insanın topluluk içinde yaşadığı, toplu yaşama ise zorunlu ve kaçınılmaz olarak örgütlenmeyi de beraberinde getirdiği bir gerçektir.
Birden çok kişiyi biraraya getiren her toplu çabanın özü gereği yönlendirmesiz (ya da örgütsüz) olamayacağı, insanlık tarihinin her evresinde "örgüt" olgusunun gereksendiğini kesinlikle söyleyebiliriz. İnsanın onsuz yapamayacağı, yeryüzündeki iki milyon yıllık yolculuğu boyunca da yapamadığı bu "örgüt" denilen olgu nedir? Önce onu görelim.
Örgüt, en bilinen ve benimsenen yaklaşımla, iki ya da daha çok kişinin bilinçli biçimde eylem ya da güçlerinden oluşan sistem, olarak tanımlanabilir. Görüldüğü gibi, bir yapının "örgüt" olarak anılabilmesi için, son tahlilde, üç öğenin varlığı gerekmektedir. Bir kere, söz konusu yapının iki ya da daha çok kişiyi içermesi zorunludur; bu insan unsurudur. İkinci olarak, bu kişileri biraraya getiren ve birarada tutan, neden örgütlendiklerinin ve ne yapmak istediklerinin bilincidir; bir başka deyişle, örgütlenmede, neden örgütlenildiğinin, yani örgütsel amaçların ne olduğunun bilinmesi esastır. Üçüncü olarak, örgütsel eylem, birden çok kişinin bireysel eylemlerinin basit bir toplamı değil, bu bireysel eylemlerin yönlendirilip eşgüdümlenmesiyle oluşan bir birlikteliktir.
Gelelim telgrafın tellerine;
Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin kuruluşu insanlık tarihinin kaydettiği en önemli dev bir örgütlenmenin eseridir.
Örgütlenmenin amacı ya da Anadolu İhtilâlinin beyannamesi Amasya Genelgesi ile duyurulmuştur. Bağımsızlık mücadelesinde örgütlenmenin ilk adımıdır 21/22 Haziran 1919 tarihli Amasya Tamimi (genelgesi).
Ve şu günlerde 103'üncü yıldönümünü idrak ettiğimiz 4-11 Eylül 1919'da yapılan Sivas Kongresi... Milli birlik yolundaki örgütlenmenin önemli aşaması.
Kongrede yaşanan ilk sorun başkanlık sorunuydu. Mustafa Kemal Paşa'nın kongreye başkan seçilmesi engellenemedi.
Bir başka sorun; manda fikrinin ortaya atılması oldu. Manda fikrinden yana olan Kara Vasıf, kongrede görüşlerini şöyle ifade ediyordu:
"...müstakil yaşamağa vaziyet-i maliyemiz müsait değildir. (…) Parasız, ordusuz ne yapabiliriz? Onlar tayyare ile havada uçuyorlar, biz henüz kağnı arabasından kurtulamıyoruz! Onlar dretnot (bir savaş gemisi türü) yapıyorlar, biz yelkenli bir gemi yapamıyoruz. Bu hallerde bugün istiklalimizi kurtarsak bile yine günün birinde bizi taksim ederler."
Kongre sırasında, özel bir sohbette, Mustafa Kemal Paşa arkadaşlarına şunları söylüyor:
"İstanbul'dan gelen arkadaşlarımız hâlâ bu manda konusunda nasıl ısrar edebiliyor ve bunun bağımsızlığı engelleyici olmadığına inanıp inandırmaya çalışıyorlar? İstanbul'dakiler ve buradakiler umutsuz ve hastalıklı bir ruh haline sahip insanlardır. Yabancı işgalinin baskısı altında cesaret ve ümitlerini kaybetmiş olmanın verdiği üzüntüyle ve hastalıklı bir ruh haliyle hareket ediyorlar. Bunun başka türlü açıklaması yoktur."
Başka söze gerek yok; Atatürk'ün tespitleri günümüz mandacıları için de geçerliliğini koruyor.
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023