Özellikle artık millet nezdinde tükenen AKP iktidarını savunacak argümanları arama telaşı yaşayan hayalleri suya düşmüş kimi vatandaşlarımız ve trilyonluk borçları ertelenmiş medya patronlarının mevkute ve ekranlarında konuşlanmış "Washington'dan maaşlı" kimi medya profesyonelleri, son günlerde "Türkiye'nin komşularıyla ilişkilerinden yağ çıkarmaya" çalışıyorlar. Anadolu'nun kulağına da üflüyorlar.
Bu bağlamda Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın âlayüvala ile Ankara'da konuk edilmesiyle "bir taşla çok kuş vurulması" için uğraşlar verildi, veriliyor. Böylece güya hem milletimizin "artık komşularımızla işbirliği yapmamız lazım" şeklindeki arzusuna cevap verilmiş oluyor, hem bölgeye çöreklenmiş Sam Amca'nın talebi yerine geliyor, hem de perde arkası karışık bu işlerden AKP iktidarına pirim ayarlanıyor.
Halbuki kazın ayağı hiç de öyle değil?
Türkiye, rüyasında sağından soluna dönerken bile Amerika'dan "stratejik müsaade ve onay" alan bir idareye mahkum. Dolayısıyla, bölgedeki adımlarımızın hepsinin arka planında Amerika'nın bir biçimde parmağı sözkonusu.
Bu bağlamda "başımıza çuval geçirme skandalı" ile biraz sendeleyen ilişkilerimizin yeniden "eski sevdalık günlerimiz"e dönmesi için "ABD'nin her türlü işmarını emir telakki etme" stratejisine sarıldık.
Suriye ile işte bu bağlamda görüştük.
İran ile bu bağlamda temas ediyoruz.
İncirlik'i işte bu bağlamda başımıza çuval geçiren ABD'lilere "tezkereli mi tezkeresiz mi tartışmalı" lakin "kesin şaibeli" biçimde sunduk.
ABD, bizden kendisini bir çok kere uyardığı "Suriye eşeği"ni istedi. Biz aracılık yaptık; Sam Amca'nın ve amcaoğlu İsrail'in ikazlarını ilettik, kulağına su kaçırdık.
Bu arada İsrail de Manavgat Suyu alımını onayladı. Türkiye'den alınacak Manavgat suyunun 250 bin tonu eski petrol tankerleriyle İsrail'in Aşkelon Limanı'na taşınacak. İsrail için biraz maliyetli. Aslında İsrail, uzun zamandan beri "mücavir alanlarıyla birlikte Manavgat Çayı'nı istiyordu, "önümüzdeki dönemin muhtemel su savaşlarına" dikkat çeken askeri çevrelerimizden onay çıkmayınca, iş olmadı.
Tam da Suriye'yi ağırladığımız gün İsrail, kendisi için maliyetli olan "su alımı"nı onayladığını bize bildirdi.
ABD, bizden kendisini bir çok kere uyardığı "Suriye eşeği"ni istedi, dedim de hatırıma Yusuf kamil Paşa'nın bir hatırası geldi:
Şair Nihat bey, Mısır'a giderken veda etmek üzere Yusuf Kamil Paşa'ya gelir. "Bir emriniz varsa yerine getireyim paşam" der. Kamil Paşa "Bana bir tane Mısır eşeği gönder ya da gelirken getir" diye tenbihler. Nihat bey, Mısır seyahatini mükellef biçimde icra eder, lakin, insanlık hali bu ya, "Paşa'nın eşek siparişi"ni unutur.
İstanbul'a gelir gelmez hemen Paşa'yı ziyarete gider. Paşa "Nihat bey, sizden bir eşek istemiştim. Getirdiniz mi?" deyince Nihat bey, "Vallahi unuttum paşam! Şimdi sizi görünce aklıma geldi" der. Der ama Kamil Paşa da taşı gediğine oturtur:
"Siz geldiniz ya, artık lüzum kalmadı".
ABD, bizden Suriye eşeği istedi.
Türkiye'ye, İncirlik'i filan da verince "siz geldiniz ya, artık lüzum kalmadı" diyor.
Sam Amca'nın talimatıyla Suriye'yi uyardık... İsrail'in güvenliği konusunda kendine çekidüzen ver, ayrıca Libya'lı Kaddafi gibi aklını kullanarak kitle imha silahlarından vazgeç, yoksa Sam Amca suyunu ısıtmaya devam ediyor, dedik.
Bu arada MOSSAD ajanlarının ise, bölgeyi izleme ve istihbarat karargahı oluşturmak üzere Suriye sınırı yakınlarındaki Saveyta'da 250 hektar arazi satın aldığı konuşuluyor
Suriye'yi uyarmak vazifesini icra ederek "Amerika'nın yeni oyun"un bir parçası olduk nitekim.
Suriye cenahı, daha dün, "BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu, Ortadoğu'nun, İsrail de dahil olmak üzere, nükleer silahlar dahil çeşitli kitle imha silahlarından kurtarılması önerisini reddedenin ABD olduğu"nu hatırlattı. İş ciddi.
Tam bu noktada İncirlik'in ABD'ye sunulmasıyla birlikte bu "yap-boz parçaları"nı bir araya getirdiğimizde, anlaşılmıyor mu "kimin taşeronluğu"nu, kimin güya "stratejik işbirlikçiliği"ni yaptığımız?
Bölgemizde kendimize ait stratejimiz yok beyler.
Amerikan taşeronluğunu suret-i Hakka büründürerek milletimizi aldatmayalım Allah aşkına.
Bu bağlamda Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın âlayüvala ile Ankara'da konuk edilmesiyle "bir taşla çok kuş vurulması" için uğraşlar verildi, veriliyor. Böylece güya hem milletimizin "artık komşularımızla işbirliği yapmamız lazım" şeklindeki arzusuna cevap verilmiş oluyor, hem bölgeye çöreklenmiş Sam Amca'nın talebi yerine geliyor, hem de perde arkası karışık bu işlerden AKP iktidarına pirim ayarlanıyor.
Halbuki kazın ayağı hiç de öyle değil?
Türkiye, rüyasında sağından soluna dönerken bile Amerika'dan "stratejik müsaade ve onay" alan bir idareye mahkum. Dolayısıyla, bölgedeki adımlarımızın hepsinin arka planında Amerika'nın bir biçimde parmağı sözkonusu.
Bu bağlamda "başımıza çuval geçirme skandalı" ile biraz sendeleyen ilişkilerimizin yeniden "eski sevdalık günlerimiz"e dönmesi için "ABD'nin her türlü işmarını emir telakki etme" stratejisine sarıldık.
Suriye ile işte bu bağlamda görüştük.
İran ile bu bağlamda temas ediyoruz.
İncirlik'i işte bu bağlamda başımıza çuval geçiren ABD'lilere "tezkereli mi tezkeresiz mi tartışmalı" lakin "kesin şaibeli" biçimde sunduk.
ABD, bizden kendisini bir çok kere uyardığı "Suriye eşeği"ni istedi. Biz aracılık yaptık; Sam Amca'nın ve amcaoğlu İsrail'in ikazlarını ilettik, kulağına su kaçırdık.
Bu arada İsrail de Manavgat Suyu alımını onayladı. Türkiye'den alınacak Manavgat suyunun 250 bin tonu eski petrol tankerleriyle İsrail'in Aşkelon Limanı'na taşınacak. İsrail için biraz maliyetli. Aslında İsrail, uzun zamandan beri "mücavir alanlarıyla birlikte Manavgat Çayı'nı istiyordu, "önümüzdeki dönemin muhtemel su savaşlarına" dikkat çeken askeri çevrelerimizden onay çıkmayınca, iş olmadı.
Tam da Suriye'yi ağırladığımız gün İsrail, kendisi için maliyetli olan "su alımı"nı onayladığını bize bildirdi.
ABD, bizden kendisini bir çok kere uyardığı "Suriye eşeği"ni istedi, dedim de hatırıma Yusuf kamil Paşa'nın bir hatırası geldi:
Şair Nihat bey, Mısır'a giderken veda etmek üzere Yusuf Kamil Paşa'ya gelir. "Bir emriniz varsa yerine getireyim paşam" der. Kamil Paşa "Bana bir tane Mısır eşeği gönder ya da gelirken getir" diye tenbihler. Nihat bey, Mısır seyahatini mükellef biçimde icra eder, lakin, insanlık hali bu ya, "Paşa'nın eşek siparişi"ni unutur.
İstanbul'a gelir gelmez hemen Paşa'yı ziyarete gider. Paşa "Nihat bey, sizden bir eşek istemiştim. Getirdiniz mi?" deyince Nihat bey, "Vallahi unuttum paşam! Şimdi sizi görünce aklıma geldi" der. Der ama Kamil Paşa da taşı gediğine oturtur:
"Siz geldiniz ya, artık lüzum kalmadı".
ABD, bizden Suriye eşeği istedi.
Türkiye'ye, İncirlik'i filan da verince "siz geldiniz ya, artık lüzum kalmadı" diyor.
Sam Amca'nın talimatıyla Suriye'yi uyardık... İsrail'in güvenliği konusunda kendine çekidüzen ver, ayrıca Libya'lı Kaddafi gibi aklını kullanarak kitle imha silahlarından vazgeç, yoksa Sam Amca suyunu ısıtmaya devam ediyor, dedik.
Bu arada MOSSAD ajanlarının ise, bölgeyi izleme ve istihbarat karargahı oluşturmak üzere Suriye sınırı yakınlarındaki Saveyta'da 250 hektar arazi satın aldığı konuşuluyor
Suriye'yi uyarmak vazifesini icra ederek "Amerika'nın yeni oyun"un bir parçası olduk nitekim.
Suriye cenahı, daha dün, "BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu, Ortadoğu'nun, İsrail de dahil olmak üzere, nükleer silahlar dahil çeşitli kitle imha silahlarından kurtarılması önerisini reddedenin ABD olduğu"nu hatırlattı. İş ciddi.
Tam bu noktada İncirlik'in ABD'ye sunulmasıyla birlikte bu "yap-boz parçaları"nı bir araya getirdiğimizde, anlaşılmıyor mu "kimin taşeronluğu"nu, kimin güya "stratejik işbirlikçiliği"ni yaptığımız?
Bölgemizde kendimize ait stratejimiz yok beyler.
Amerikan taşeronluğunu suret-i Hakka büründürerek milletimizi aldatmayalım Allah aşkına.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019