18 yıllık siyasi hayatında kimliğinden zerre taviz vermeyen ahlakı, adaleti, imanı şahsında yaşayan, siyaset arenasındaki varlığını en detaylı anlatan; seçim vaatlerini noterden tasdik ettiren, dünyaya yön veren ve 21. yüzyılın ekonomik devriminin adı olan Milli Ekonomi Modeli'ni bu milletin hizmetine sunmak isteyen Bağımsız Türkiye Partisi, ilginçtir girdiği seçimlerde oy alamadı.
Öyle ki! BTP, siyasi rakibi olan iktidarın ve muhalefet partilerinin icraat, söylem ve duruşlarını eleştirdi. Ama itham etmedi, zan altında bırakmadı. Çözüm ve çıkış yolunu gösterdi.
Netice itibarıyla BTP ve BTP'nin 50'den fazla eseri olan bilge lideri Prof. Dr. Haydar Baş hem devlet konusunda samimiyetini ortaya koydu, hem de millete yalan söylemedi, oy için aldatma yolunu seçmedi. Bundan olsa gerek ki vatandaş oy vermedi.
Geçen gün sosyal medyada alıntı olarak okuduğum bir hikâye ülkemizdeki siyaset mantığını, sahnedeki partileri ve de Bağımsız Türkiye Partisi'ne neden teveccüh edilmediğini özetliyordu sanki!
"Üç kişi giyotinle (Fransa'da insanların başlarını kesmek için kullanılan alet) idama mahkûm olur. Bunlardan biri papaz, biri hâkim, biri de fizikçidir.
İdam sehpasına ilk papaz çıkarılır. Başını, giyotinin altına yerleştirir ve sorarlar: Son sözün nedir?
Papaz der ki: "Ben yaratıcıya inanıyorum. O, beni kurtaracaktır.
Giyotini indirdiklerinde boynuna birkaç santim kala giyotin durur. Halk şaşırır ve hep bir ağızdan bağırır:
Onu serbest bırakın; Yaratıcı, onu korumuştur. Böylece papaz idam edilmekten kurtulur...
Sıra hâkime gelir, ona da sorarlar: Söylemek istediğin en son söz nedir?
Hâkim der ki: Ben, papaz gibi yaratıcıya inanmıyorum. Ama adalete güveniyorum. Adalet... Adalet... Adalet...
Giyotini indirirler. Giyotin hâkimin de boynuna birkaç santim kala durur. Bunun üzerine insanlar tekrar şaşırır ve bağırırlar:
Adalet sözünü söyledi, onu serbest bırakın. Böylece hâkim de boynunun kesilmesinden kurtulur.
Sıra fizikçiye gelir. Ona da; son sözünü söyle, derler.
Der ki: "Ben ne o papazın inandığı yaratıcıya inanan bir papazım, ne de adalete güvenen bir hâkim.
Bildiğim tek şey şudur: Giyotinin ipinde bir düğüm var ve o düğüm, giyotinin tam inmesine engel oluyor.
Görevliler giyotini kontrol edince gerçekten de bir düğüm olduğunu görürler. Düğümü açıp tekrar bırakırlar, böylece fizikçinin başı bedeninden kopar."
Ülkemiz siyasetine ve siyasetçilerine bu hikâyedeki mantık çerçevesinde baktığımızda aynı sonucu görüyoruz.
Siyasilerimizin ağzından AB, ABD, NATO birliktelikleri hiç düşmüyor. Bu şer ittifaklarının devlet ve milletimize karşı duruş, söylem ve icraatları da ortada…
Ekonomimiz, kapitalist sistem, faiz, yabancı sermaye hastalığı, borçlanarak büyüme sendromu, gelir adaletsizliği gibi hayati konular da malum.
Adalet, eğitim, toplum yapısı, tarihi ve kültürel değerler gibi milli ve manevi kimliğimiz geldiği durumlarda ortada.
Her ne kadar ülkeyi iktidarlar yönetse de bu vahim tabloda Meclis'te temsil edilen bütün partiler sorumludur. Çünkü hepsi aynı kuyuya su taşıyan yapılardır. Sadece kovaları, kovalarının renkleri farklıdır.
İşte bu şartlarda devlet ve milletimiz bir badireye düştüğünde veya sandıklar kurulduğunda bir kısım partiler din, iman der, kitabı eline alır. Vatandaş ona yönelir.
Bir başka kesim adalet, hak, emek, özgürlük der, bir kısım insanımız da onlara yönelir.
Bir başkaları vatan, millet, canım feda der ona da yönelirler.
Ama BTP ve lideri Prof. Dr. Haydar Baş, 'Ne AB, ne ABD hedef tam bağımsız Türkiye' der. Sömürü sistemini bitireceğim, milli paramızı devreye koyacağım, Türkiye'yi birilerinin mandası olmaktan kurtaracağım, baba devlet mantığıyla vatandaşıma iş bulacağım, aş bulacağım' gibi tam bağımsız bir devletin bütün özelliklerini vatandaşın önüne koyar ama vatandaş teveccüh etmez.
Neden? Yoksa vatandaşın gerçeğini vatandaşa söylediğimiz için vatandaş bize, bedel mi ödetiyor!
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025