Toroslar Karboğazı mevkiinde BTP Gençlik kampındayız. Orada bulunan Kuvva-i Milliye Anıtı önü gençleri çağırdım. Anıtın kitabesini okumalarını ve yorumlamalarını istedim.
Birbirlerine baktılar! Şaşkındılar. Nasıl şaşırmasınlar ki, 1500-1600 civarında Fransız-Ermeni karma ordusu, onların karşısında, bir kısmı kadın, çoban, avcı, toplam 40-45 Müslüman Türk insanı.
Sordum; Fransızlar karaya nereden çıktılar? Mersin Limanından.
Hiç mi insan yoktu? Vardı.
Vardı ama vatan toprağında devlet olmadığı için maldan vazgeçip, canlarını, namuslarını korumak için dağlara kaçtılar.
Ermeniler ve işbirlikçiler hariç.
İstiklâl Harbi öncesi dedelerimizin kaç kaç diye anlattıkları çileli zamanlar.
Kaçtılar ama yakalandıkları yerde can da gitti, namus da…
Peki, burada ne oldu da bir elin parmakları kadar insan ellerinde silah da yok -belki avcılarda, çobanların birkaçında vardı onlar da dolma tüfek- karşıda düzenli, tam teçhizatlı düşman askeri birliğine karşı durdular?
Bunun mantığını kim anlatacak?
Gençler sessiz…
Devamla, korumasız, silahsız ve umutsuz kalan millet can korkusuyla çareyi kaçmakta görmüş ama düşmanın yakaladığı yerde hem canından, hem namusundan olmuş.
Burada olan; can korkusuyla unuttukları imanları, dolayısıyla ahiret ve Allah'a verecekleri hesabı hatırlamış olacaklar ki; ölmeleri muhakkak olan bu direnişi gerçekleştirmişler.
Ne var o imanda; düşmandan kaçarken ölürsen ebedi cehennemdesin, çarpışarak ölürsen şehitsin, kalırsan da gazi… Ve Allah'ın huzuruna alnı açık olarak çıkarsın.
İşte bu imanla işgalci Fransız ordusuna karşı durmuşlar. Neticede Fransız-Ermeni karma ordusunun yarıya yakını helak edilmiş, geri kalanı da esir alınmıştır.
Gençler soruyor: 40-45 kişi nasıl kuşatıp esir almışlar?
Gençler, bizim millet olarak en büyük gücümüz imanımızdır. O imanda Allah'ın yardımı sözkonusu. Allah, zafer murat ettiği topluluğa şehitlerini, veli kullarını, meleklerini yardıma gönderir ki burada da olan odur. Bu nedenle düşman askerleri, "bu bir avuç insana nasıl teslim oldunuz?" sorusuna, "siz bunların yanındaki yeşil sarıklıları görmüyor musunuz?" diye cevaplamışlardır. Bu yakın tarih Kıbrıs çıkarmasında da yaşanmıştır. Savaşa katılan askerler, mücahitler hatta Denktaş hatıralarında bahsetmişlerdir.
Söz buraya gelmişken Allah'ın bu husustaki hükmünü hatırlamakta fayda var: "O güçlü düşman karşısında, 'bugün bize Allah yeter' dediler, Allah da onları galip getirdi. Az az toplulukları, çok çok topluluklara galip getiren O'dur. Zafer ancak Allah'tandır."
Birbirlerine baktılar! Şaşkındılar. Nasıl şaşırmasınlar ki, 1500-1600 civarında Fransız-Ermeni karma ordusu, onların karşısında, bir kısmı kadın, çoban, avcı, toplam 40-45 Müslüman Türk insanı.
Sordum; Fransızlar karaya nereden çıktılar? Mersin Limanından.
Hiç mi insan yoktu? Vardı.
Vardı ama vatan toprağında devlet olmadığı için maldan vazgeçip, canlarını, namuslarını korumak için dağlara kaçtılar.
Ermeniler ve işbirlikçiler hariç.
İstiklâl Harbi öncesi dedelerimizin kaç kaç diye anlattıkları çileli zamanlar.
Kaçtılar ama yakalandıkları yerde can da gitti, namus da…
Peki, burada ne oldu da bir elin parmakları kadar insan ellerinde silah da yok -belki avcılarda, çobanların birkaçında vardı onlar da dolma tüfek- karşıda düzenli, tam teçhizatlı düşman askeri birliğine karşı durdular?
Bunun mantığını kim anlatacak?
Gençler sessiz…
Devamla, korumasız, silahsız ve umutsuz kalan millet can korkusuyla çareyi kaçmakta görmüş ama düşmanın yakaladığı yerde hem canından, hem namusundan olmuş.
Burada olan; can korkusuyla unuttukları imanları, dolayısıyla ahiret ve Allah'a verecekleri hesabı hatırlamış olacaklar ki; ölmeleri muhakkak olan bu direnişi gerçekleştirmişler.
Ne var o imanda; düşmandan kaçarken ölürsen ebedi cehennemdesin, çarpışarak ölürsen şehitsin, kalırsan da gazi… Ve Allah'ın huzuruna alnı açık olarak çıkarsın.
İşte bu imanla işgalci Fransız ordusuna karşı durmuşlar. Neticede Fransız-Ermeni karma ordusunun yarıya yakını helak edilmiş, geri kalanı da esir alınmıştır.
Gençler soruyor: 40-45 kişi nasıl kuşatıp esir almışlar?
Gençler, bizim millet olarak en büyük gücümüz imanımızdır. O imanda Allah'ın yardımı sözkonusu. Allah, zafer murat ettiği topluluğa şehitlerini, veli kullarını, meleklerini yardıma gönderir ki burada da olan odur. Bu nedenle düşman askerleri, "bu bir avuç insana nasıl teslim oldunuz?" sorusuna, "siz bunların yanındaki yeşil sarıklıları görmüyor musunuz?" diye cevaplamışlardır. Bu yakın tarih Kıbrıs çıkarmasında da yaşanmıştır. Savaşa katılan askerler, mücahitler hatta Denktaş hatıralarında bahsetmişlerdir.
Söz buraya gelmişken Allah'ın bu husustaki hükmünü hatırlamakta fayda var: "O güçlü düşman karşısında, 'bugün bize Allah yeter' dediler, Allah da onları galip getirdi. Az az toplulukları, çok çok topluluklara galip getiren O'dur. Zafer ancak Allah'tandır."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem / diğer yazıları
- Dr. Yasemin Köker: Paylaşmak güzeldir / 03.02.2025
- Nurcan Karakaya: Sene 2040 / 19.12.2024
- İlyas Güneştekin: İsrail’in önündeki bir engel daha kalktı / 13.12.2024
- MELEK KERESTECİ : Vatan sevgisi imandandır / 11.03.2024
- R.Sümeyye Aydın: Hüseyin Baş’ın mücadelesi / 27.05.2023
- FATİH KIVIK: Son çağın bilgesi Prof. Dr. Haydar Baş hocamız / 18.04.2023
- ALİ HAMZA AYDIN: Millete rağmen o koltukta oturulmaz / 28.03.2023
- FATIMA ZEHRA AYDIN: Milletimiz Ata’sını arıyor-1 / 16.02.2023
- Şener KONUKSEVEN: Canım vatanım / 01.11.2022
- Ali Hamza Aydın: Kim bu Hasan Yeşildağ? / 25.08.2022
- Nurcan Karakaya: Sene 2040 / 19.12.2024
- İlyas Güneştekin: İsrail’in önündeki bir engel daha kalktı / 13.12.2024
- MELEK KERESTECİ : Vatan sevgisi imandandır / 11.03.2024
- R.Sümeyye Aydın: Hüseyin Baş’ın mücadelesi / 27.05.2023
- FATİH KIVIK: Son çağın bilgesi Prof. Dr. Haydar Baş hocamız / 18.04.2023
- ALİ HAMZA AYDIN: Millete rağmen o koltukta oturulmaz / 28.03.2023
- FATIMA ZEHRA AYDIN: Milletimiz Ata’sını arıyor-1 / 16.02.2023
- Şener KONUKSEVEN: Canım vatanım / 01.11.2022
- Ali Hamza Aydın: Kim bu Hasan Yeşildağ? / 25.08.2022