Bir hafta kadar önce bir internet sitesinde, "Türkiye'de kimse bilmiyor. Rusya'da tanımayan yok!" başlıklı haberi görünce, çok heyecanlandım, işte dedim, Haydar Baş Hocamızın Moskova zaferini gören birileri nihayet çıkmış. Haberin üzerine iki "tık" yaptık, karşımıza popçu bir delikanlı çıktı. Samimi söylüyorum, kendimizden şüphelendik. Çeşitli sağlık sorunları sebebiyle bilgisayar başında sürekli yarım saat kalamıyoruz. Biraz çalışıp epeyce dinlenmemiz gerekiyor. Gözlerde de ufak tefek sorunlar var. Galiba dedik, yanlış haber tıkladık. Geri dönüp aynı şeyi bir kez daha yaptık, evet, yine o çocuk. İyisi mi dedik, okuyalım şu haberi. Okuduk… Popçu bir delikanlı imiş. Yedi yıl önce Rusya'ya yerleşmiş. Pop türü şarkılar yapmış. Rusya'da deprem olmuş amma sarsıntısı Türkiye'den hissedilmemiş. Neyse, bu haberle Türkiye'den de hissedildi. Ne büyük nimet! Harca harca bitmez… Delikanlıya başarılarının devamını diliyor Türk medyasına da sevgi ve saygılarımızı arz ediyoruz! İnsan gerçekten de şaşırıyor. Yazılı ve görüntülü medya insana tüküren keçiyi, aynada gördüğü kendini rakibi sanıp saldıran kediyi haber yapıyor, ekranlara taşıyor da, bir Türk evladının Rusya Parlamentosu Duma'da parlamenterler, ekonomistler ve Putin'in danışmanları tarafından en az dört saat dinlenmesini görmezlikten geliyor. Ey millet! Rusya'ya mahkûm ve mecbursunuz. Çünkü o devlet Birleşmiş Milletlerde veto hakkı olan dünyanın ikinci süper gücü ve tarih boyunca Türkiye ile olumlu-olumsuz sürekli ve yoğun bir ilişki içersinde olmuş, hâlâ da oluyor. Doğalgazda ona bağımlısın. Sen Suriye'nin içişlerine karışıyorsun, bir de bakıyorsun ki aslında Rusya'nın içişlerine karışmışsın. Rusya şimdi Haydar Baş Hocamızın Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet Proje'sini bütünüyle uygulayacak; ekonomik olarak misliyle katlanacak… Bu seni etkilemeyecek mi? İnsan yanı başındaki böyle bir deprem karşısında bu işin uzmanını hem de kendi milletinden uzmanını, millete hizmetten men eder mi? Sizin yaptığınız bu. Duma'nın daveti ve Moskova'ya gidecekler Türkiye'nin Moskova Elçiliğine bir yazı ile bildirilmiş. İnsan hiç olmazsa havaalanında karşılar, hoş geldin der, tebrik eder. PKK'lı teröristlerle kucaklaşan Kışanak'lar için aynı şey yapılsa elçilik ayağa kalkar, ellerinden gelse Kışanak'ın uçağını havada karşılar… Peki, nedir bu kıskançlığın sebebi. Sebep çoktur. Meselâ: 1. ABD, AB ve Liberalizm'e göbekten bağımlılık. 2. Kıskançlık. 3. Körlük. 4. Kalplerin mühürlenmiş olması. 5. Bütün bunların birkaçı yahut hepsi birden… Ne söylersek söyleyelim, yürüyen ölüleri diriltemiyor, uyuyan gafilleri uyaramıyoruz… Pes mi edilecek, elbette ki hayır... Tabii ki netice almak, sonuçlarını kendi ülkemizde görmek isteriz. Hem de çok isteriz. Amma, takdir Allah(c.c.)'tan der, yürüyüşümüze devam ederiz. Yapılacak yeni şeyler mutlaka var. Mesela arz ederiz ki… Şöyle ya da böyle Türkiye'de az da olsa "kitap okunuyor". Merkezi yerlerdeki kitap evlerine gittiğimizde maşallah marketler gibi yoğun olduğuna şahit oluyoruz. Öyleyse… Hocamızın bu iki eserini Moskova zafer ve seferini vurgulayan yeni kapaklar içerisinde ve belki de yeniden dizerek Türkiye'deki bütün kitapçılarda okur ile buluşturmak. Mutlaka faydası olacaktır. Hatta bu iş geç kalınmış bir iştir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Hasan Demir / diğer yazıları
- Artık yeter! / 02.11.2015
- Artık yeter! / 28.09.2015
- Sandıktan ne çıkacak! / 21.09.2015
- Böyle milliyetçilik olur mu? / 12.09.2015
- AKP başımıza neler getirecek! / 11.09.2015
- Şehit ve gaziden korkanlar! / 07.09.2015
- Kripto Ermeniler! / 29.08.2015
- Atatürk sandıktan çıkmadı! / 24.08.2015
- Bu ne biçim üslup böyle! / 22.08.2015
- Asalet nerede? / 16.08.2015
- Artık yeter! / 28.09.2015
- Sandıktan ne çıkacak! / 21.09.2015
- Böyle milliyetçilik olur mu? / 12.09.2015
- AKP başımıza neler getirecek! / 11.09.2015
- Şehit ve gaziden korkanlar! / 07.09.2015
- Kripto Ermeniler! / 29.08.2015
- Atatürk sandıktan çıkmadı! / 24.08.2015
- Bu ne biçim üslup böyle! / 22.08.2015
- Asalet nerede? / 16.08.2015