Mübarek Recep ayından sonra, Şaban ayını da tamamlamak üzereyiz. Derken rahmet, mağfiret ve kurtuluş ayı Ramazan ayına ramak kaldı. Cuma günü oruçlu olacağız.
Her Ramazan ayının gelişiyle, eski Ramazanların özlemi dillendiriliyor.
Nerede o eski üç aylarımız, üç aylarımızı süsleyen mübarek Regaib, Mirac ve Berat kandillerimiz, diye içlenenlere çokça rastladım son günlerde… Bu hayıflanmalar, nerede o eski Ramazanlar, diyeceğimizin de işaretidir adeta.
Üç aylar aynı üç aylar, mübarek kandiller aynı kandiller, onlardaki ilahi tecelliler aynı… Lakin muhatap olan gönüller farklı!
Ramazan ayı, takvim yapraklarına değil, gönüllere geliyor, gönüllerle geliyor.
Kandillerin bereketi de öyle… İlahi tecellileri ve bereketi devşiren, gönüllerdir.
Yüce Allah, ilahi rahmet, ilahi muştu, müjde ve mübeşşiratını dünyada ve ahirette dostlarının gönüllerine lütfettiğini beyan buyuruyor (Yunus Suresi, 10 / 62-64).
İlahi kural bu… “Bu ilahi kuralda değişme olmaz” buyuruluyor (Yunus Suresi, 10 / 64).
Hak katından ilahi rahmet ve bereketin indirildiği “hak kaynağa gönül kabını dayamayan”ın gönlü dolar mı hiç?!
Gök kapılarından sağnak sağnak rahmet inse; şayet gönül kabımız kaynağa konulu değilse, gönül frekanslarımız ayarlı değil ve kasvetle kaplı ise kalb dolmaz, gönül tınmaz.
Bizim Yunus, “Çeşmelerden bardağun doldurmadan kor isen / Bin yıl da anda dursa kendü dolası değil” demiyor mu?!
Eski Ramazanlar değil, aslında insanın aradığı ve özlemini çektiği; eski gönlünü arıyor kullar…
Ramazan aynı Ramazan, kandiller aynı kandiller, Allah dostları ahir zamanın gereği sayıca azalsa da aynı dostlardır; lakin farklılaşan gönüllerdir, kasvet bağlayan kalplerdir... Ne yapsın kandiller, ne yapsın Ramazan, ne yapsın erenler!
Yaşadığımız sürecin “ahir zaman” olması münasebetiyle yüzlerini perdeledikleri dört parmak sakalla, üzerlerine geçirdikleri sarık, cübbe ve şalvar kostümüyle “evliya” pozuna bürünerek Müslümanları gayr-ı Müslimlere emir eri ve köle yapan, Rasulullah’ın beyanıyla “kuzu postuna bürünmüş kurt”lar elbette var olacaktır (Taberanî, el-Evsat, V/126; Hakim, el-Müstedrek, III/386).
Lakin Mü’min olma basireti, gönüllerdeki İslam ve iman ölçüleri, bu “kuzu postuna bürünmüş İslamcı kurtlar”ın maskelerini düşürecek kıratta olmalıdır.
Gönüllerini ve paçalarını bu kurtlara kaptıranların Ramazanlarında bereket mi kalır!
Herkesin Ramazanı gönlü kadardır, kandili de… Bu bakımdan gönül seferberliğine girmemiz, fırsat elden gitmeden kendimize dönmemiz, gönül kaplarımızı Yunus Suresi’nde haber verilen ilahi muştuların lütfedildiği dostların gönüllerine ayarlamamız, istikamet bulmamamız kaçınılmazdır.
Aks halde ihtiraslar, olaylar, objeler, günübirlik meşgaleler dolduruyor gönüllerimizi… Kasvet kaplıyor kalblerimiz!
Ahirete bakan gözümüz kararıyor. Dünyevileşiyoruz. Ebedi hayata hazırlıklarımızı ihmal ediyor, ağırdan alıyoruz. Adeta kazık çakmaya çalışıyoruz dünyaya!
Dimağımız marazlanıyor, gönlümüz illet kapıyor. İbadetten zevk alan gönül duyularımız köreliyor.
Üç ayları, kandiller gelip geçiyor, tınmıyoruz. Ramazan gelip çatıyor; ah nerde o eski Ramazanlar deyip geçiriyoruz.
Halbuki Ramazan gönüllere geliyor, Ramazan bereketi gönüllerle geliyor.
Bu gönül kıvamını yakaladığımızda, Ramazanlarımız eski Ramazan olacak, eskilerimizin Ramazanı olacak, göreceksiniz!
Ramazan’ın gölgesinin üzerimize düştüğü şu son günlerimizi, gönül hazırlığına ayıralım. Tevbe, istiğfar, Rasulullah’a ve Ehl- Beyt’ine salat ü selam, Kur’an-ı Kerim tilaveti, Hak dostlarının sohbeti ve zikrullah meclislerine devam etmek, gönüllerdeki kasvetin dağılması için güzel fırsatlardır. İbadetlerin zevki ve bereketi elde edilmeye başlar. Gönüller açılar. Şeytanlar bağlanır, ilahi rahmet sağanaklaşır. Kasvet dağılır. Rahmet kaplar her yanı…
İşte o zaman eski gönüller geri gelir, eski Ramazanlar geri döner. Böylece artık eski Ramazanlar değil, yeni Ramazanların zevki ve feyzi menkıbe olur.
Böylesi gönül ve böylesi Ramazan için birbirimize duacı olmak dileğimle...v
Her Ramazan ayının gelişiyle, eski Ramazanların özlemi dillendiriliyor.
Nerede o eski üç aylarımız, üç aylarımızı süsleyen mübarek Regaib, Mirac ve Berat kandillerimiz, diye içlenenlere çokça rastladım son günlerde… Bu hayıflanmalar, nerede o eski Ramazanlar, diyeceğimizin de işaretidir adeta.
Üç aylar aynı üç aylar, mübarek kandiller aynı kandiller, onlardaki ilahi tecelliler aynı… Lakin muhatap olan gönüller farklı!
Ramazan ayı, takvim yapraklarına değil, gönüllere geliyor, gönüllerle geliyor.
Kandillerin bereketi de öyle… İlahi tecellileri ve bereketi devşiren, gönüllerdir.
Yüce Allah, ilahi rahmet, ilahi muştu, müjde ve mübeşşiratını dünyada ve ahirette dostlarının gönüllerine lütfettiğini beyan buyuruyor (Yunus Suresi, 10 / 62-64).
İlahi kural bu… “Bu ilahi kuralda değişme olmaz” buyuruluyor (Yunus Suresi, 10 / 64).
Hak katından ilahi rahmet ve bereketin indirildiği “hak kaynağa gönül kabını dayamayan”ın gönlü dolar mı hiç?!
Gök kapılarından sağnak sağnak rahmet inse; şayet gönül kabımız kaynağa konulu değilse, gönül frekanslarımız ayarlı değil ve kasvetle kaplı ise kalb dolmaz, gönül tınmaz.
Bizim Yunus, “Çeşmelerden bardağun doldurmadan kor isen / Bin yıl da anda dursa kendü dolası değil” demiyor mu?!
Eski Ramazanlar değil, aslında insanın aradığı ve özlemini çektiği; eski gönlünü arıyor kullar…
Ramazan aynı Ramazan, kandiller aynı kandiller, Allah dostları ahir zamanın gereği sayıca azalsa da aynı dostlardır; lakin farklılaşan gönüllerdir, kasvet bağlayan kalplerdir... Ne yapsın kandiller, ne yapsın Ramazan, ne yapsın erenler!
Yaşadığımız sürecin “ahir zaman” olması münasebetiyle yüzlerini perdeledikleri dört parmak sakalla, üzerlerine geçirdikleri sarık, cübbe ve şalvar kostümüyle “evliya” pozuna bürünerek Müslümanları gayr-ı Müslimlere emir eri ve köle yapan, Rasulullah’ın beyanıyla “kuzu postuna bürünmüş kurt”lar elbette var olacaktır (Taberanî, el-Evsat, V/126; Hakim, el-Müstedrek, III/386).
Lakin Mü’min olma basireti, gönüllerdeki İslam ve iman ölçüleri, bu “kuzu postuna bürünmüş İslamcı kurtlar”ın maskelerini düşürecek kıratta olmalıdır.
Gönüllerini ve paçalarını bu kurtlara kaptıranların Ramazanlarında bereket mi kalır!
Herkesin Ramazanı gönlü kadardır, kandili de… Bu bakımdan gönül seferberliğine girmemiz, fırsat elden gitmeden kendimize dönmemiz, gönül kaplarımızı Yunus Suresi’nde haber verilen ilahi muştuların lütfedildiği dostların gönüllerine ayarlamamız, istikamet bulmamamız kaçınılmazdır.
Aks halde ihtiraslar, olaylar, objeler, günübirlik meşgaleler dolduruyor gönüllerimizi… Kasvet kaplıyor kalblerimiz!
Ahirete bakan gözümüz kararıyor. Dünyevileşiyoruz. Ebedi hayata hazırlıklarımızı ihmal ediyor, ağırdan alıyoruz. Adeta kazık çakmaya çalışıyoruz dünyaya!
Dimağımız marazlanıyor, gönlümüz illet kapıyor. İbadetten zevk alan gönül duyularımız köreliyor.
Üç ayları, kandiller gelip geçiyor, tınmıyoruz. Ramazan gelip çatıyor; ah nerde o eski Ramazanlar deyip geçiriyoruz.
Halbuki Ramazan gönüllere geliyor, Ramazan bereketi gönüllerle geliyor.
Bu gönül kıvamını yakaladığımızda, Ramazanlarımız eski Ramazan olacak, eskilerimizin Ramazanı olacak, göreceksiniz!
Ramazan’ın gölgesinin üzerimize düştüğü şu son günlerimizi, gönül hazırlığına ayıralım. Tevbe, istiğfar, Rasulullah’a ve Ehl- Beyt’ine salat ü selam, Kur’an-ı Kerim tilaveti, Hak dostlarının sohbeti ve zikrullah meclislerine devam etmek, gönüllerdeki kasvetin dağılması için güzel fırsatlardır. İbadetlerin zevki ve bereketi elde edilmeye başlar. Gönüller açılar. Şeytanlar bağlanır, ilahi rahmet sağanaklaşır. Kasvet dağılır. Rahmet kaplar her yanı…
İşte o zaman eski gönüller geri gelir, eski Ramazanlar geri döner. Böylece artık eski Ramazanlar değil, yeni Ramazanların zevki ve feyzi menkıbe olur.
Böylesi gönül ve böylesi Ramazan için birbirimize duacı olmak dileğimle...v
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019


































































































