Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, ekonomik, siyasi, hukuki, teknik, ahlaki, kültürel ve de dini her sahada taşları yerli yerine oturtuyor.Esasen Sayın Baş'ın yaptığı yeni bir şeyler icat etmek değil, her sahadaki bütün ölçüleri Allah'ın muradına ve insanın fıtratına uygun hale getirmektir. Milli Ekonomi Modeli, insanların tarih içerisinde nefsi bakış açılarıyla, egoizmle ortaya koydukları insanın yapısına uymayan görüş ve uygulamaları, merkezi insanı koyarak yeniden düzenlemektedir.Devletin millete hizmet misyonu, paranın amaç değil, araç olduğu, tüketimin teşvik edilmesinin zorunluluğu, devletin gelirlerinin adil bir şekilde millete pay edilmesi, tarımın stratejik olması ve daha birçok husus zaten olmazsa olmaz kurallardır ve MEM bunların hepsini cem etmiş ve sistemleştirmiştir.Türk milletini Ehl-i Beyt sevdasıyla nakış nakış işlenmiş şanlı ve şerefli bir tarihten bugün batının taşeronu ve kölesi haline getiren sürecin sebeplerini de Prof. Dr. Baş'ın tespitlerinden anlamaktayız.Öncelikle Sayın Baş, bu makus kaderin başlangıcının Türk milletinin Ehl-i Beyt'e sırt dönmesiyle başladığını her fırsatta vurgulamaktadır. İslam'ın, Kur'an'ın ve Sünnet'in anlaşılmasında ve yaşanmasında kıyamete kadar sürecek olan tek canlı kaynak Ehl-i Beyt'tir.Ehl-i Beyt'e sırt dönüldüğünde, Allah'ın muradından da sapmalar başlar ve yaşanan din olarak da ifade edilse o Allah'ın murat ettiği din değil, nefislerin icat ettiği din olur.Ehl-i Beyt anlayışından uzak olan din, Allah'a ulaştıran yol değil, şahsi ya da toplumsal menfaatlerin korunmasında bir araç haline gelir ki bu Allah'ın maksadından çok uzaktır.Şimdi önemine binaen Prof. Dr. Haydar Baş'ın Pazartesi yayınlanan Haftanın Sohbeti programında bu noktada altını çizdiği, ikaz ettiği hususları bir daha hatırlatalım.Sayın Baş, bugün Türk milletinin gerçekleri görememesinin en büyük nedeninin ülkemizde bugüne kadar hakim olan İslam zihniyeti olduğunu vurgulayarak, bu zihniyetin gerçekte İslam'la uzaktan yakından bir alakasının olmadığını belirtmektedir."Sakalın, cübbenin, şalvarın adına Müslümanlık dediler, Müslümanlığın manasını yok etiler. Sünnet diyorsun, misvakla dişlerini fırçalamak sünnet diyorlar" ifadelerini kullanan Sayın Baş, gerçek sünnetin ne olduğu konusunda, "Koskocaman İslam'ın uygulanışıdır sünnet. İslam'ın uygulanmasının adı, sünnettir. Sünnetin adı da farzdır. Ama Hocam, misvak kullanmak sünnet değil mi? O milyarda birdir. Sen milyarı inkâr ediyorsun sonra da 'misvak sünnettir' diyorsun. E ben o sünneti misvakla yapmam, fırçayla yaparım. Efendim o daha efdaldir, ayrı konu. Mesele burada dişlerini temizlemendir. Ağzını bir defa yıkamazsın, misvakı bir defa sürdün, temizlendin öyle mi?" ikazını yaptı.Tarih boyunca baktığımızda Emevi, Abbasi dönemlerinde de, Osmanlı döneminde de birçok defa masum insanların ölüm fetvaları verilmiş ve bunlar din adına yapılmıştır.Kur'an'ın ve sünnetin, haksız yere bir Müslüman'ın, bir insanın ölümüne ve de bu cinayeti işleyenlere bakışı açık ve net olmasına rağmen, tarihin birçok döneminde Müslümanlar, insanlar din gerekçe gösterilerek katledilmiştir.Bugün bunun son örneklerini İslam coğrafyasında, Suriye'de, Irak'ta görmekteyiz. Bir taraftan birçok masum Müslüman kadın, çocuk, erkek tekbirlerle katledilirken, diğer taraftan başta Türkiye, Mısır olmak üzere sakallı, cübbeli, din etiketli birileri bu cinayetlerin fetvalarını vermekteler?Prof. Dr. Haydar Baş, "Ayete, sünnete ve hadise ters düşen her görüş batıldır" temel ölçüsüne vurgu yaparak hangi gerekçeyle olursa olsun bu cinayetleri işleyenlerin din dairesinde kalamayacağını belirtiyor.Sayın Baş, Şii-Sünni tüm Müslümanların Ehl-i Beyt'in gemisinde bir ve beraber olmasının gerekliliğini her zaman ifade etmiştir.Ehl-i Beyt öyle bir merkezdir ki, sadece İslam dünyasına değil, tüm insanlığa barış ve huzur getirecektir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025