Soros destekli ve ABD taşeronluğu yapan basın ve medya kuruluşları, Ortadoğu’yu ABD’nin şekillendirmesine hizmet eden yanlı haberler vermeye devam ediyor.
ABD’nin Ortadoğu’da en büyük hedefi Şii-Sünni çatışmasını çıkartmaktır ve oluşturulan haberler hep bu amaca yöneliktir. Son çıkan bir haber şöyle:
“İran’dan sızarak Şemdinli, Yüksekova ve Çukurca’ya saldırı planlayan PKK’nın yeni planı deşifre oldu… Silahlı ve bombalı saldırılara örgütün İran topraklarındaki kamplarından da 100- 150 arasında teröristin katılacağı yönünde 'duyum' alındı. İran'dan girecek bu teröristlerin Kuzey Irak'taki kamplardan yurda sızacak 400 teröristle birleşme planı yaptığı rapor edildi…” Vesaire vesaire…
Bir de günün şartlarına ve amacına uygun Suriyeli bir PKK lideri, Fehman Hüseyin’i buldular ha bre reklamını yapıp duruyorlar. Bazıları için Fehman Hüseyin’in PKK’lı olmasından ziyade Suriyeli olması önemli…
Amaca hizmet etmesi için teröristbaşının Suriyeli ya da İranlı olması gerekiyor, bu bağlamda sıcak çatışmalar noktasında APO’nun ve Karayılan’ın pabucu dama atılmış durumda…
Amaç, İran ve Suriye’yi teröre destek veren ülkeler olarak lanse edebilmek.
Böylece hem Türk milletini, ABD’nin talep ettiği Türkiye-İran, Türkiye-Suriye çatışmasına ikna edebilmek; hem de “bu ülkeler teröre destek veriyorlar” diyerek ABD ve İsrail’in menfaatleri için BM’yi yaptırıma, NATO’yu da müdahaleye zorlamak.
İşin cazip kısmı da bu İslam ülkelerine müdahale için Müslüman Türkiye’nin bu çağrıyı yapması…
BOP planlayıcılarının bu hedeflerini ifade ettikten sonra dilerseniz gerçekten İran ve Suriye PKK terörüne destek verebilir mi bunu irdeleyelim.
PKK, İran’da Pejak ismiyle, Suriye’de farklı bir isimle anılsa da, aslında PKK, PKK’dır.
PKK’nın ve versiyonlarının görevi, Türkiye’de kuzey Kürdistan, İran’da doğu Kürdistan, Suriye’de ise batı Kürdistan kurulana kadar bu ülkeleri angaje tutmaktır. Bu ifadeyi Türkiye için bir Amerikalı general kullanıyor, biz diğer ülkeler için de genişletmiş olduk.
Irak’ta güney Kürdistan fiili anlamda kurulduğu için Irak’ın PKK versiyonu artık peşmerge askeri olarak görev(!) yapmaktadır. Yani Irak için angaje görevi bitmiştir.
İran’ın PKK ile mücadelesi dillere destandır, teröre asla göz açtırmamaktadır. PKK İran’a girmeye cesaret edememektedir, çünkü bulundukları yerde idam edilmektedir.
Şimdi durum buyken, haberde iddia edildiği gibi kalkıp da 150 PKK’lı teröristin İran’dan gelip Türkiye’ye girmesi yalan haberden öteye geçmektedir ve komşu ülke İran’ı ABD adına karalama hedefi taşımaktadır.
Suriye için uydurulan haberler de aynı amaca hizmet etmektedir.
Baktılar ki Türk milleti Suriye ya da İran’a müdahale konusunda ikna olmuyor, en hassas noktadan, terör konusundan yola çıkarak ikna yöntemlerini kullanmaya başladılar. Eğer Esad yönetimi terörü Türkiye aleyhinde kullanmak isteseydi bunu en güçlü zamanında yapardı. Dışarıdan sızan ve maalesef Türkiye’nin de desteklediği terör oluşumlarının Suriye’nin kuzeyini istikrarsızlaştırdığı bir ortamda PKK’nın buralara sızmış olması Esad yönetiminin sorumluluğunda değildir.
PKK’nın Suriye’nin kuzeyine sızmasında ve bu sebeple güney sınırlarımızın istikrarsızlaşmasında Türkiye’nin son zamanlarda uyguladığı Suriye politikasının etkisi büyüktür. İran’ı ve Suriye’yi tehdit eden teröristlerle Türkiye’de kan döken teröristler farklı kişiler değildir.
Onlara bu terör görevini veren ülkelerle bir olup, terör mağduru Suriye ve İran’a karşı
politikalar belirliyoruz. Bu adımlar terörü azaltmaz daha da artırır.
ABD’nin Ortadoğu’da en büyük hedefi Şii-Sünni çatışmasını çıkartmaktır ve oluşturulan haberler hep bu amaca yöneliktir. Son çıkan bir haber şöyle:
“İran’dan sızarak Şemdinli, Yüksekova ve Çukurca’ya saldırı planlayan PKK’nın yeni planı deşifre oldu… Silahlı ve bombalı saldırılara örgütün İran topraklarındaki kamplarından da 100- 150 arasında teröristin katılacağı yönünde 'duyum' alındı. İran'dan girecek bu teröristlerin Kuzey Irak'taki kamplardan yurda sızacak 400 teröristle birleşme planı yaptığı rapor edildi…” Vesaire vesaire…
Bir de günün şartlarına ve amacına uygun Suriyeli bir PKK lideri, Fehman Hüseyin’i buldular ha bre reklamını yapıp duruyorlar. Bazıları için Fehman Hüseyin’in PKK’lı olmasından ziyade Suriyeli olması önemli…
Amaca hizmet etmesi için teröristbaşının Suriyeli ya da İranlı olması gerekiyor, bu bağlamda sıcak çatışmalar noktasında APO’nun ve Karayılan’ın pabucu dama atılmış durumda…
Amaç, İran ve Suriye’yi teröre destek veren ülkeler olarak lanse edebilmek.
Böylece hem Türk milletini, ABD’nin talep ettiği Türkiye-İran, Türkiye-Suriye çatışmasına ikna edebilmek; hem de “bu ülkeler teröre destek veriyorlar” diyerek ABD ve İsrail’in menfaatleri için BM’yi yaptırıma, NATO’yu da müdahaleye zorlamak.
İşin cazip kısmı da bu İslam ülkelerine müdahale için Müslüman Türkiye’nin bu çağrıyı yapması…
BOP planlayıcılarının bu hedeflerini ifade ettikten sonra dilerseniz gerçekten İran ve Suriye PKK terörüne destek verebilir mi bunu irdeleyelim.
PKK, İran’da Pejak ismiyle, Suriye’de farklı bir isimle anılsa da, aslında PKK, PKK’dır.
PKK’nın ve versiyonlarının görevi, Türkiye’de kuzey Kürdistan, İran’da doğu Kürdistan, Suriye’de ise batı Kürdistan kurulana kadar bu ülkeleri angaje tutmaktır. Bu ifadeyi Türkiye için bir Amerikalı general kullanıyor, biz diğer ülkeler için de genişletmiş olduk.
Irak’ta güney Kürdistan fiili anlamda kurulduğu için Irak’ın PKK versiyonu artık peşmerge askeri olarak görev(!) yapmaktadır. Yani Irak için angaje görevi bitmiştir.
İran’ın PKK ile mücadelesi dillere destandır, teröre asla göz açtırmamaktadır. PKK İran’a girmeye cesaret edememektedir, çünkü bulundukları yerde idam edilmektedir.
Şimdi durum buyken, haberde iddia edildiği gibi kalkıp da 150 PKK’lı teröristin İran’dan gelip Türkiye’ye girmesi yalan haberden öteye geçmektedir ve komşu ülke İran’ı ABD adına karalama hedefi taşımaktadır.
Suriye için uydurulan haberler de aynı amaca hizmet etmektedir.
Baktılar ki Türk milleti Suriye ya da İran’a müdahale konusunda ikna olmuyor, en hassas noktadan, terör konusundan yola çıkarak ikna yöntemlerini kullanmaya başladılar. Eğer Esad yönetimi terörü Türkiye aleyhinde kullanmak isteseydi bunu en güçlü zamanında yapardı. Dışarıdan sızan ve maalesef Türkiye’nin de desteklediği terör oluşumlarının Suriye’nin kuzeyini istikrarsızlaştırdığı bir ortamda PKK’nın buralara sızmış olması Esad yönetiminin sorumluluğunda değildir.
PKK’nın Suriye’nin kuzeyine sızmasında ve bu sebeple güney sınırlarımızın istikrarsızlaşmasında Türkiye’nin son zamanlarda uyguladığı Suriye politikasının etkisi büyüktür. İran’ı ve Suriye’yi tehdit eden teröristlerle Türkiye’de kan döken teröristler farklı kişiler değildir.
Onlara bu terör görevini veren ülkelerle bir olup, terör mağduru Suriye ve İran’a karşı
politikalar belirliyoruz. Bu adımlar terörü azaltmaz daha da artırır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025