17 Aralık tarihi yaklaşırken, Fener Rum Patrikhanesi Türkiye'nin hassas durumunu fırsat bilip önemli atılımlar yapıyor.
1 Aralıkta İstanbul Ritz Carlton Otelinde Patrik Bartholomeos onuruna bir yemek veriliyor. Bu yemeğin davetiyesinde Bartholomeos'tan ekümenik olmanın yanında, Yeni Roma (Bizans) ve Konstantinapolis'in baş piskoposu olarak bahsedilmektedir.
Davetiyede bahsedilen Yeni Roma neresidir? Fatih'in bize emanet olarak bıraktığı güzel İstanbul'umuzdan hangi hakla Konstantinapolis şeklinde ifade edilebilir? Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre bu açık ve net bir şekilde suç değil midir? Hükümet ve içişleri, ulusal güvenliğimizi ve milli bütünlüğümüzü tehdit eden bu olaya niçin dur demiyor?
Bu soruların cevabını aziz Türk milleti acilen beklemektedir.
Diğer taraftan ekümeniklik iddiasıyla Bartholomeos Fatih müftülüğüne bağlı bir din adamlığından öte, dünya Ortodokslarının liderliğini hedefleyerek esasen siyasi bir kişiliğe doğru da adım atmaktadır. "Yeni Roma" ifadesi de bu siyasi hedefi doğrulamaktadır.
2 Aralıkta da Ankara Hilton Otelinde, ABD büyükelçisi Eric Edelman onuruna bir resepsiyon tertip edildi. Yine davetiyesinde Bartholomeos'tan "ekümenik" olarak bahsedilmektedir.
Bu davetiye, ABD'nin de patriğin ekümenikliğini desteklediğini ve hatta bir nevi tanınmasını teşvik ettiğini ispatlamaktadır.
En ilginci de bu resepsiyon davetiyeleri TBMM'ye de gönderiliyor ve sadece 100 tane milletvekili tepki olarak Edelman'a mektup gönderiyorlar.
Devletin yönetiminden sorumlu irade ulusal güvenliğimizi tehdit eden böyle bir suç unsuruna hem oldukça az sayıda tepki gösteriyor, hem de meclis dışındaki bir muhalefet partisinin elemanları gibi veya sivil toplum örgütleri gibi tepki gösteriyor. Yahu siz devletin yönetiminden, birlik ve beraberliğinden, ulusal güvenliğinden sorumlu siyasi irade değil misiniz, bu ne biçim tepki?
Yoksa alınmayacağımızı net olarak ifade etmelerine rağmen, hayal ürünü olan bir AB uğruna, bu konuda da mı duyarsız kalacağız? Binlerce şehit vererek bize miras kalan fetih ºehri aziz İstanbul'umuzu göz göre göre, bir hiç uğruna bu aç gözlü haçlı dünyasına mı teslim edeceğiz?
Yazık, hem de ne yazık.
Geçenlerde Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın "Bizler Bizans'ın çocuklarıyız" demesi sizce tesadüf müdür, yoksa bu senaryonun bir parçası mıdır?
Batılıların, çıkarları konusunda tesadüfi konuştuğunu hiç şahit oldunuz mu? Zor. Çünkü uzmanlık sahaları bu.
Önemli bir gelişme de Vatikan'ın, yani Katolik dünyasının, dün diş bilediği Ortodoks dünyasına verdiği destek. 800 yıl önce Haçlı seferlerinde çalınan Ortodoks din adamlarının kemikleri geri iade edildi. 1200'lü yıllarda yapılan Haçlı seferinde Katolikler, İstanbul'u işgal edip her ºeyi yağmalamışlar ve bu kemikleri çalmışlardı. İşte o kemikleri bugün özür dileyerek teslim ediliyor.
Anlaşılan gerek patrikhane, gerekse ülkemizin bölünmesi konusunda bütün Haçlı dünyası birleşmiş durumda.
Sana azınlıklara bölün diyen Batı, dün diş bilediği mezheplerini bir arada topluyor.
Sence bunda bir gariplik yok mu?
Patriğin ekümenikliğini Papa 2. John Paul de tasdik etmektedir. 12 Haziran 2003'te, papanın göreve gelişinin 25. Yılı nedeniyle Ankara'da yapılan bir resepsiyonda konuşmacı olarak çağrılan Bartholomeos'tan "ekümenik" olarak bahsedilmiºtir.
Bütün bu olanlar bir senaryo dahilinde gerçekleºmektedir.
İstanbul sur içinde Vatikan benzeri bir din devletinden bahsedilmektedir.
Devlet içinde devlet.
Cumhuriyetimizi bize emanet eden Mustafa Kemal Atatürk'ün Patrikhane ve de Ruhban Okulu için düşündüklerini ve de ifade ettiklerini asla unutmayalım.
Tarihte atalarımızın tecrübe ettiklerinden istifade
edelim.
1 Aralıkta İstanbul Ritz Carlton Otelinde Patrik Bartholomeos onuruna bir yemek veriliyor. Bu yemeğin davetiyesinde Bartholomeos'tan ekümenik olmanın yanında, Yeni Roma (Bizans) ve Konstantinapolis'in baş piskoposu olarak bahsedilmektedir.
Davetiyede bahsedilen Yeni Roma neresidir? Fatih'in bize emanet olarak bıraktığı güzel İstanbul'umuzdan hangi hakla Konstantinapolis şeklinde ifade edilebilir? Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre bu açık ve net bir şekilde suç değil midir? Hükümet ve içişleri, ulusal güvenliğimizi ve milli bütünlüğümüzü tehdit eden bu olaya niçin dur demiyor?
Bu soruların cevabını aziz Türk milleti acilen beklemektedir.
Diğer taraftan ekümeniklik iddiasıyla Bartholomeos Fatih müftülüğüne bağlı bir din adamlığından öte, dünya Ortodokslarının liderliğini hedefleyerek esasen siyasi bir kişiliğe doğru da adım atmaktadır. "Yeni Roma" ifadesi de bu siyasi hedefi doğrulamaktadır.
2 Aralıkta da Ankara Hilton Otelinde, ABD büyükelçisi Eric Edelman onuruna bir resepsiyon tertip edildi. Yine davetiyesinde Bartholomeos'tan "ekümenik" olarak bahsedilmektedir.
Bu davetiye, ABD'nin de patriğin ekümenikliğini desteklediğini ve hatta bir nevi tanınmasını teşvik ettiğini ispatlamaktadır.
En ilginci de bu resepsiyon davetiyeleri TBMM'ye de gönderiliyor ve sadece 100 tane milletvekili tepki olarak Edelman'a mektup gönderiyorlar.
Devletin yönetiminden sorumlu irade ulusal güvenliğimizi tehdit eden böyle bir suç unsuruna hem oldukça az sayıda tepki gösteriyor, hem de meclis dışındaki bir muhalefet partisinin elemanları gibi veya sivil toplum örgütleri gibi tepki gösteriyor. Yahu siz devletin yönetiminden, birlik ve beraberliğinden, ulusal güvenliğinden sorumlu siyasi irade değil misiniz, bu ne biçim tepki?
Yoksa alınmayacağımızı net olarak ifade etmelerine rağmen, hayal ürünü olan bir AB uğruna, bu konuda da mı duyarsız kalacağız? Binlerce şehit vererek bize miras kalan fetih ºehri aziz İstanbul'umuzu göz göre göre, bir hiç uğruna bu aç gözlü haçlı dünyasına mı teslim edeceğiz?
Yazık, hem de ne yazık.
Geçenlerde Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın "Bizler Bizans'ın çocuklarıyız" demesi sizce tesadüf müdür, yoksa bu senaryonun bir parçası mıdır?
Batılıların, çıkarları konusunda tesadüfi konuştuğunu hiç şahit oldunuz mu? Zor. Çünkü uzmanlık sahaları bu.
Önemli bir gelişme de Vatikan'ın, yani Katolik dünyasının, dün diş bilediği Ortodoks dünyasına verdiği destek. 800 yıl önce Haçlı seferlerinde çalınan Ortodoks din adamlarının kemikleri geri iade edildi. 1200'lü yıllarda yapılan Haçlı seferinde Katolikler, İstanbul'u işgal edip her ºeyi yağmalamışlar ve bu kemikleri çalmışlardı. İşte o kemikleri bugün özür dileyerek teslim ediliyor.
Anlaşılan gerek patrikhane, gerekse ülkemizin bölünmesi konusunda bütün Haçlı dünyası birleşmiş durumda.
Sana azınlıklara bölün diyen Batı, dün diş bilediği mezheplerini bir arada topluyor.
Sence bunda bir gariplik yok mu?
Patriğin ekümenikliğini Papa 2. John Paul de tasdik etmektedir. 12 Haziran 2003'te, papanın göreve gelişinin 25. Yılı nedeniyle Ankara'da yapılan bir resepsiyonda konuşmacı olarak çağrılan Bartholomeos'tan "ekümenik" olarak bahsedilmiºtir.
Bütün bu olanlar bir senaryo dahilinde gerçekleºmektedir.
İstanbul sur içinde Vatikan benzeri bir din devletinden bahsedilmektedir.
Devlet içinde devlet.
Cumhuriyetimizi bize emanet eden Mustafa Kemal Atatürk'ün Patrikhane ve de Ruhban Okulu için düşündüklerini ve de ifade ettiklerini asla unutmayalım.
Tarihte atalarımızın tecrübe ettiklerinden istifade
edelim.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025