AB ve ABD'nin yerli taşeronluğunu yapan basınımız, daha şimdiden, önümüzdeki Salı gerçekleşecek olan Papa'nın ziyaretine Türkiye'yi ve Türk milletini hazırlama gayretinde.Sanki çok masumane bir ziyaretmiş gibi ülkemize olan faydalarından bahsedip duruyorlar, hatta biraz daha ileri giderek "Papa'nın niyeti şöyle, niyeti böyle" diyerek Papa'nın sözde maksadını bile sayfalara, ekranlara yansıtıyorlar.Yok efendim, Papa Peygamber Efendimize hakaret ettiğinden dolayı İslam dünyasını üzmüş, en iyi özür dileme mekanı Türkiye'ymiş. Bunu iddia eden basın mensupları gayet iyi biliyorlar ki, Papa'nın Türkiye'ye geliş tarihi, Hz. Peygambere hakaret etmeden çok önceleri belliydi. Taşeron basının böyle bir yalanla kimin avukatlığını kime karşı yaptıkları merak konusu.Yok efendim, Papa'nın ülkemize gelişi AB sürecimiz için bulunmaz bir fırsatmış. Niçin? Papa Türk milletini topyekün vaftiz mi edecek? Siz hala AB'ye girebileceğimize mi inanıyorsunuz? Topyekün vaftiz olsak, boynumuza Haç'ı taksak dahi, sizce AB bizi alacak mı? Kesinlikle hayır. Lütfen uykudan uyanalım artık, kendimizi boş hayallerle kandırmayalım.Geçtiğimiz Pazar Çağlayan'da Bağımsız Türkiye mitinginde konuşan Prof. Dr. Haydar Baş şu önemli gerçeğin altını çizdi:"AB; 6 bin yıllık Türk tarihinin, 15 asırlık İslam'ın, 83 yıllık Cumhuriyetimizin AB mezarlığına gömülmesidir. AB demek, Kıbrıs'ı Rum'a teslim etmek demektir. AB demek, 1974'te Barış Harekatıyla aldığımız Kıbrıs'ı kaybettiğimiz gibi Akdeniz'i tehdit altında bırakmaktır. AB Türkiye'nin her türlü yer altı kaynaklarına el konulması demektir. AB Türkiye topraklarının satışı demektir?"Yok efendim, papa'nın gelişiyle Türkiye'nin dünyada tanıtımı yapılacakmış, bu ziyaret vesilesi ile dünyada milyarlarca insan, medyadan Türkiye'yi modern, tarihi, kültürel, turistik, vs. yönleri ile izleyecek, Türkiye'nin bölgedeki ve dünyadaki yeri, rolü, köprü işlevi daha iyi anlaşılacakmış.Hangi tarih, hangi kültür, hangi yönler, hangi köprü? Papa Patrikhane'de ayin yapacak, Ayasofya'da ayin yapacak ve eski Bizans kalıntılarını ziyaret edecek. O gelip senin tarihini mi tanıtacak, yoksa Bizans'ın varlığını teyit edip tekrar canlandırma yoluna mı gidecek?Papa'nın Türkiye'ye gelişiyle Türkiye mi tanıtılacak, yoksa Bizans ve kendisini onun temsilcisi olarak gören Patrik mi? Türkiye sizce nasıl tanıtılacak? Acaba Bizans'ın, Doğu Roma'nın topraklarında bir işgalci olarak mı?Hangi köprüden bahsediliyor? İslam dünyasının BOP kapsamında Haçlı dünyasının ve İsrail'in oyuncağı haline gelmesine mi köprü olunacak? Sizce AB, azınlık vakıflarının tarihi mallarının geriye iade edilmesini neden istiyor?Sizce Papa Ayasofya'da ısrarla bir dua yapmak neden istiyor?Sizce Papa, yıllarca mücadele ettiği, zıt düştüğü Ortodoks kilisesini neden ziyaret ediyor ve burada niçin ayin yapacak?Sizce Papa, papa olmadan önce Katoliklik dışında başka din tanımayan, hatta Katolik olmayanların asla kurtulamayacağını her fırsatta söylerken, hazırladığı raporlarda bunu ifade ederken, niçin yüzseksen derece bir dönüş yaparak Patrikhane'nin ekümenikliği mücadelesine yardımcı oluyor? Babasının hayrına mı? Asla asla asla hayır.Papa'nın gerçek niyetini ve amacını Prof. Dr. Haydar Baş mitingde özetle ifade etti: "Papa Bizans'ı hortlatmak için geliyor"Bilindiği gibi 1453 İstanbul'un fethinden önce Ortodoks ve Katolikler işbirliği halindeydiler ve Avrupa ülkeleri Ortodoksluğun merkezi olan Bizans imparatorluğunun savunmasına her türlü desteği sağlıyorlardı. Fetihle beraber bu birliktelik bozuldu ve Fatih, Ortodoksları yanına çekmeyi başardı. Yıllarca Ortodokslar Osmanlı'nın şemsiyesi altında yaşadılar. Osmanlı'nın son dönemlerinde Batılılar, azınlık hakları adı altında -bugün de bunun üzerinde duruyorlar, sadece dini değil, etnik ayrımcılığı da körüklüyorlar- Patrikhane'yi yanlarına çekmeyi başardılar, içeriden bir kale haline getirdiler.Kurtuluş Savaşı öncesi Patrikhane'nin ve Ruhban okulu mezunlarının Rum çetelerine ve Yunan işgaline verdikleri destek tarihi delilleriyle ortadadır.Hatta Atatürk işgale destek veren Patrikhane için "Fesat yuvası" ifadesini kullanmıştır ve Yunanistan'a gönderilmesini istemiştir. O dönem Lozan'la beraber Patrikhane'nin ekümenikliği rafa kaldırılmış ve Eyüp Kaymakamlığına bağlanmıştır. Sadece belirli sayıda bir Rum azınlığın dini ibadetlerini karşılama yetkisi verilmiştir. Bugün yaşadığımız süreç ise Patrikhane'yi yeniden Osmanlı'nın son dönemlerindeki konumuna taşımaktadır ve sonucu bellidir.Papa'nın bu gelişi bu süreci hızlandıracaktır.Bir sonraki adım ise Ayasofya da dahil olmak üzere azınlıklara mal iadesi kapsamında bir takım mülklerin Patrikhane'ye verilmesi olacaktır. Ardından da özel statüsü olan bir site devleti için AB, Türkiye'ye baskı yapacaktır.Sizce bu süreç işler mi?Mevcut siyasilerimiz AB hayaline öyle bir kendilerini kaptırmışlar ki, Kıbrıs'a hayır diyemedikleri gibi buna da hayır diyemeyecekler. Bu siyasi taviz anlayışı devam ettiği müddetçe elimizde ne İstanbul kalacak, ne Trabzon, ne de Ege.İnşallah millet olarak bir an önce aklımız başımıza gelir de oynanan oyunların farkına varırız ve demokratik hakkımız olan oylarımızı bu süreçlere imza atanlara değil, bu ülkeyi aynen Atatürk'ün yaptığı gibi milli projelerle şaha kaldıracak liderlere veririz. Zararın neresinden dönülse kardır.Aksi takdirde bu süreç devam ettiği müddetçe ne toprağımız kalacak ne de biz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025