Kurulduğundan bu güne ABD'nin ve üye dahi olmayan İsrail'in çıkarlarına hizmet eden, Türkiye gibi ülkelere de hiçbir faydası olmayan NATO'da üye devletler arasında finans kavgası yaşanıyor. Bu kavganın temelinde; elbette ki, milli paralar ekseninde oluşan yeni dünya düzeninde, ABD'nin dolarına talebin azalması, AB'nin ise Euro para birliği sebebiyle dağılmaya yüz tutması var.
NATO'nun finans krizi epey zamandır gündemdeydi ama özellikle ABD Savunma Bakanı James Mattis'in, Brüksel'de yapılan NATO Savunma Bakanları Toplantısı'nda kullandığı ifadeler tartışmaları daha da alevlendirdi. Mattis, NATO ülkelerine savunma harcamalarını artırmaya ilişkin taahhütlerini yerine getirmeleri çağrısı yaptı, aksi takdirde ABD'nin İttifak'a karşı taahhütlerini azaltabileceği uyarısında bulundu.
Mattis "Amerikalı vergi mükellefleri Batı değerlerinin savunulması için orantısız paylaşımın yükünü taşımaya devam edemez. Amerikalılar, sizin çocuklarınızın gelecekteki güvenliğine, sizden daha fazla önem veremez" dedi.
NATO ülkeleri ortak savunma harcamaları için üye ülkelerin gayri safi yurt içi hasılalarının yüzde 2'si oranında artış yapmaları kararı almıştı. Şimdiye kadar 28 ülkeden sadece beşinin bunu yerine getirdiği belirtiliyor. Bu ülkeler ABD, İngiltere, Estonya, Yunanistan ve Polonya. Dikkat ederseniz Almanya, Fransa gibi AB'nin lokomotif ülkeleri dahi bu taahhüdü yerine getiremediği görülüyor.
İngiliz basını, Mattis'in bu uyarısını, "ABD NATO'ya harcamalarla ilgili ültimatom verdi" başlığıyla haber yaptı. Bu ültimatoma AB'den cevap gecikmedi.
AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Münih Güvenlik Konferansı'nda yaptığı konuşmada, savunma harcamalarının yüzde 2 oranında gerçekleşmesi durumunda Almanya'nın bütçe fazlası verememiş olacağını anlattı ve "Amerikalılar yıllardır savunma harcamalarının artırılması mesajını veriyor. Bizlerin buna itilmesine son derece karşıyım" dedi.
Juncker, güvenliğin sadece savunma harcamalarının artırılmasıyla sağlanamayacağını belirterek, "Amerikalı dostlarımızın güvenlik kavramını sadece askeriye ile sınırlandırmasından hoşlanmıyorum" ifadelerini kullandı ve Avrupalıların savunma harcamalarını daha iyi ve verimli yapması gerektiğini vurguladı.
Batılı ülkelerin atlatamadıkları küresel kriz, doğal olarak onların başta savunma ve işgal olmak üzere tüm politikalarına yansıyor. Bu sebeple ABD, İslam ülkelerini parçalama, kendisine ve İsrail'e vatan açma projesi olan Büyük Ortadoğu Projesi'ne devam edebilmek için özellikle Körfez ülkelerini kullanmanın derdinde?
Örneğin ABD'nin yeni Başkanı olan Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı basın açıklamasında, Suriye'de oluşturulacak güvenli bölgelerin finansörlüğünü Körfez ülkelerinin yapacağını belirterek, "Onlarda paradan başka bir şey yok" ifadelerini kullanmıştı. Müttefiklerini köle gören, hakaret etmekten de hiç çekinmeyen bir ABD?
Peki, NATO'da finans çatlağı var da, Körfez ülkelerinin durumu nasıl? Dilerseniz, Körfez ülkelerinin lokomotifi olan Suudi Arabistan'dan biraz bahsedelim.
Rusya'ya yönelik, ABD'nin petrol fiyatlarını düşük tutma baskısıyla ekonomisi iyice perişan olan Suudi Arabistan, yine ABD'nin iteklemesiyle girdiği Yemen savaşında iyice iflas etmiş durumda? 2 yıla yakındır devam eden Yemen savaşının Suudi Arabistan'a toplam faturası 1 trilyon 500 milyar doları aşmış vaziyette? Savaş süresince 7 adet fırkateyn imha edilirken, Suudi Arabistan, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri, Sudan ve Mısır'a ait pek çok savaş uçağı düşürüldü. Bunun da ötesinde 10 binden fazla Suud askeri de öldürüldü. Suudi Arabistan şu ana kadar hiçbir askeri başarı elde edemedi.
Suud Yemen'e operasyon düzenledikçe, ona uçak, tank, gemi satan ve roket, mermi satan, askeri uydularını kullandıran ABD milyarlarca dolar para kazandı. Sadece 2 askeri uydunun maliyeti 1 milyar 800 milyon dolar, Awacs uçağının 1 saatlik maliyeti ise 250 bin dolar?
Bloomberg'in raporuna göre şu anda, ülkenin yatırımcıları ve prensleri krallıktan kaçıyorlar. Ulusal öfke de gitgide büyüyor. Bu öfkenin merkezinde ise, yaşam standartlarının hızla düşüşü, "Aramco" şirketi de dahil olmak üzere petrol sektörünün özelleştirilmesi, vergilerin yükselmesi, ulusal para biriminin değer kaybetmesi gibi nedenler bulunuyor.
Suudi Arabistan'ın durumu bu da diğer Körfez ülkelerinin durumu farklı mı? Elbette ki değil? İnşallah dünya genelinde barış galip gelir de, kan ve gözyaşından beslenenler daha fazla hayal kırıklığına uğrarlar.
NATO'nun finans krizi epey zamandır gündemdeydi ama özellikle ABD Savunma Bakanı James Mattis'in, Brüksel'de yapılan NATO Savunma Bakanları Toplantısı'nda kullandığı ifadeler tartışmaları daha da alevlendirdi. Mattis, NATO ülkelerine savunma harcamalarını artırmaya ilişkin taahhütlerini yerine getirmeleri çağrısı yaptı, aksi takdirde ABD'nin İttifak'a karşı taahhütlerini azaltabileceği uyarısında bulundu.
Mattis "Amerikalı vergi mükellefleri Batı değerlerinin savunulması için orantısız paylaşımın yükünü taşımaya devam edemez. Amerikalılar, sizin çocuklarınızın gelecekteki güvenliğine, sizden daha fazla önem veremez" dedi.
NATO ülkeleri ortak savunma harcamaları için üye ülkelerin gayri safi yurt içi hasılalarının yüzde 2'si oranında artış yapmaları kararı almıştı. Şimdiye kadar 28 ülkeden sadece beşinin bunu yerine getirdiği belirtiliyor. Bu ülkeler ABD, İngiltere, Estonya, Yunanistan ve Polonya. Dikkat ederseniz Almanya, Fransa gibi AB'nin lokomotif ülkeleri dahi bu taahhüdü yerine getiremediği görülüyor.
İngiliz basını, Mattis'in bu uyarısını, "ABD NATO'ya harcamalarla ilgili ültimatom verdi" başlığıyla haber yaptı. Bu ültimatoma AB'den cevap gecikmedi.
AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Münih Güvenlik Konferansı'nda yaptığı konuşmada, savunma harcamalarının yüzde 2 oranında gerçekleşmesi durumunda Almanya'nın bütçe fazlası verememiş olacağını anlattı ve "Amerikalılar yıllardır savunma harcamalarının artırılması mesajını veriyor. Bizlerin buna itilmesine son derece karşıyım" dedi.
Juncker, güvenliğin sadece savunma harcamalarının artırılmasıyla sağlanamayacağını belirterek, "Amerikalı dostlarımızın güvenlik kavramını sadece askeriye ile sınırlandırmasından hoşlanmıyorum" ifadelerini kullandı ve Avrupalıların savunma harcamalarını daha iyi ve verimli yapması gerektiğini vurguladı.
Batılı ülkelerin atlatamadıkları küresel kriz, doğal olarak onların başta savunma ve işgal olmak üzere tüm politikalarına yansıyor. Bu sebeple ABD, İslam ülkelerini parçalama, kendisine ve İsrail'e vatan açma projesi olan Büyük Ortadoğu Projesi'ne devam edebilmek için özellikle Körfez ülkelerini kullanmanın derdinde?
Örneğin ABD'nin yeni Başkanı olan Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı basın açıklamasında, Suriye'de oluşturulacak güvenli bölgelerin finansörlüğünü Körfez ülkelerinin yapacağını belirterek, "Onlarda paradan başka bir şey yok" ifadelerini kullanmıştı. Müttefiklerini köle gören, hakaret etmekten de hiç çekinmeyen bir ABD?
Peki, NATO'da finans çatlağı var da, Körfez ülkelerinin durumu nasıl? Dilerseniz, Körfez ülkelerinin lokomotifi olan Suudi Arabistan'dan biraz bahsedelim.
Rusya'ya yönelik, ABD'nin petrol fiyatlarını düşük tutma baskısıyla ekonomisi iyice perişan olan Suudi Arabistan, yine ABD'nin iteklemesiyle girdiği Yemen savaşında iyice iflas etmiş durumda? 2 yıla yakındır devam eden Yemen savaşının Suudi Arabistan'a toplam faturası 1 trilyon 500 milyar doları aşmış vaziyette? Savaş süresince 7 adet fırkateyn imha edilirken, Suudi Arabistan, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri, Sudan ve Mısır'a ait pek çok savaş uçağı düşürüldü. Bunun da ötesinde 10 binden fazla Suud askeri de öldürüldü. Suudi Arabistan şu ana kadar hiçbir askeri başarı elde edemedi.
Suud Yemen'e operasyon düzenledikçe, ona uçak, tank, gemi satan ve roket, mermi satan, askeri uydularını kullandıran ABD milyarlarca dolar para kazandı. Sadece 2 askeri uydunun maliyeti 1 milyar 800 milyon dolar, Awacs uçağının 1 saatlik maliyeti ise 250 bin dolar?
Bloomberg'in raporuna göre şu anda, ülkenin yatırımcıları ve prensleri krallıktan kaçıyorlar. Ulusal öfke de gitgide büyüyor. Bu öfkenin merkezinde ise, yaşam standartlarının hızla düşüşü, "Aramco" şirketi de dahil olmak üzere petrol sektörünün özelleştirilmesi, vergilerin yükselmesi, ulusal para biriminin değer kaybetmesi gibi nedenler bulunuyor.
Suudi Arabistan'ın durumu bu da diğer Körfez ülkelerinin durumu farklı mı? Elbette ki değil? İnşallah dünya genelinde barış galip gelir de, kan ve gözyaşından beslenenler daha fazla hayal kırıklığına uğrarlar.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Öcalan açılımı, terörsüz Türkiye’ye götürür mü? / 10.04.2025
- Siyasette 3. yol tek seçenek / 09.04.2025
- Milli Ekonomi Modeli’ne artık duyarsız kalabilir miyiz? / 08.04.2025
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- Siyasette 3. yol tek seçenek / 09.04.2025
- Milli Ekonomi Modeli’ne artık duyarsız kalabilir miyiz? / 08.04.2025
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025