Yaşanan ekonomik buhranın karşısında Dünya'yı bekleyen tehlike kapıya dayandı. İnsanoğlu ekonomik darboğazın etkisiyle şimdi sosyal çöküntü dönemine geçti. Bütün ekonomik gelişmeler doğal olarak insanı etkiliyor. Ama en çok inancı zayıf olan, toplumsal birlikteliğini kaybetmiş ve değerleri alt üst olmuş toplumları mahvediyor.Yıllar önce Prof. Dr. Haydar Baş Beyefendi'nin Japonya hakkında söyledikleri kulak arkası edilmişti. Dünden bu yana Japon basını acı bir gerçeği tartışıyor. Sadece Nisan ayında toplam 100 kişi intihar etmiş Japonya'da. Birincil sebep ise ekonomik çöküş. Basın, nasıl yapacağız şimdi, bir de sosyal çöküntü başladı diyerek feveran ediyor.Duruma el koyanlara bakılınca işin farklı bir yönü de ortaya çıkıyor. İntiharları engellemek ve intihar yönelimi olan işini kaybetmiş olan insanlar için kurulan cemiyetler harıl harıl çalışıyor. Bunlardan biri de Lifelink adında bir sivil toplum örgütü. Örgüt İllinois'te 1895 yılında kurulmuş. Dünya Kiliseler Birliği tarafından kurulan örgüt şimdi de Dünya'nın dört bir tarafında ekonomik açıdan buhrana düşmüş patronları ve işçileri iyi etmek(!) için daha doğrusu içlerine almak için çaba sarf ediyor. Yukarıda adı geçen sadece bir örnek olarak duruyor önümüzde. Ekonomik krizleri fırsata çevirmek üzere tüm misyoner gruplar yıllarca bankalarda biriktirdikleri paralar ve ellerinde kitaplarıyla kapı kapı geziyorlar. Bu ekonomik dar boğazdan hatta sefaletten daha büyük bir tehlike? Yani kapitalizm batarken de dini kullanmayı problem olarak görmüyor.Kapitalizm son çırpınışlarını verirken aynı Haçlı zihniyetiyle hareket ediyor ve misyonerlik yoluyla bu durumdan kendine pay çıkarmaya ve belki kurtulmanın hesabını yapıyor. Kapitalizm batıyor ama batarken batırmayı gözüne kestirmiş bir anlayışı sergiliyor. Ekonomik bağımsızlığın önemi sadece ekonomi ile sınırlandırılamaz. İşte bu olay bunun bir kanıtıdır. Ekonomik bağımsızlık aynı zamanda sosyal hayatın da maneviyatın da gelişim zemini açısından önem arz ediyor. Bu değerleri çok önceden bilen Prof. Dr. Haydar Baş Beyefendi de bu sosyal içerik için Sosyal Devlet Milli Devlet Tezi'ni ortaya koymuştu. İleriyi görmek böyle bir durum olsa gerek. Ekonomik gelişimlerin ya da çöküşlerin sosyal hayatı birebir etkilediğini görerek Milli Ekonomi Modeli'ni bu tezle desteklemek ancak mükemmellikle, milli ve manevi değerleri kuşatan olmakla açıklanabilir. Dünya bu dertten, bu kapitalizmden kurtulmak için daha ne kadar bedel ödeyecek bilmiyorum. Aman dikkat bu aralar kapıları çalıp, defter kitap uzatarak gelenlere hazır olun. Misyonerlik bu buhranlı dönemde daha da hortlayacağa benziyor. Dünyanın dört bir tarafına dağılmış bu kadroların cirit attığı ülkemiz insanının uyanık olması ve kapıyı her çalana açmaması ve hakka sahip çıkması gerekiyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cüneyt Sezer / diğer yazıları
- Durun demek zor mu efendiler? / 29.07.2009
- Fark var, yola devam martavalı / 23.07.2009
- Demek ki neymiş? / 22.07.2009
- Bilen var bilmeyen var / 16.07.2009
- Gana ile Türkiye arasındaki / 14.07.2009
- TÜSİAD, abisinin emrine uydu / 20.06.2009
- Hisarcıklıoğlu'ndan sanatsal yaklaşımlar / 18.06.2009
- Hırsıza ikram adet olmuş / 16.06.2009
- Başbakan'ın dilinden anlayan var mı? / 13.06.2009
- Magazin ekonomisi / 06.06.2009
- Fark var, yola devam martavalı / 23.07.2009
- Demek ki neymiş? / 22.07.2009
- Bilen var bilmeyen var / 16.07.2009
- Gana ile Türkiye arasındaki / 14.07.2009
- TÜSİAD, abisinin emrine uydu / 20.06.2009
- Hisarcıklıoğlu'ndan sanatsal yaklaşımlar / 18.06.2009
- Hırsıza ikram adet olmuş / 16.06.2009
- Başbakan'ın dilinden anlayan var mı? / 13.06.2009
- Magazin ekonomisi / 06.06.2009