3 Kasım seçimlerinin kilit gündemini AB oluşturuyor.
Her parti bu mevzunun etrafında siyasi bir kariyer peşinde.
Seçime katılacak 23 partinin 22'sinin AB yanlısı bir tutum izlediğine defalarca şahit olduk. Bu durumun tek istisnası, Bağımsız Türkiye Partisi'dir.
Milletvekili aday listelerinin tespiti sırasında yaptığı aday yoklamaları ile güvendiği kurmaylarının seçmen nezdinde kaybolan itibarı ile sarsılan MHP, bu zamana kadarki AB yanlısı tutumundan çark etmek zorunda kaldı.
Liderlerce samimi bulunmayan bu son değişiklik, MHP'nin özellikle tabandaki kan kaybını durdurma çabaları olarak yorumlanıyor.
Milliyetçi Hareket, bu noktada barajı geçebilmek maksadıyla halkı aldatma yolunu seçmiştir.
Zira MHP, seçim sürecine kadar AB'nin sonuna kadar destekçisi idi.
İktidar ortağı olarak hükümette yer aldıkları 3,5 yıllık dönem; AB'ye üyelik uğruna en ağır tavizlerin yerine getirildiği, Kıbrıs ve Ege'nin Yunanistan'ın emellerine bırakıldığı ve en önemlisi 30 bin şehidimize mal olan terörist hareketin başını idamdan döndüren süreçtir. Ve tamamında, Sn. Bahçeli'nin imzası vardır.
MHP'nin özellikle idamın terör suçları için kaldırılmasını öngören madde hakkında gösterdiği sahte itirazlar şaşırtıcıdır. Zira, bu madde, komisyon aşamasında görüşülürken, kendilerinin engelliyici yönde oy kullanmamaları sayesinde meclis gündemine gelebilmiştir.
MHP, idam ile ilgili maddenin mecliste kabulünde kilit partidir.
Millete ve değerlerine tamamen kulaklarını kapayarak desteklenen bu kararlar, seçim arefesinde bu sebeple baş ağrıtmaktadır.
Son manevralarının gerçekten uzak olduğu ise, tabanın ve seçmenin dikkatinden kaçmamaktadır.
Kendi destekleriyle kanunlaşan bu dinamit hükümetleri, şimdi Anayasa Mahkemesi'ne götürerek iptalini talep etmek, MHP'nin barajı aşmasına da, kaybettiği prestiji kazanmasına da yetmeyecektir.
Seçim arefesinde, AB'yi seçim yatırımına dönüştürmeye çabalayan bir diğer parti ANAP. Siyasi kariyerini bitirme noktasına gelen Sn. Yılmaz, bu hızlı çöküşün sebebi olan AB'yi son ana kadar bırakmamaya kararlı gözüküyor.
MHP'nin seçim sürecinde, AB uyum yasalarından 6'sını Anayasa Mahkemesi'ne götürme kararına karşın, ANAP lideri de bu durumda, hükümetten çekilme sinyalleri verdi. Konuşmasında;
AB'nin üyelik şartlarını yıl sonuna kadar tamamlamak gerektiğine dikkat çekerek, "Ya MHP hükümetten çekilmeli ya da AB'ye sonuna kadar sahip çıkacak yeni bir hükümet bu dönemde iş başına getirilmelidir" diyor.
Sn. Yılmaz, halkın nezdinde bu kadar zayıf bir kamuoyu desteğine inmesinin sebebinin onda kopuk siyaset olduğunu henüz anlayamadı.
Son anda bu inceliği fark eden MHP ise, treni çoktan kaçırmıştır.
AB taraftarı diğer partilerin durumu da farklı değildir.
Siyasetin esası millet adına, millet yararına yapılmasıdır.
Görünen tabloda, AB'nin millet yararına olmadığını, millet, siyasilerden önce keşfetmiştir.
Bu sebeple tercihi; AB'ye tam bir teslimiyetle hizmete uğraşan partiler değil; 'Tam Bağımsız ve lider bir Türkiye için AB'ye hayır!' diyen Bağımsız Türkiye Partisi'nedir.
Gelinen nokta ve kamuoyu yoklamaları bunun ispatıdır.
Her parti bu mevzunun etrafında siyasi bir kariyer peşinde.
Seçime katılacak 23 partinin 22'sinin AB yanlısı bir tutum izlediğine defalarca şahit olduk. Bu durumun tek istisnası, Bağımsız Türkiye Partisi'dir.
Milletvekili aday listelerinin tespiti sırasında yaptığı aday yoklamaları ile güvendiği kurmaylarının seçmen nezdinde kaybolan itibarı ile sarsılan MHP, bu zamana kadarki AB yanlısı tutumundan çark etmek zorunda kaldı.
Liderlerce samimi bulunmayan bu son değişiklik, MHP'nin özellikle tabandaki kan kaybını durdurma çabaları olarak yorumlanıyor.
Milliyetçi Hareket, bu noktada barajı geçebilmek maksadıyla halkı aldatma yolunu seçmiştir.
Zira MHP, seçim sürecine kadar AB'nin sonuna kadar destekçisi idi.
İktidar ortağı olarak hükümette yer aldıkları 3,5 yıllık dönem; AB'ye üyelik uğruna en ağır tavizlerin yerine getirildiği, Kıbrıs ve Ege'nin Yunanistan'ın emellerine bırakıldığı ve en önemlisi 30 bin şehidimize mal olan terörist hareketin başını idamdan döndüren süreçtir. Ve tamamında, Sn. Bahçeli'nin imzası vardır.
MHP'nin özellikle idamın terör suçları için kaldırılmasını öngören madde hakkında gösterdiği sahte itirazlar şaşırtıcıdır. Zira, bu madde, komisyon aşamasında görüşülürken, kendilerinin engelliyici yönde oy kullanmamaları sayesinde meclis gündemine gelebilmiştir.
MHP, idam ile ilgili maddenin mecliste kabulünde kilit partidir.
Millete ve değerlerine tamamen kulaklarını kapayarak desteklenen bu kararlar, seçim arefesinde bu sebeple baş ağrıtmaktadır.
Son manevralarının gerçekten uzak olduğu ise, tabanın ve seçmenin dikkatinden kaçmamaktadır.
Kendi destekleriyle kanunlaşan bu dinamit hükümetleri, şimdi Anayasa Mahkemesi'ne götürerek iptalini talep etmek, MHP'nin barajı aşmasına da, kaybettiği prestiji kazanmasına da yetmeyecektir.
Seçim arefesinde, AB'yi seçim yatırımına dönüştürmeye çabalayan bir diğer parti ANAP. Siyasi kariyerini bitirme noktasına gelen Sn. Yılmaz, bu hızlı çöküşün sebebi olan AB'yi son ana kadar bırakmamaya kararlı gözüküyor.
MHP'nin seçim sürecinde, AB uyum yasalarından 6'sını Anayasa Mahkemesi'ne götürme kararına karşın, ANAP lideri de bu durumda, hükümetten çekilme sinyalleri verdi. Konuşmasında;
AB'nin üyelik şartlarını yıl sonuna kadar tamamlamak gerektiğine dikkat çekerek, "Ya MHP hükümetten çekilmeli ya da AB'ye sonuna kadar sahip çıkacak yeni bir hükümet bu dönemde iş başına getirilmelidir" diyor.
Sn. Yılmaz, halkın nezdinde bu kadar zayıf bir kamuoyu desteğine inmesinin sebebinin onda kopuk siyaset olduğunu henüz anlayamadı.
Son anda bu inceliği fark eden MHP ise, treni çoktan kaçırmıştır.
AB taraftarı diğer partilerin durumu da farklı değildir.
Siyasetin esası millet adına, millet yararına yapılmasıdır.
Görünen tabloda, AB'nin millet yararına olmadığını, millet, siyasilerden önce keşfetmiştir.
Bu sebeple tercihi; AB'ye tam bir teslimiyetle hizmete uğraşan partiler değil; 'Tam Bağımsız ve lider bir Türkiye için AB'ye hayır!' diyen Bağımsız Türkiye Partisi'nedir.
Gelinen nokta ve kamuoyu yoklamaları bunun ispatıdır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Abdulkadir Baş / diğer yazıları
- Gerçekleri görebilmek / 05.11.2002
- Ezilen halklar Türk'ün adaletini bekliyor / 03.11.2002
- Türkiye'nin gerçek dostu var mı? / 02.11.2002
- AB, Türkiye'nin kurtuluşu değil, sonudur / 01.11.2002
- Çeçen eyleminin ardından / 31.10.2002
- Milli kaynakları hayata geçirecek irade, milletin iradesidir / 29.10.2002
- Türk'e Türk'te başka dost yoktur / 28.10.2002
- Basının esas görevi / 27.10.2002
- İnsan hakları meselesi / 26.10.2002
- Milletçe aradığımızı bulduk / 24.10.2002
- Ezilen halklar Türk'ün adaletini bekliyor / 03.11.2002
- Türkiye'nin gerçek dostu var mı? / 02.11.2002
- AB, Türkiye'nin kurtuluşu değil, sonudur / 01.11.2002
- Çeçen eyleminin ardından / 31.10.2002
- Milli kaynakları hayata geçirecek irade, milletin iradesidir / 29.10.2002
- Türk'e Türk'te başka dost yoktur / 28.10.2002
- Basının esas görevi / 27.10.2002
- İnsan hakları meselesi / 26.10.2002
- Milletçe aradığımızı bulduk / 24.10.2002