Hükümetle memur sendikaları arasında, uzun zamandan beri yapılan görüşmeler-pazarlıklar fare doğurdu.
Sonuç fiyasko. Hükümetin, en son 160 milyon olarak vaad ettiği memur alacağını ödemeye dahi takatı yok.
Ankara yok artık.
IMF, sinekten yağ çıkartır gibi, Ankara'nın suyunu çıkardı.
Ankara'da IMF hakim diye haykırıyor Kamu-Sen ve KESK şimdi.
Öğleden sonra günaydın!
Biz bunu aylar önce söylemiştik. Dilimizde tüy bitmiş, kimse inanmamıştı.
KESK ve Kamu-Sen tecrübe edindiler nihayet. İttifakla bir şeyin altını çiziyorlar:
Ankara'da hükümet-mükümet yok, varsa yoksa IMF, Dünya Bankası?
Kamu-Sen Başkanı Bircan Akyıldız, dananın kuyruğunun koptuğu Cumartesi günü "Önümüzdeki görüntü, ne siyaset ne bürokrasidir, IMF ve Dünya Bankası'dır" açıklamasını yapıyor.
Öğleden sonra günaydın, sayın Akyıldız!
KESK Başkanı Sami Evren de "Sanki içerideki irade, hükümet iradesi değil, IMF iradesiydi" diyor.
Size de öğleden sonra günaydın sayın Evren.
Ankara'da iş gören, sözü geçen iradenin IMF olduğunu anladığınıza göre, artık hükümetin kapısında pineklemezsiniz, Başbakan'ın kapısını zorlamazsınız herhalde.
Gerçek iradeyi, asıl adresi bellediniz, ana kapıyı gördünüz, tanıdınız, kavradınız. Ankara'yı damardan, pardon IMF'den yakaladınız, ne mutlu size?
Dolayısıyla işi, baştan bağlamak lazım gelir.
Bundan böyle herhalde, etrafınızdaki tüm kamu çalışanlarını toplayıp IMF'nin kapısına dayanırsınız inşallah? Gerekirse o kapıyı kırarsınız; onlar da adam görmüş olurlar, Ulubatlı'nın torunlarını.
Yoksa; Ankara'da hangi kapıya giderseniz gidin, irtica hortlar diye Allah versin bile diyemezler, ancak, IMF versin, derler. Başka diyecek sözleri olmaz.
Yoook, biz IMF kapılarına kadar gidemeyiz derseniz, o zaman Ankara'daki IMF'cilerin tamamını temizlemek için işbaşı yapınız.
Kamu-Sen Başkanı, postu Ankara'ya serdi; açlık grevi başlattı. Netice alamaz. Dirisi alamadı da, baygını mı sonuç alacak?
Milletimiz aylardan beri açlık sınırında kıvranıyor, can çekişiyor; Ankara'dan tık var mı?
Yok. Olamaz zaten.
Ankara'nın tıklaması için dahi IMF'nin işmarı lazım, işmarı?
O halde, öyle, açlık grevi bahanesiyle baygın vaziyette Kızılay'da uzanma vakti değil şimdi.
Hem biraz da nefs muhasebesi yaparsanız, açlık grevi yerine "kendi bileklerinizi kesme grevi" yapma ihtimaliniz daha ağır basar.
Çünkü iktidardaki dostlarımız, IMF'nin kurallarına bağlı kalacaklarını ta seçim öncesinden deklare etmişlerdi. Bugün IMF'ci olmadılar ki? Güya inanmamazlıktan gelip onları Ankara'ya yerleştiren sizlersiniz. Şimdi öncelikle yapmanız gereken iş, bunları oraya getirmek için oy veren bileklerinize hesap sormanızdır, değil mi?
Hem, kendi düşen ağlamaz, derler.
O halde vakit, ne açlık grevi sebebiyle Ankara'da baygın yatma vaktidir, ne de hükümet kapısı diye zannettiğiniz kapıdan bir şey bekleyip pinekleme vaktidir.
Vakit, Ankara'dan topyekün IMF'cileri temizlemek için karar vaktidir? Sandık yaklaşıyor çünkü. Bu sandık, aynı zamanda sizin samimiyet testiniz olacak, unutmayın.
Sonuç fiyasko. Hükümetin, en son 160 milyon olarak vaad ettiği memur alacağını ödemeye dahi takatı yok.
Ankara yok artık.
IMF, sinekten yağ çıkartır gibi, Ankara'nın suyunu çıkardı.
Ankara'da IMF hakim diye haykırıyor Kamu-Sen ve KESK şimdi.
Öğleden sonra günaydın!
Biz bunu aylar önce söylemiştik. Dilimizde tüy bitmiş, kimse inanmamıştı.
KESK ve Kamu-Sen tecrübe edindiler nihayet. İttifakla bir şeyin altını çiziyorlar:
Ankara'da hükümet-mükümet yok, varsa yoksa IMF, Dünya Bankası?
Kamu-Sen Başkanı Bircan Akyıldız, dananın kuyruğunun koptuğu Cumartesi günü "Önümüzdeki görüntü, ne siyaset ne bürokrasidir, IMF ve Dünya Bankası'dır" açıklamasını yapıyor.
Öğleden sonra günaydın, sayın Akyıldız!
KESK Başkanı Sami Evren de "Sanki içerideki irade, hükümet iradesi değil, IMF iradesiydi" diyor.
Size de öğleden sonra günaydın sayın Evren.
Ankara'da iş gören, sözü geçen iradenin IMF olduğunu anladığınıza göre, artık hükümetin kapısında pineklemezsiniz, Başbakan'ın kapısını zorlamazsınız herhalde.
Gerçek iradeyi, asıl adresi bellediniz, ana kapıyı gördünüz, tanıdınız, kavradınız. Ankara'yı damardan, pardon IMF'den yakaladınız, ne mutlu size?
Dolayısıyla işi, baştan bağlamak lazım gelir.
Bundan böyle herhalde, etrafınızdaki tüm kamu çalışanlarını toplayıp IMF'nin kapısına dayanırsınız inşallah? Gerekirse o kapıyı kırarsınız; onlar da adam görmüş olurlar, Ulubatlı'nın torunlarını.
Yoksa; Ankara'da hangi kapıya giderseniz gidin, irtica hortlar diye Allah versin bile diyemezler, ancak, IMF versin, derler. Başka diyecek sözleri olmaz.
Yoook, biz IMF kapılarına kadar gidemeyiz derseniz, o zaman Ankara'daki IMF'cilerin tamamını temizlemek için işbaşı yapınız.
Kamu-Sen Başkanı, postu Ankara'ya serdi; açlık grevi başlattı. Netice alamaz. Dirisi alamadı da, baygını mı sonuç alacak?
Milletimiz aylardan beri açlık sınırında kıvranıyor, can çekişiyor; Ankara'dan tık var mı?
Yok. Olamaz zaten.
Ankara'nın tıklaması için dahi IMF'nin işmarı lazım, işmarı?
O halde, öyle, açlık grevi bahanesiyle baygın vaziyette Kızılay'da uzanma vakti değil şimdi.
Hem biraz da nefs muhasebesi yaparsanız, açlık grevi yerine "kendi bileklerinizi kesme grevi" yapma ihtimaliniz daha ağır basar.
Çünkü iktidardaki dostlarımız, IMF'nin kurallarına bağlı kalacaklarını ta seçim öncesinden deklare etmişlerdi. Bugün IMF'ci olmadılar ki? Güya inanmamazlıktan gelip onları Ankara'ya yerleştiren sizlersiniz. Şimdi öncelikle yapmanız gereken iş, bunları oraya getirmek için oy veren bileklerinize hesap sormanızdır, değil mi?
Hem, kendi düşen ağlamaz, derler.
O halde vakit, ne açlık grevi sebebiyle Ankara'da baygın yatma vaktidir, ne de hükümet kapısı diye zannettiğiniz kapıdan bir şey bekleyip pinekleme vaktidir.
Vakit, Ankara'dan topyekün IMF'cileri temizlemek için karar vaktidir? Sandık yaklaşıyor çünkü. Bu sandık, aynı zamanda sizin samimiyet testiniz olacak, unutmayın.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019