Türk milleti, vatanı uğruna her gün hala bir-iki evladını şehit vermeye devam ederken; Ankara'ya konuşlananlar, vatan topraklarının ecnebiye satılması için hala cüretkar adımlar atabiliyorlarsa, vay vatanın haline, vay devletin haline...! Olan da budur.AB, ABD ve IMF, Türk milletini kendi BOP planı içerisinde kullanabildiği kadar kullanmaya çalıştığını, son kullanma tarihi bittiğinde Saddam gibi bir tarafa atacağını, hatta "36 etnik parça"ya ayırıp lokma lokma yutacağını "çifte standartlı uyum dayatmaları" ile gösterirken; Ankara'ya konuşlananlar, ne pahasına olursa olsun "ABD'nin stratejik ortakçılığı"nı ve "BOP'un eş başkanlığı"nı sürdürebiliyorsa, vay medeniyetimizin haline, vah devletimizin haline?!Olan da budur.Türk milleti meteliğe kurşun atarken, milyonlarca vatan evladı işsiz-güçsüz ortalıkta dolanırken; Ankara'ya konuşlananlar, millet ve devlet malı işletmeleri, Cumhuriyet mirası fabrika ve tesisleri ecnebilere kelepir fiyatına hala peşkeş çekebiliyorlarsa, vay milletin haline, vah devletin haline?!Olan da budur.Türk çiftçisi, AB, ABD ve IMF talimatları ve kotalarıyla bağına-bahçesine dilediği gibi buğdayını, şeker pancarını, tütününü ekip-biçemez iken; Ankara'ya konuşlananlar, tarıma ilişkin ithalat vergi ve duvarlarını Avrupa ve Amerikalı tüccar ve çiftçilerin lehine aşağı çekebiliyorlarsa, vay çiftçinin haline, vah devletin haline?!Olan da budur.Zar-zor ayakta durmaya çalışan, tezgahını kaptırdığı haciz ve icralardan kurtarmaya çabalayan, vergi ile, stopaj ile, kredi faizi ile boğuşan küçük esnaf veya sanayicinin sırtında fokur fokur boza pişirilirken; Ankara'ya konuşlanan, yerli ve yabancı faizci ve tefecilerden ve borsa vurguncularından hala vergi almamaya devam edebiliyorlarsa, vay esnafın haline, vah devletin haline?!Olan da budur. Köylü, işçi, çiftçi, esnaf ve sanayici son beş-altı ay içinde yüzde 40'ları aşkın oranlarda zam yiyen elektrik yüzünden karanlıkla boğuşurken, makinelerini stoplarken, bağını-bahçesini sulayamaz iken, bu boğuşmaya paralel olarak devletinden tam destek alan ecnebi çiftçi ve sanayicilerle de kıyasıya rekabete girmek durumunda iken; Ankara'ya konuşlananlar, millet ve devlet malı enerji işletmeleri ve kaynaklarını birilerine peşkeş çekebiliyorsa, vay köylünün haline, vah devletin haline?!Olan da budur.Bu böyle devam etmez, edemez.AB, ABD ve IMF'ye endeksli, ecnebi aklına teşne, yabancı lobilere bağımlı böylesi bir devlet yönetimi ve dıştan güdümlü gidişatla, millet ve medeniyetimiz tarih sahnesinden silinmeye sürüklenir, devletimiz elden gider.Herkes külahını önüne koymalıdır.Millet de, oyunları ve gerçekleri tüm çıplaklığıyla görebilmeli, gaflete düşmemelidir. Çünkü gafleti çok olanın devleti yok olur.Son dönem hükümetlerin çıkardıkları yasalara, yaptıkları yasal ve Anayasal düzenlemelere şöyle bir göz atılırsa görülecek olan şudur:"Milli irade" üstüne mangalda kül bırakılmıyor; fakat ABD'nin talepleri Meclis'ten geçiriliyor. "Milli irade"den dem vuruluyor; AB'nin istekleri Meclis'te karşılanıyor. "Milli irade" üstüne güya toz kondurulmuyor; IMF'nin dayatmaları Meclis'te karşılık buluyor.Milli irade üstüne bunca vaveyla kopartılıyor; lakin milletin ve milli iradenin temsil yeri olan Meclis, milletin talep ve isteklerine cevap bulmuyor, Meclis milletin derdine derman olmuyor.Türk milleti, ağır faturalarını yaşadığı işte bu temel gerçeği tam olarak görmeli ve yerli-yabancı işbirliği ile milli irade üstünde oynanan oyunları bitirmelidir. Aksi halde, bu oyunlar, milleti bitirecektir, devleti bitirecektir.Bu bağlamda BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş bey, Türk milleti için şanstır. Prof. Dr. Baş, öngörüleriyle millet ve devletin karşılaşacağı tehlikeleri önceden haber veriyor, haber verdiği tehlikelere ilişkin çözümler sunuyor, dünya bilim adamlarının baş tacı ettiği model ve projeler ortaya koyuyor.Türk milleti, en sağından en soluna kadar bugüne kadar milleti, milliyeti, dini, diyaneti, diyaneti, devleti, laikliği ve hatta Atatürk'ü seslendirerek pirim devşiren pek çok partiyi işbaşına getirdi. Sonuç ne oldu; meğer AB işbaşına geldi, ABD işbaşına geçti, IMF işleri kotardı. Onların işi görüldü; devlet gemisi olur olmaz dalgalarla sarsıldı, millet meteliğe kurşun sıktı, avucunu yaladı.Bu vahim gidişatın sona ermesi için, sivil-asker topyekun Türk milletinin yapması gereken iş; millet ve devletin tüm değerlerini kuşanan ve kuşatan, kurtuluş için devlet-millet ve sivil-asker bütünlüğünün sağlanması gerektiğine inanan, devlet ve milletin ekonomiden Sosyal adalete kadar her sahadaki problemlerini halledecek milli model ve projeleri olan Prof. Dr. Baş'a işbaşına getirmesidir. Gerisi kavgadır, dalaştır, kör döğüştür, içten çökertmedir, kendi ellerimizle ecnebilerin ekmeğine yağ sürtmektir, can, kan, vatan ve onur kaybıdır. Dünya bilim adamlarının haykırdığı, bugüne kadarki tecrübeleri ve benim de aklımın kestiği yol budur; başka yolu olan varsa, ortaya çıksın? Hodri meydan!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019

























































































