Farkında mıyız diyecektim ama vazgeçtim, farkında olsak böyle yapabilirler mi?
"Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu"nun, adını değiştiriyorlar!
Başta BOP Eş Başkanı Başbakan Tayyip olmak kaydıyla ona vuvuzelalığı mahâret sayan "dolma kalemler", asrın utanılası operasyonunu "Hükümete Komplo"ya dönüştürdüler!
Bana ne kardeşim, senin hükümetine -varsa- yapılan komplodan?
Ben KUTU'lara tıkıştırılarak ayağa düşürülen, milyar dolarlarla ilgiliyim!
Bilimiyor musun ki; "Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış"!...
Satmadığınız KİT, üleştirmediğiniz BİT, özelleştirmediğiniz kurum, içini boşaltmadığınız kavram kalmadı ve "Yetim hakkını, garip-gureba hakkını kimseye yedirmeyiz!" Diyorsunuz! Biliyoruz kardeşim! Kimseye yedirmez, kimseye kaptırmazsınız, sizden kimseye düşmez biliyoruz!
Allah (c.c.) size iki el vermiş; biri almak, biri yemek için... Bana ne Kardeşim sizin YÜRÜTME'nize kurulmuş -varsa- komplolardan?
"Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu"nda, adamın ayakkabı kutusundan milyar dolarlar çıkıyor! Bir hayır sahibinin İmam Hatip Lisesi yaptırsın diye bağışıymış! O Kardeş de "Temiz ama saf bir arkadaş"mış! Bana ne kardeşim senin, hayır işlerinde kullanılacak milyar dolarları ayakkabı kutusunda ayağa düşüren saf yol arkadaşından?
Bir yolunu bulmamız lâzım!
Allah için, Allah rızası için dünya serveti ve dünyevî makamların şımarttıklarında güç vehmederek onlara tabi olan ve onları alkışlamayı akıllılık zanneden zavallı kalabalığı; içine düştükleri gafletten kurtararak kendilerine zulmedenlerden olmalarına mani olacak bir yol bulmamız lazım!
"Ey insanlar! Ali ve O'nun soyundan olan temiz çocuklarım sıkl-i asgardır (daha küçük değerli emânet) ve Kur'ân ise sıkl-i ekberdir (daha büyük değerli emânet). Bu ikisinden her biri diğerini haber vermekte ve onunla uyum içinde bulunmaktadır. Onlar Kevser havuzunun başında yanıma gelinceye kadar asla birbirinden ayrılmazlar. Biliniz ki onlar, insanlar arasında Allah'ın emin kulları ve yeryüzündeki hakimleridir." (Veda Haccı, Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Ali, s. 299).
Nüfusunun % 99.9'u Müslüman olan ülkenin mütedeyyin Müslümanlarına; "Yüksek ahlâkı tamamlamak üzere" geldiğini söyleyen Resulullah (s.a.v.)'ın çağrı ve öğüdünü duyurmanın bir yolunu, bulmamız lazım!
"YÜRÜTME'nin Başı" ile "Arkadan Kaçıranlar... Aboouu!" arasındaki paylaşım kavgasından bize ne Kardeşim?
"Bu tutmuş, bu kesmiş, bu pişirmiş, bu yemiş" ekibine yetişemeyip; "Hani bana? Hani bana?" diye dövünenden bize ne Kardeşim?
Görmeyen Bakan ile görülen YÜRÜTME arasındaki farkın, farkında olmadan; gerçek manada insanlığı uyaranlarla kandıranlar arasındaki farkın farkında olamadan, sıkıntıları atlatamayacağız!
"Siz, niçin münâfıklar hakkında iki grup oluyorsunuz? Allah onları kazandıkları günah yüzünden terslerine döndürmüşken..." (Nisâ-88)
"Böylece Biz, her kasabada oralarda bozgunculuk yapmaları için, günahkârlarını liderler yaptık. Onlar yalnız kendilerini aldatırlar, ama farkında olmazlar." (En'âm-123)
"Bir ülkeyi helâk etmek istediğimizde, o ülkenin zenginlik sebebiyle şımarmış elebaşlarına (iyilikleri) emrederiz; buna rağmen onlar orada kötülük işlerler. Böylece o ülke, helâke müstehâk olur; biz de orayı darmadağın ederiz." (İsra-16)
"Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez." (Ra'd-11)
"Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helâk ederdin. İçimizden bir takım beyinsizlerin işlediği (günah) yüzünden hepimizi helâk edecek misin?" (A'raf-155)
Ve Yüksek ahlâkı tamamlamak üzere gelen, İki Cihan Serveri (s.a.v.) de; "Kim ki İslâm'da makbul olan güzel bir işi ilk önce işler de bunun yol haline gelmesine sebep olursa, kendisine hem işlediği bu hayrın sevabı verilir, hem de -en küçük bir eksilik olmaksızın- kendisinden sonra aynı iyiliği yapacak olanların sevabı kadar sevap verilir. Yine kim İslâm'da kötülüğü bildirilen bir işi ilk önce işler de bunun yol haline gelmesine sebebiyet verirse, kendisine hem işlediği kötülüğün günahı yüklenir, hem de -en küçük bir eksiklik olmaksızın- kendisinden sonra aynı kötülüğü işleyecek olanların günahı kadar günah yüklenir" buyurmuşlar! (Kur'ân-ı Kerîm ve Açıklamalı Meâli, s. 394, Kasas-84. âyet açıklaması)
Bir yolunu bulmamız lâzım!
21. yy.'da 1334 sene sonra, Müslüman Türk Dünyası'nı yeniden Ehl-i Beyt Gemisi'ne çağıran, "Türkoğlu Türk'üm" diye kükreyen, Hünkâr Hacı Bektaş'ın aslanla ceylanı barıştıran muhabbet kucağını açan, Baştürk Haydar Hoca'nın sesini duyurmanın yollarını bulmamız lazım!
"OLAMAZ TÜRK'E BAŞ, TÜRK'ÜM DEMEYEN." Vesselâm...
Selâm, sevgi, duâ...
"Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu"nun, adını değiştiriyorlar!
Başta BOP Eş Başkanı Başbakan Tayyip olmak kaydıyla ona vuvuzelalığı mahâret sayan "dolma kalemler", asrın utanılası operasyonunu "Hükümete Komplo"ya dönüştürdüler!
Bana ne kardeşim, senin hükümetine -varsa- yapılan komplodan?
Ben KUTU'lara tıkıştırılarak ayağa düşürülen, milyar dolarlarla ilgiliyim!
Bilimiyor musun ki; "Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış"!...
Satmadığınız KİT, üleştirmediğiniz BİT, özelleştirmediğiniz kurum, içini boşaltmadığınız kavram kalmadı ve "Yetim hakkını, garip-gureba hakkını kimseye yedirmeyiz!" Diyorsunuz! Biliyoruz kardeşim! Kimseye yedirmez, kimseye kaptırmazsınız, sizden kimseye düşmez biliyoruz!
Allah (c.c.) size iki el vermiş; biri almak, biri yemek için... Bana ne Kardeşim sizin YÜRÜTME'nize kurulmuş -varsa- komplolardan?
"Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu"nda, adamın ayakkabı kutusundan milyar dolarlar çıkıyor! Bir hayır sahibinin İmam Hatip Lisesi yaptırsın diye bağışıymış! O Kardeş de "Temiz ama saf bir arkadaş"mış! Bana ne kardeşim senin, hayır işlerinde kullanılacak milyar dolarları ayakkabı kutusunda ayağa düşüren saf yol arkadaşından?
Bir yolunu bulmamız lâzım!
Allah için, Allah rızası için dünya serveti ve dünyevî makamların şımarttıklarında güç vehmederek onlara tabi olan ve onları alkışlamayı akıllılık zanneden zavallı kalabalığı; içine düştükleri gafletten kurtararak kendilerine zulmedenlerden olmalarına mani olacak bir yol bulmamız lazım!
"Ey insanlar! Ali ve O'nun soyundan olan temiz çocuklarım sıkl-i asgardır (daha küçük değerli emânet) ve Kur'ân ise sıkl-i ekberdir (daha büyük değerli emânet). Bu ikisinden her biri diğerini haber vermekte ve onunla uyum içinde bulunmaktadır. Onlar Kevser havuzunun başında yanıma gelinceye kadar asla birbirinden ayrılmazlar. Biliniz ki onlar, insanlar arasında Allah'ın emin kulları ve yeryüzündeki hakimleridir." (Veda Haccı, Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Ali, s. 299).
Nüfusunun % 99.9'u Müslüman olan ülkenin mütedeyyin Müslümanlarına; "Yüksek ahlâkı tamamlamak üzere" geldiğini söyleyen Resulullah (s.a.v.)'ın çağrı ve öğüdünü duyurmanın bir yolunu, bulmamız lazım!
"YÜRÜTME'nin Başı" ile "Arkadan Kaçıranlar... Aboouu!" arasındaki paylaşım kavgasından bize ne Kardeşim?
"Bu tutmuş, bu kesmiş, bu pişirmiş, bu yemiş" ekibine yetişemeyip; "Hani bana? Hani bana?" diye dövünenden bize ne Kardeşim?
Görmeyen Bakan ile görülen YÜRÜTME arasındaki farkın, farkında olmadan; gerçek manada insanlığı uyaranlarla kandıranlar arasındaki farkın farkında olamadan, sıkıntıları atlatamayacağız!
"Siz, niçin münâfıklar hakkında iki grup oluyorsunuz? Allah onları kazandıkları günah yüzünden terslerine döndürmüşken..." (Nisâ-88)
"Böylece Biz, her kasabada oralarda bozgunculuk yapmaları için, günahkârlarını liderler yaptık. Onlar yalnız kendilerini aldatırlar, ama farkında olmazlar." (En'âm-123)
"Bir ülkeyi helâk etmek istediğimizde, o ülkenin zenginlik sebebiyle şımarmış elebaşlarına (iyilikleri) emrederiz; buna rağmen onlar orada kötülük işlerler. Böylece o ülke, helâke müstehâk olur; biz de orayı darmadağın ederiz." (İsra-16)
"Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez." (Ra'd-11)
"Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helâk ederdin. İçimizden bir takım beyinsizlerin işlediği (günah) yüzünden hepimizi helâk edecek misin?" (A'raf-155)
Ve Yüksek ahlâkı tamamlamak üzere gelen, İki Cihan Serveri (s.a.v.) de; "Kim ki İslâm'da makbul olan güzel bir işi ilk önce işler de bunun yol haline gelmesine sebep olursa, kendisine hem işlediği bu hayrın sevabı verilir, hem de -en küçük bir eksilik olmaksızın- kendisinden sonra aynı iyiliği yapacak olanların sevabı kadar sevap verilir. Yine kim İslâm'da kötülüğü bildirilen bir işi ilk önce işler de bunun yol haline gelmesine sebebiyet verirse, kendisine hem işlediği kötülüğün günahı yüklenir, hem de -en küçük bir eksiklik olmaksızın- kendisinden sonra aynı kötülüğü işleyecek olanların günahı kadar günah yüklenir" buyurmuşlar! (Kur'ân-ı Kerîm ve Açıklamalı Meâli, s. 394, Kasas-84. âyet açıklaması)
Bir yolunu bulmamız lâzım!
21. yy.'da 1334 sene sonra, Müslüman Türk Dünyası'nı yeniden Ehl-i Beyt Gemisi'ne çağıran, "Türkoğlu Türk'üm" diye kükreyen, Hünkâr Hacı Bektaş'ın aslanla ceylanı barıştıran muhabbet kucağını açan, Baştürk Haydar Hoca'nın sesini duyurmanın yollarını bulmamız lazım!
"OLAMAZ TÜRK'E BAŞ, TÜRK'ÜM DEMEYEN." Vesselâm...
Selâm, sevgi, duâ...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mustafa Aslan / diğer yazıları
- Atatürk'ün anlatımıyla Çanakkale savaşları / 20.03.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017
- İnsandan insana, insansa... / 19.03.2017
- 'Anam bana kör dedi!' / 14.03.2017
- Söyle-ni-yorum-2 / 13.03.2017
- Hâlâ iyiler varmış şükrolsun / 10.03.2017
- Savaş ve insan / 09.03.2017
- Ben, kim miyim? / 08.03.2017
- Milli siyaset hakemliği / 07.03.2017
- Sakındığımız dostluk / 02.03.2017
- Yol özel yolcu güzel / 28.02.2017


























































































