Akşam bir arkadaşımızın babasının vefatının 7. Gecesiydi. Davet üzerine çiftlik evlerine gittik. Eş dost, kalabalık bir kesim çağrılmıştı. Yazın sıcağında havanın esintisi, günün bütün yorgunluğunu üzerimizden aldı. Yemek ikramından sonra, bahçede rahmetli Hasan amcanın yedisi münasebetiyle Kuran-ı Kerim okundu. Okuyan arkadaşlarımız güzel bir Kuran tilaveti yaptılar. Akabinde ise kelime-i tevhid ve selatü selam getirildi. Bir ara Müslim Karabacak arkadaşımız mevlitten bir bölüm okudu. Güzel sesli bir arkadaştan, hem de gönülden gelen bir sesle okunan mevlide doyum olmuyor. Mevlit, peygamber efendimizin doğumunu ve hayatından kesitleri anlatan bir şiirdir. Peygamberimizi anlatmak; güzeli, mükemmeli anlatmak olduğu için; bir bakıma onu övmek, onunla gururlanmak, onu hatırlamak, onu anmak, onunla huzur bulmak, onu örnek almak anlamına da gelir. Mesnevi türünden yazılan bu şiirin esas adı "Vesiletünnecat" dır.Yalnız Anadolu da değil, bütün Türk İslam âleminde mevlit okuma geleneği vardır. Osmanlının, yaşadığı topraklarla orada yaşayan insanlarla arasında köprü olan kuvvetli bağlardan birisi de mevlit olmuştur. Her ne kadar peygamberimizin doğum günü olan Mevlit Kandilinde, mevlit okunsa da diğer günlerde de mevlit okunur. Kandiller dışında sosyal hayatta önemli yeri olan zaman dilimlerinde de mevlit okunur. Adaklarda, evlenme merasiminde, hacıların dönüşünde, sünnet törenlerinde, asker uğurlamada, vefatının 40. gününde mevlit okuma geleneği yüzyıllardan beri vardır. Mevlit insanları hep güzelliğe çağırır, toplanmaya vesile olur ve mevlidin konusu insanları hem zihnen eğitir hem de kalplerini genişletir.
Mevlit, Allah'ı anmak ile başlar. "Allah adın zikr idelim evvela / Vacib oldur cümle işde her kula / Allah adın her kim ol evvel ana / Her işi âsan ider Allah ana / Allah adı olsa her işin önü / Hergiz ebter olmaya anın sonu / Bir kez Allah dese aşkile lisan / Dökülür cümle günah misli hazan"Mevlid-i Şerifin Münacat Bahrinde ise;"İlâhî cennete evine girenlerden eyle bizi / Cennet içre cemâlini görenlerden eyle bizi / Yâ Hayyûl Yâ Kayyûm Sâmed / İhsanınâ yoktur adêt / Firdevs bahçesinde ebet / Kalanlardan eyle bizi / Yâ İlâhî, ol Muhammed hakkı çün / Ol şefâat kân-ı Ahmed hakkı çün / Sırr-ı fürkân nûr-i âzam hakkı çün / Kuds ü Kâbe Merve Zemzem hakkı çün / Aşk odundan ciğeri püryân içün / Derd ile kan ağlayan giryan içün / Yâ İlâhi, saklagıl îmânımız / Verelim îman ile tâ cânımız / Sâna lâyık kullarınla hemdem et / Ehl-i derdin sohbetine mahrem et / Hem Süleymân-ı fakîre rahmet et / Yoldaşın îmân makâmın cennet et / Yâ İlâhi, kılma bizi dâllîn / Bu dûâya cümleniz deyin âmîn âmîn / Ümmetinden râzı olsun ol muîn / Rahmetullâhi aleyhim ecmâin"
Mevlidin yazarı Süleymân Çelebi'dir. Mevlidin her kelimesinde bir mana yüklüdür, Resullullah aşkı ve muhabbet kokuları vardır. Bütün Müslümanlarının duygu ve düşüncesine tercüman olan ortak lisan olan mevlit; münâcaat (Allahü teâlâya yalvarma), velâdet (Peygamberimizin doğumu), risâlet (Peygamberliğin bildirilişi), mîrâc (Göklere çıkışı, Cennet'i ve Cehennem'i görmesi), rıhlet (Peygamberimizin vefâtı) ve duâ bölümlerinden meydana gelmiştir.Süleymân Çelebi hazretleri, Mevlid'inin önsözünde "Rahmân ve Rahîm olan Allahü Teâlânın ismiyle başlarım. Muhammed aleyhisselâmı bütün yaratılmışların sebebi, en şereflisi ve en azîzi yapan, makâm-ı Mahmûd ile şefâat hakkını vererek O'nu bütün Peygamberlerden üstün kılan, ismini O'nun ismiyle yanyana yazarak, hasedci şeytanın burnunu sürtüp, O'nun şânını yücelten Allahü teâlâya hamd-ü-senâlar olsun. Muhammed aleyhisselâm, Allahü teâlânın indinde çok makbûldür. Allahü teâlânın melekleri O'nun yardımcılarıdır. Ağaçlar, toprak ve taşlar, O'nunla konuştular. O'nu sevenler dünyâda ve âhirette sevilip kurtulurlar. O'na düşman olanlar kovulup, Cehennem'e atılırlar. Bizi Muhammed aleyhisselâmın ümmeti yapmakla şereflendiren Allahü teâlâya hamd ederim. Şerîki ve benzeri olmayan, mekândan münezzeh bulunan Allahü teâlânın bir olduğuna şehâdet ederim. O, herkesin kendisine muhtâc olduğu, ibâdet ettiği ve yöneldiği Allahü teâlâdır. O, şânı yüce, kullarını merhametle bağışlayandır. Güzel ahlâk ve cömertlik gibi pekçok meziyetleri ortaya çıkaran, vâdedilen kıyâmet gününde, her tarafta şefâati kabûl edilir bir şefâatçi olan Muhammed aleyhisselâmın, Allahü teâlanın kulu, resûlü ve habîbi olduğuna şehâdet ederim. Allahü teâlâ, O'na seçilmişlerin en üstünleri olan temiz âline ve Eshâb-ı kirâmına sonsuz rahmet etsin." demektedir. Bizde yüzyıllardan beri millet olarak "amin" diyoruz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Doç. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Adalet mi dediniz hakkaniyet mi? / 05.04.2025
- Yunan bayramı, Türk dersi / 29.03.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025
- Bozduğun kantar seni de tartacak / 23.03.2025
- Adaletin zarfı ve mazrufu: İmamoğlu olayı üzerine bir toplumsal okuma / 22.03.2025
- ABD açıktan İran’ı hedef olarak gösterdi / 20.03.2025
- Dünya ateş çemberinde: Türkiye’nin stratejisi ne olmalı? / 10.03.2025
- Wilson’dan İmralı’ya: Türkiye’yi bölme planı mı devrede? / 04.03.2025
- Oruç, ilahi bir emir ve bilimsel bir şifadır / 03.03.2025
- Yeraltı zenginliklerimiz için millî mücadele zamanıdır / 23.02.2025
- Yunan bayramı, Türk dersi / 29.03.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025
- Bozduğun kantar seni de tartacak / 23.03.2025
- Adaletin zarfı ve mazrufu: İmamoğlu olayı üzerine bir toplumsal okuma / 22.03.2025
- ABD açıktan İran’ı hedef olarak gösterdi / 20.03.2025
- Dünya ateş çemberinde: Türkiye’nin stratejisi ne olmalı? / 10.03.2025
- Wilson’dan İmralı’ya: Türkiye’yi bölme planı mı devrede? / 04.03.2025
- Oruç, ilahi bir emir ve bilimsel bir şifadır / 03.03.2025
- Yeraltı zenginliklerimiz için millî mücadele zamanıdır / 23.02.2025