Hükümetin üzerinde çalıştığı "Kürt Açılımı" projesi ülkemiz üzerinde hesabı olanları oldukça heyecanlandırdı, sevindirdi.Esasen "üzerinde çalıştığı" ifadesini de öylesine söyledim, çünkü siyasilerimizin bu tür konularda herhangi bir proje hakkında çalışma yaptıkları falan yok, ABD'nin ve AB'nin hazırladığı projeleri olduğu gibi kabullenme çalışmaları var. Onların işi, gelene "okey" deyip, ardından da "kamuoyu bu noktada nasıl ikna edilir"in çalışmasını yapıyorlar.Her ne kadar ABD'nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, "Kürt Açılımı" projesinin bir ABD planı olmadığını açıklasa da, bunun sadece göstermelik bir ifade olduğu herkesçe biliniyor.Jeffrey "Tabii ki, kendi fikirlerimiz var ve yıllarca bunu Türk hükümetleriyle paylaştık" diyor.Bizimkilerin, özellikle de AKP Hükümetinin, ABD'nin bir dediğini iki etmeme politikası dikkate alındığında bu tavsiyelerin emir olarak algılandığının altını çizmek isterim.Bence işin nüktesi Jeffrey'in şu sözlerinde gizli: "Bu ABD'de hazırlanmış bir plan değildir. Türkiye'nin kendi ürünüdür ve sorumlusu Türk hükümetidir".Jeffrey bu işin sorumluluğunu tamamen AKP Hükümetine bırakıyor.Yani yarın "Kürt Açılımı" neticesinde bir şeyler yaşanacak ve bunun sorumluluğunu ABD'li yetkililer üstlenmek istemiyor.ABD her zaman bu şekilde el altından, kapalı kapılar ardında talep ettiklerini, görünüşte kendisine ait olduğunu inkar ederek imajını korumak niyetindedir.Nasıl olsa ABD için yıpranan bir AKP Hükümeti gider, yerine yine ABD için kendisini feda edecek başkaları gelir.Jeffrey ve gibileri için aslonan ABD'nin imajıdır, hatta daha da ötesi ABD'nin perde arkasındakilerinin hedefleridir, piyonlar her zaman değişebilir.Jeffrey bir taraftan bu tür politik açıklamaları yaparken, diğer taraftan Türk işadamlarıyla, etkili kişilerle görüşmelere devam etmektedir.Yani ABD'ye değil de AKP'ye ait olduğunu iddia ettiği ve de "Biz de bu açılımın detaylarını öğrenmeyi bekliyoruz" dediği proje için kapı kapı dolaşıp ikna turları yapmaktadır. ABD ve diğer batı basınının açılımla ilgili haberleri ise buna paralellik arzetmektedir. Batı basını, Türkiye'de açlımla ilgili herhangi bir mutabakat olmamasına rağmen, Türkiye'nin kurumlarının mutabakat sağladığı tek konu olarak dünyaya lanse etmekteler.Bu haberler de açlımın arkasındaki kimlerin olduğunu açıkça göstermektedir.Kürt açılımıyla ilgili gelişmelerden PKK oldukça memnundur. Çünkü terörist kimliğinden artık kurtulacak, Türkiye'de siyasi sürece dahil olacak.Bu açılımdan Barzani memnundur, çünkü sürekli avukatlığını yapmak zorunda kaldığı PKK artık topraklarında ya peşmerge ordusuna dahil olacak ya da Türkiye'ye gidecek. Böylece "teröristlerin hamisi" olma özelliğinden kurtulacak.Yine bu açılımdan Öcalan memnundur. Çünkü bu süreçle kendisine meclis yolu açılmaktadır.Bölücü terörün sürekli arkasında olan siyasiler de bu açılımdan çok memnundur. Çünkü gerek dağlardan inenlerle, gerekse siyasi sürece hazırlanan Öcalan'la daha güçlü bir zemine kavuşmaktalar.Bütün bu gelişmeler Türkiye'yi federasyona götürüp paramparça etmenin adımlarıdır."Kürt Açılımı", Kürt halkının bir projesi değildir, Türkiye'yi sevenlerin oluşturduğu bir proje hiç değildir.Burada bir mutabakat varsa, bölünmek isteyenlerle, bölmek isteyenlerin mutabakatıdır.Bütün bunları değerlendirdiğimizde varın siz söyleyin bu kimin projesi ve 72 milyonu temsil edenler bugün kimin için çalışıyor?Bu projeyi yere göğe sığdıramayan medya ve basın kuruluşları kim adına seviniyor?72 milyon bu tür bir açılıma "hayır" derken kimler bunda mutabık?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Öcalan açılımı, terörsüz Türkiye’ye götürür mü? / 10.04.2025
- Siyasette 3. yol tek seçenek / 09.04.2025
- Milli Ekonomi Modeli’ne artık duyarsız kalabilir miyiz? / 08.04.2025
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- Siyasette 3. yol tek seçenek / 09.04.2025
- Milli Ekonomi Modeli’ne artık duyarsız kalabilir miyiz? / 08.04.2025
- Trump yeni gümrük tarifeleriyle neyi amaçlıyor? / 05.04.2025
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025