Bugün İslam dünyasının Ehl-i Sünnet diye adlandırılan kimi kesimi, Amerika ve Haçlı işgalcilerinin emir kulluğuna soyunarak Müslüman kardeşini katletmenin yollarını arıyor. Civarımızdaki İslam topraklarının, Ehl-i Salib eliyle kan ve gözyaşına boğulması için bahaneler üretiyor, yol açıyor, adeta kardeş kıyımı için can atıyor.
Bu durum, istikamet sapmasıdır, ölçüsüzlüktür, apaçık bir sapıklıktır.
Rasulullah’ın (sav) Veda haccındaki “Benden sonra birbirinin boynunu vuran kafirler haline gelmeyin. Size, sımsıkı sarıldığınız sürece asla hak yoldan sapmayacağınız iki emanet, Allah’ın kitabı Kur’ân’ı ve bir de Ehl-i beytimi bıraktım” (M. Hamidullah, Mecmûatü´l-Vesaik, 362, 365; Tirmizî, Sünen, Menakıb 32; Ebû Davud, Sünen, Talâk 40; Müslim, Sahih, Kasame 26; Buharî, Sahih, Hudud 10; İmam Malik, Muvatta, Kader 3; Darimî, Sünen, Mukaddime 24; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I/75, 3/212, 286, 4/206, 5/30) şeklinde yaptığı ikazına kulak asmayan bir ümmet vaziyeti yaşanıyor.
Amerika ve Haçlı’nın Sünni-Şia çatışması çıkartarak gerçekleştirmek istediği işgal projesi kapsamında Ehl-i Beyt’i sevenlere karşı savaş açıyor, Müslüman’ın boynunu vurmaya kalkışarak Rasulullah’ın açıkça ikaz ettiği küfre dönüyor.
Bu ölçüsüzlük ve sapıklık, Rasulullah’ın dar-ı bekaya rıhletinden sonra henüz İslam tarihinin ilk yıllarında yaşandı; Hz. Hüseyin(ra) başta olmak üzere Rasululah’ın mübarek torunları ve Ehl-i Beyt evladı, Müslüman kılığına bürünmüş Emevî mezalimiyle şehit ve kurban edildi. Yüce Allah’ın ve O’nun Rasulu’nun emri ve emanetini baştacı ederek Ehl-i Beyt’in seven ve onların yanında yer alan Said b. Cübeyr, Said b. Müseyyeb, İmam Azam Ebu Hanife, Ahmed b. Hanbel, İmam Nesaî gibi binlerce Ehl-i Sünnet abidesi İslam’ın yüce zevatı hapislerde çürütüldü, şehit edildi.
Müslümanların üstüne kâbus gibi çöken bu Emevî mezalimi ve istibdat, aynı şekilde İslam kaynaklarına da çöreklendi. Müslümanların Ehl-i Sünnet diye adlandırılan kesimi, İslam ve ilim adına ancak Emevi mezalimi ve istibdat süzgecinden geçtiği kadarına vakıf olabildiler.
Biz Ehl-i Sünnet kesimi, İslam’ı, işte bu dönemin öğretileri ve kaynakları kadar öğrenebildik.
Emevî döneminden tevarüs edilen bu cehalet ve ölçü zaafiyeti, bugün Ehl-i Sünnet denilen birçok kesimi Haçlı’nın safında asker yapıyor, Ehl-i Beyt’i sevenlerin karşısına geçiriyor, Müslüman’a kurşun sıktırıyor.
Ölçü zaafiyeti ve cehalet, olayların içinde adeta zulme ve küfre dönüşüyor; Müslümanı zalimlerin yanına, küfür safına çekiyor.
Ehl-i Sünnet dünyasının bilge insanı Prof. Dr. Haydar Baş beyden Allah razı olsun ki, Müslümanların birçoğunun Haçlı’nın safına ve küfür cephesine sürüklendiği tam bu kavşakta, muhteşem Ehl-i Beyt Külliyatı ve Ehl-i Beyt sempozyumlarıyla İslam dünyasının imdadına yetişiyor. Milletimizi ve İslam dünyasını, göz göre göre batılın ve küfrün safında emir kulu olmaktan kurtarmaya çabalıyor.
Ehl-i Beyt hakkında Yüce Allah’tan ve Rasulullah’tan sadır olan ölçüleri, hem Ehl-i Sünnet hem de Ehl-i Beyt kaynaklarının ortak değerleri olduğunu haykırıyor; yürekleri, Ehl-i Beyt sevgisiyle, İslam kardeşliğiyle yeşertiyor. Ehl-i Beyt’in yolu ve sevgisinin, tüm Müslümanların ortak emaneti olduğunu hatırlatarak, İslam coğrafyasına Tevhid ve birlik mayası çalıyor.
Böylece işgalci küfür cephesinin ve onların Müslüman kılıklı taşeronlarının oyunu bozuluyor.
Ehl-i Beyt ekolü ise, Rasulullah’tan sadır olan ve bizzat Hz. Ali’nin hattıyla yazılı hale gelen İslam’ın esas ve emanetini, pak soyun yüce zevatı eliyle nesilden nesile devretti, yaşadı ve korudu. Yaşanan gelişmelere bakıldığında görülüyor ki, bugün Ehl-i Beyt sevdalıları, gayr-i Müslimlere ve işgalci Haçlı dünyasına karşı dünyanın dört bir yanında İslam’ın ve Müslümanlarının izzet ve istikametinin korunduğu adres halini almıştır.
Bu bağlamda Emevî istibdatından tevarüs edilen ölçüsüzlükleri bir nebze olsun ortadan kaldırmak üzere; yarından itibaren, Müslüman kılığına bürünerek Haçlıyla beraber saf tutmuş kimi okumuş cahillerin dillerine doladıkları Gadir-i Hum hutbesi ve Hz. Ali Efendimizin velayeti konusundaki “mütevatir” derecedeki hadisleri Ehl-i Sünnet kaynaklarından aktaracağım, inşallah.
Bu durum, istikamet sapmasıdır, ölçüsüzlüktür, apaçık bir sapıklıktır.
Rasulullah’ın (sav) Veda haccındaki “Benden sonra birbirinin boynunu vuran kafirler haline gelmeyin. Size, sımsıkı sarıldığınız sürece asla hak yoldan sapmayacağınız iki emanet, Allah’ın kitabı Kur’ân’ı ve bir de Ehl-i beytimi bıraktım” (M. Hamidullah, Mecmûatü´l-Vesaik, 362, 365; Tirmizî, Sünen, Menakıb 32; Ebû Davud, Sünen, Talâk 40; Müslim, Sahih, Kasame 26; Buharî, Sahih, Hudud 10; İmam Malik, Muvatta, Kader 3; Darimî, Sünen, Mukaddime 24; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I/75, 3/212, 286, 4/206, 5/30) şeklinde yaptığı ikazına kulak asmayan bir ümmet vaziyeti yaşanıyor.
Amerika ve Haçlı’nın Sünni-Şia çatışması çıkartarak gerçekleştirmek istediği işgal projesi kapsamında Ehl-i Beyt’i sevenlere karşı savaş açıyor, Müslüman’ın boynunu vurmaya kalkışarak Rasulullah’ın açıkça ikaz ettiği küfre dönüyor.
Bu ölçüsüzlük ve sapıklık, Rasulullah’ın dar-ı bekaya rıhletinden sonra henüz İslam tarihinin ilk yıllarında yaşandı; Hz. Hüseyin(ra) başta olmak üzere Rasululah’ın mübarek torunları ve Ehl-i Beyt evladı, Müslüman kılığına bürünmüş Emevî mezalimiyle şehit ve kurban edildi. Yüce Allah’ın ve O’nun Rasulu’nun emri ve emanetini baştacı ederek Ehl-i Beyt’in seven ve onların yanında yer alan Said b. Cübeyr, Said b. Müseyyeb, İmam Azam Ebu Hanife, Ahmed b. Hanbel, İmam Nesaî gibi binlerce Ehl-i Sünnet abidesi İslam’ın yüce zevatı hapislerde çürütüldü, şehit edildi.
Müslümanların üstüne kâbus gibi çöken bu Emevî mezalimi ve istibdat, aynı şekilde İslam kaynaklarına da çöreklendi. Müslümanların Ehl-i Sünnet diye adlandırılan kesimi, İslam ve ilim adına ancak Emevi mezalimi ve istibdat süzgecinden geçtiği kadarına vakıf olabildiler.
Biz Ehl-i Sünnet kesimi, İslam’ı, işte bu dönemin öğretileri ve kaynakları kadar öğrenebildik.
Emevî döneminden tevarüs edilen bu cehalet ve ölçü zaafiyeti, bugün Ehl-i Sünnet denilen birçok kesimi Haçlı’nın safında asker yapıyor, Ehl-i Beyt’i sevenlerin karşısına geçiriyor, Müslüman’a kurşun sıktırıyor.
Ölçü zaafiyeti ve cehalet, olayların içinde adeta zulme ve küfre dönüşüyor; Müslümanı zalimlerin yanına, küfür safına çekiyor.
Ehl-i Sünnet dünyasının bilge insanı Prof. Dr. Haydar Baş beyden Allah razı olsun ki, Müslümanların birçoğunun Haçlı’nın safına ve küfür cephesine sürüklendiği tam bu kavşakta, muhteşem Ehl-i Beyt Külliyatı ve Ehl-i Beyt sempozyumlarıyla İslam dünyasının imdadına yetişiyor. Milletimizi ve İslam dünyasını, göz göre göre batılın ve küfrün safında emir kulu olmaktan kurtarmaya çabalıyor.
Ehl-i Beyt hakkında Yüce Allah’tan ve Rasulullah’tan sadır olan ölçüleri, hem Ehl-i Sünnet hem de Ehl-i Beyt kaynaklarının ortak değerleri olduğunu haykırıyor; yürekleri, Ehl-i Beyt sevgisiyle, İslam kardeşliğiyle yeşertiyor. Ehl-i Beyt’in yolu ve sevgisinin, tüm Müslümanların ortak emaneti olduğunu hatırlatarak, İslam coğrafyasına Tevhid ve birlik mayası çalıyor.
Böylece işgalci küfür cephesinin ve onların Müslüman kılıklı taşeronlarının oyunu bozuluyor.
Ehl-i Beyt ekolü ise, Rasulullah’tan sadır olan ve bizzat Hz. Ali’nin hattıyla yazılı hale gelen İslam’ın esas ve emanetini, pak soyun yüce zevatı eliyle nesilden nesile devretti, yaşadı ve korudu. Yaşanan gelişmelere bakıldığında görülüyor ki, bugün Ehl-i Beyt sevdalıları, gayr-i Müslimlere ve işgalci Haçlı dünyasına karşı dünyanın dört bir yanında İslam’ın ve Müslümanlarının izzet ve istikametinin korunduğu adres halini almıştır.
Bu bağlamda Emevî istibdatından tevarüs edilen ölçüsüzlükleri bir nebze olsun ortadan kaldırmak üzere; yarından itibaren, Müslüman kılığına bürünerek Haçlıyla beraber saf tutmuş kimi okumuş cahillerin dillerine doladıkları Gadir-i Hum hutbesi ve Hz. Ali Efendimizin velayeti konusundaki “mütevatir” derecedeki hadisleri Ehl-i Sünnet kaynaklarından aktaracağım, inşallah.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019



























































































