AB ve Türkiye'nin tutumu
AB'ye girmek için Türkiye'den, sanki yanıp tutuşuyormuş gibi bir görünüm alınmaktadır. AB ise boyuna oyun üstüne oyun uygulamaktadır. Bitmez tükenmez istekleri yıllardan beri paketler halinde yüzlerce sayfaları bulan yazılı yasaların değişmeleri istenmektedir. Yine Türkiye yıllardan beri bunları habire Meclis'ten geçirmeye çalışmaktadır. Ama alınan her türlü sonuçtan sonra yeni istekler, yeni paketler gelmektedir.
Türkiye adeta bir öğrenci durumunda, boyuna ödev üstüne ödev yağmaktadır. Fakat AB her seferinde yeni bir bahane ortaya koyarak onun arkasına saklanmayı başarmaktadır.
AB Türkiye'ye karşı dost mu?
Bütün bu zamanlarda ise AB'nin Türkiye üzerinde oynanan terör oyunlarında yardımcı olmak şöyle dursun, daima PKK'nın gizli veya aşikare şekilde adeta yanında olmuştur.
Ama Türkiye her hükümet değişikliğinde bu AB aşkını herşeye rağmen hiç kaybetmemiştir. Şimdi de bu aşk ve istekler aynen devam etmektedir. Onlar da bunu gödürkçe, dayatma üzerine dayatma ortaya koymaktadırlar.
Şimdi Kıbrıs yarın Güneydoğu, daha sonraları Ermeni soykırımı meselesi, Ermeni hakları, Patrikhane konuları, Pontus bölgesi konuları ve daha bir çok akla gelen veya şu anda düşünülemeyen meselelerin ortaya konulması mümkün olacaktır. Onun için bir yerde bunlara dur demek gerekir. Aksi takdirde kendi kendimizi yok edecek duruma girmemiz ve en tabii haklarımızı dahi kaybetmemiz içten bile olmayacaktır. Birgün uyanacağız, ama belki de, dönüşü olmayan bir durumda ve bir yerde olacağız.
AB ve ABD'nin gözü Kıbrıs'tadır
Kıbrıs'a bütün çabalarına rağmen istediklerini seçimlerde kabul ettiremeyen BATI DÜNYASI, şimdi Ankara'ya ve Rauf Denktaş ile KKTC milletvekillerine yapılacak baskılarla elde etmeye çalışacaklardır. Onun için çok dikkatli ve diplomatik hareket etmek gerekmektedir.
Dikkat ederseniz AB ve ABD diğer konularda genellikle birbirine zıt olarak hareket etmektedirler. Ama Türkiye ve Kıbrıs'a karşı daima birleşerek birlikte tavır almaktadırlar. Bu durum sadece Kıbrıs'ta değil, Kuzey Irak ve diğer TÜRKİYE İLE TÜM MESELELERDE DE böyle hareket edilmektedir.
Aslında onlar bizim saygın doslarımız. Nato'dan müttefiklerimiz sayılmaktadırlar. Onlarla birçok konuda kader birliği yapmaktayız. Fakat Türkiye menfaatlerine, Türklüğe, Müslüman halkına ve menfaatlerine dönük olduğu zaman, hemen tavırları değişmekte ve bize ters gelen duruma geçmektedirler.
PKK hareketlerinin gelişmesine, AB devletlerinin bazılarında temsilci kurmalarına, yuvalanmalarına, destek görmelerine, hatta eğitimlerine en çok yardım edenler onlar değil miydi? Bizim 100 milyar ABD dolarına mal olan 25-30 yıllık kanlı mücadelemize, 40.000 kadar şehit vermemize ve düşük yoğunluklu savaşmamıza sebep olan onlar değil miydi?
Şimdi de hazır hiçbir sorunu olmayan KKTC'ye, SORUNLU OLARAK BAKAN ve elimizden almaya çalışan yine onlar değil mi? Bu yollarda biz daha ne kadar kurban vereceğiz? Daha ne kadar onların bu yaptıklarına tamamamen uyacağız? Kısacası bu uykudan ne zaman uyanacağız - ALLAH BİLİR!
AB'ye girmek için Türkiye'den, sanki yanıp tutuşuyormuş gibi bir görünüm alınmaktadır. AB ise boyuna oyun üstüne oyun uygulamaktadır. Bitmez tükenmez istekleri yıllardan beri paketler halinde yüzlerce sayfaları bulan yazılı yasaların değişmeleri istenmektedir. Yine Türkiye yıllardan beri bunları habire Meclis'ten geçirmeye çalışmaktadır. Ama alınan her türlü sonuçtan sonra yeni istekler, yeni paketler gelmektedir.
Türkiye adeta bir öğrenci durumunda, boyuna ödev üstüne ödev yağmaktadır. Fakat AB her seferinde yeni bir bahane ortaya koyarak onun arkasına saklanmayı başarmaktadır.
AB Türkiye'ye karşı dost mu?
Bütün bu zamanlarda ise AB'nin Türkiye üzerinde oynanan terör oyunlarında yardımcı olmak şöyle dursun, daima PKK'nın gizli veya aşikare şekilde adeta yanında olmuştur.
Ama Türkiye her hükümet değişikliğinde bu AB aşkını herşeye rağmen hiç kaybetmemiştir. Şimdi de bu aşk ve istekler aynen devam etmektedir. Onlar da bunu gödürkçe, dayatma üzerine dayatma ortaya koymaktadırlar.
Şimdi Kıbrıs yarın Güneydoğu, daha sonraları Ermeni soykırımı meselesi, Ermeni hakları, Patrikhane konuları, Pontus bölgesi konuları ve daha bir çok akla gelen veya şu anda düşünülemeyen meselelerin ortaya konulması mümkün olacaktır. Onun için bir yerde bunlara dur demek gerekir. Aksi takdirde kendi kendimizi yok edecek duruma girmemiz ve en tabii haklarımızı dahi kaybetmemiz içten bile olmayacaktır. Birgün uyanacağız, ama belki de, dönüşü olmayan bir durumda ve bir yerde olacağız.
AB ve ABD'nin gözü Kıbrıs'tadır
Kıbrıs'a bütün çabalarına rağmen istediklerini seçimlerde kabul ettiremeyen BATI DÜNYASI, şimdi Ankara'ya ve Rauf Denktaş ile KKTC milletvekillerine yapılacak baskılarla elde etmeye çalışacaklardır. Onun için çok dikkatli ve diplomatik hareket etmek gerekmektedir.
Dikkat ederseniz AB ve ABD diğer konularda genellikle birbirine zıt olarak hareket etmektedirler. Ama Türkiye ve Kıbrıs'a karşı daima birleşerek birlikte tavır almaktadırlar. Bu durum sadece Kıbrıs'ta değil, Kuzey Irak ve diğer TÜRKİYE İLE TÜM MESELELERDE DE böyle hareket edilmektedir.
Aslında onlar bizim saygın doslarımız. Nato'dan müttefiklerimiz sayılmaktadırlar. Onlarla birçok konuda kader birliği yapmaktayız. Fakat Türkiye menfaatlerine, Türklüğe, Müslüman halkına ve menfaatlerine dönük olduğu zaman, hemen tavırları değişmekte ve bize ters gelen duruma geçmektedirler.
PKK hareketlerinin gelişmesine, AB devletlerinin bazılarında temsilci kurmalarına, yuvalanmalarına, destek görmelerine, hatta eğitimlerine en çok yardım edenler onlar değil miydi? Bizim 100 milyar ABD dolarına mal olan 25-30 yıllık kanlı mücadelemize, 40.000 kadar şehit vermemize ve düşük yoğunluklu savaşmamıza sebep olan onlar değil miydi?
Şimdi de hazır hiçbir sorunu olmayan KKTC'ye, SORUNLU OLARAK BAKAN ve elimizden almaya çalışan yine onlar değil mi? Bu yollarda biz daha ne kadar kurban vereceğiz? Daha ne kadar onların bu yaptıklarına tamamamen uyacağız? Kısacası bu uykudan ne zaman uyanacağız - ALLAH BİLİR!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Cahit Babuna / diğer yazıları
- Batı kültüründe toplumsal çöküş -2- / 22.10.2006
- Batı kültüründe toplumsal çöküş / 21.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 20.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 19.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler / 18.10.2006
- Oruç tutmak, aç kalmak değildir / 15.10.2006
- Ramazan-ı Şerif temizlenme ayı / 14.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 09.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 08.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -3- / 07.10.2006
- Batı kültüründe toplumsal çöküş / 21.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 20.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 19.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler / 18.10.2006
- Oruç tutmak, aç kalmak değildir / 15.10.2006
- Ramazan-ı Şerif temizlenme ayı / 14.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 09.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 08.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -3- / 07.10.2006