Dün bayramdı. 1 Temmuz Kabotaj ve Deniz Bayramı.
Bayramın önemini anlamak adına iki kavramı açalım: "Kapitülasyon" ve "Kabotaj"
Kapitülasyonlar, adli, mali ve idari alanlarda yabancılara tanınan imtiyaz ve muafiyetlerdir. Yabancılara tanınan tüm bu ayrıcalıklar Lozan Barış Sözleşmesi'nin 28.maddesiyle kaldırılmış ve Türkiye yüzyıllardır boynunda taşıdığı boyunduruktan kurtulmuştur.
Kapitülasyonlar, kamu hukuku ve devletler hukuku anlayışına göre özel imtiyazlar olup, devletin egemenlik hakkını ve bağımsızlığını sınırlayan hukuki ve siyasi engellerdir. Bağımsız bir devletin bu tür imtiyazları tanıması, devletin bağımsızlığı ile bağdaşmadığı gibi anayasa hukukunun esaslarına da aykırıdır.
Osmanlı döneminde kapitülasyonlara resmi dilde "Ahitname-i Hümayun" denmişse de daha sonra bunu iki taraflı sözleşmelerden ayırmak için "Uhud-u Atika" terimi kullanılmıştır. Kapitülasyon, kavram olarak dilimize daha sonraları girmiş ve antlaşmalarda da yer almıştır. Kapitülasyonlar, yabancıların seyahat, yerleşim özgürlüğünü, şahıs ve mallarının korunmasını, inanç ve ibadet özgürlüklerini sağlayan hükümleri, pek çok vergiden muaf olmalarını ve kendi yargı haklarını kapsamaktaydı. Yani yabancılar için ballı bir düzenlemeydi.
Bakar mısınız, Fransız yazar Pellisier de Raussas, "Kapitülasyonlar" adlı eserinde ballandıra ballandıra nasıl anlatıyor: "Fransa, Osmanlı İmparatorluğu devletlerinde kendine hiçbir masrafa mal olmayan ve çok şey getiren geniş bir müstemleke (sömürge) imparatorluğu kurmuştu."
Kanuni Sultan Süleyman'ın mağlup ve esir bir Hıristiyan krala sırf bir dostluk nişanesi olarak verdiği bir imtiyaz, ilk zamanlarda pek hafif ve önemsizken, giderek Osmanlı İmparatorluğu'nu ekonomik ve siyasi bakımdan felce uğratmıştır.
Askeri dehasının yanında siyasi dehasıyla da uzağı görebilen, görüş ufku engin Mustafa Kemal, kurtuluşun ancak ekonomi alanındaki başarılarla tamamlanabileceğinin bilincinde olarak İzmir İktisat Kongresi'ni topladı. Tarihler 17 Şubat 1923'ü gösterirken ülkenin ekonomik durumu, sorun ve çarelerinin tartışıldığı bir süreç başlamış, toplantının sona erdiği 4 Mart 1923'de hedeflenen amaçlar arasında kabotaja da yer verilmiştir.
Kabotaj, bir devletin limanları arasında ticari taşımacılık yapma olanağının, o devletin bayrağını taşıyan gemilere ait olması, özgülenmesidir.
Sözünü ettiğimiz Osmanlı dönemi kapitülasyonları arasında denizlerimizde, limanlar arasında cirit atan yabancı bayraklı gemilerin haddi hesabı yoktu. Kabotaj hakkı yabancılara verilmişti.
İşte Mustafa Kemal Atatürk, Lozan Konferansı öncesinde topladığı İktisat Kongresi'nde:
"Kendi limanlarımızda kendi bayrağımızdan başkasının ticaret yapmaması ve kabotajda hakkı istiklalimizin tamamen kullanılması" hususunun altını çizmiştir.
Tam bağımsızlığın zorunlu şartı ekonomik bağımsızlıktır. Bir ömrü ülkemizin tam bağımsızlığı için veren Prof. Dr. Haydar Baş, devasa projesi MEM'de (Milli Ekonomi Modeli) ATATÜRK ile buluşuyordu.
Mustafa Kemal'in İzmir İktisat Kongresi'nde belirlediği hedeflerden biri olan kabotaj hakkı Lozan Barış Konferansında müzakere edilen konular arasında yer alarak, konferans sonunda akdedilen sözleşmenin 28.maddesiyle kapitülasyonların tümü kaldırılmıştır. Ve hakkımız olan kabotaj sağlanmıştır.
1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren 815 sayılı "Türkiye Sahillerinde Nakliyatı Bahriye ve Limanlarla Kara Suları Dahilinde İcrayı Sanat ve Ticaret Hakkında Kanun" Türk sularında yolcu ve yük taşımacılığını yabancılara yasaklamıştır. O nedenle de 1 Temmuz, Kabotaj ve Deniz Bayramı olarak kutlanmaktadır.
Sularımızdaki egemenliğimizin hukuki boyutları geçen yılki yazımızda yoklanmıştı (Yeni Mesaj / 1 Temmuz 2019).
Bayramımız kutlu olsun!
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023