Yargı sistemi değişiyor? Hemen heveslenmeyin, zira adalete erişim, davaların uzamaması, adalet hizmetinden herkesin yararlanması, yargının siyaset çemberinden kurtarılması filan değil hükümetinki. Ama açıkladıkları eylem planında yer alan "yargının düzenlenmesi" meğer yeni bir mahkeme imiş: "İstinaf Mahkemesi". İstinaf sözcüğü "yeniden başlama" anlamına geliyor. Hukukta ise, birinci derece mahkemeleri ile Yargıtay arasında kalan ikinci derece üst mahkemedir. Bugünkü sistemde mahkeme kararına itiraz etmek istediğinizde, yani kararı temyiz edecekseniz Temyiz Mahkemesine(Yargıtay) başvuruyorsunuz.
Başbakan'ın hükümetin eylem planını açıklarken sözünü ettiği, yargı düzenlemesi konusunda, Adalet Bakanı baklayı ağzından çıkardı. Bakanlığın Resmi Gazetede (RG) yayınlanan kararına göre istinaf mahkemeleri kuruluyor ve 20 Temmuz 2016'da faaliyete geçiyor.
İstinaf, beraberinde bir istifham getirdi. İstifham sözcüğü, "zihinde meydana gelen soru" anlamındadır. Soru şu: istinaf neyi çözecek? Hükümetin görünürdeki gerekçesi Yargıtay'ın iş yükünü hafifletmek. Yargıtay'ın elindeki dosya sayısı iki milyonu çoktan aşmış durumda, bu bir gerçek ise de, yükü hafifletmenin yolu yeni mahkeme kurmak değildir. İş, hukuk eğitiminin kalitesini arttırmakla başlar, liyakatla devam eder. Hem mesleki bilgi ve beceriyi hem de ahlâkı ölçü alırsanız adalet hizmeti verimli olur. Daha önce de aynı gerekçeyle Yargıtay daire ve üye sayısını arttırdılar, çare oldu mu? Dosya sayısı yükseldikçe yükseldi. Politik nedenle bu yola başvurulmuş, yüksek mahkeme üzerinde denetimi sağlayabilmek için üye ve başkan seçimlerine dolaylı da olsa müdahaleye kalkışılmıştır. Yandaş medya, yandaş kadro derken, yandaş yargı oluşturulma çabasına girişilmiştir.
AKP'nin sabıka kaydı bu iken, faaliyete geçecek İstinaf (Bölge Adliye Mahkemeleri) için kuşkulanmamak mümkün müdür?
Ayrıca, yeni mahkemeler için yetişmiş eleman hazır değildir. Yeni personel, yeni mekânlar yılın ilk aylarını bile zar zor geçen bir bütçeyle maliyet artışı nasıl karşılanacaktır. Adalet Bakanlığı bütçesinde para kalmadığı gerekçesiyle cezaevi aracına benzin koyamayıp, tutukluları mahkemeye çıkaramayan, cezaevlerindeki mahkûm ve tutuklulara yatak temin edemeyen onları beton zeminde yatma ya da bir yatağı nöbetleşe kullanma durumunda bırakan hükümet, Yargıtay'ın yükünü hafifleteyim derken bütçenin durumunu, hâl-i pür-melâlini daha da ağırlaştırmaktadır.
İstinaf Mahkemelerine doğrudan başvurulamayacak; ilk derece, yani yerel mahkemenin kararını alacaksınız, Yargıtay'a gitmeden İstinaf Mahkemesi'ne götüreceksiniz ve yargılama yeniden başlayacak. Oradan alacağınız karara itiraz durumunda ancak Yargıtay'a başvurabileceksiniz. Neymiş? Yargıtay'ın yükü hafifleyecekmiş! Nihayetinde dava yine oraya gidiyor. Kaş yapayım derken göz çıkarıyorlar. Hem Temyize giden yolu uzatıyorlar, hem de dava açan vatandaşın ödeyeceği harç ve masrafları katlıyorlar. Yargılamada "usûl ekonomisi" gözetilmelidir; hem zamandan tasarruf edeceksin, adalete erişim gecikmeyecek, hem de harcamalardan tasarruf edeceksin ki, sadece parası olan değil, ortalama her yurttaş adalet hizmetinden yararlanabilsin.
Mahkeme ile Yargıtay arasına sıkıştırdıkları İstinaf, bir gecekondu adliye görünümündedir. Asıl amaç nostaljik bir özlemdir. İstinaf kurumu 5 Haziran 1879'da yürürlüğe giren Mehakimi Nizamiye Teşkilâtı Kanun'u Muvakkat ile Osmanlı döneminde kurulan ikinci derece (istinaf) mahkemeleri, adaletin süratle dağıtılmasına engel oldukları için, 7 Nisan 1924'de kaldırılmıştır. Eee, serde "yeni Osmanlıcılık" var ya, Yargıtay bahane, yeni Osmanlıcılık şahane!
Başbakan'ın hükümetin eylem planını açıklarken sözünü ettiği, yargı düzenlemesi konusunda, Adalet Bakanı baklayı ağzından çıkardı. Bakanlığın Resmi Gazetede (RG) yayınlanan kararına göre istinaf mahkemeleri kuruluyor ve 20 Temmuz 2016'da faaliyete geçiyor.
İstinaf, beraberinde bir istifham getirdi. İstifham sözcüğü, "zihinde meydana gelen soru" anlamındadır. Soru şu: istinaf neyi çözecek? Hükümetin görünürdeki gerekçesi Yargıtay'ın iş yükünü hafifletmek. Yargıtay'ın elindeki dosya sayısı iki milyonu çoktan aşmış durumda, bu bir gerçek ise de, yükü hafifletmenin yolu yeni mahkeme kurmak değildir. İş, hukuk eğitiminin kalitesini arttırmakla başlar, liyakatla devam eder. Hem mesleki bilgi ve beceriyi hem de ahlâkı ölçü alırsanız adalet hizmeti verimli olur. Daha önce de aynı gerekçeyle Yargıtay daire ve üye sayısını arttırdılar, çare oldu mu? Dosya sayısı yükseldikçe yükseldi. Politik nedenle bu yola başvurulmuş, yüksek mahkeme üzerinde denetimi sağlayabilmek için üye ve başkan seçimlerine dolaylı da olsa müdahaleye kalkışılmıştır. Yandaş medya, yandaş kadro derken, yandaş yargı oluşturulma çabasına girişilmiştir.
AKP'nin sabıka kaydı bu iken, faaliyete geçecek İstinaf (Bölge Adliye Mahkemeleri) için kuşkulanmamak mümkün müdür?
Ayrıca, yeni mahkemeler için yetişmiş eleman hazır değildir. Yeni personel, yeni mekânlar yılın ilk aylarını bile zar zor geçen bir bütçeyle maliyet artışı nasıl karşılanacaktır. Adalet Bakanlığı bütçesinde para kalmadığı gerekçesiyle cezaevi aracına benzin koyamayıp, tutukluları mahkemeye çıkaramayan, cezaevlerindeki mahkûm ve tutuklulara yatak temin edemeyen onları beton zeminde yatma ya da bir yatağı nöbetleşe kullanma durumunda bırakan hükümet, Yargıtay'ın yükünü hafifleteyim derken bütçenin durumunu, hâl-i pür-melâlini daha da ağırlaştırmaktadır.
İstinaf Mahkemelerine doğrudan başvurulamayacak; ilk derece, yani yerel mahkemenin kararını alacaksınız, Yargıtay'a gitmeden İstinaf Mahkemesi'ne götüreceksiniz ve yargılama yeniden başlayacak. Oradan alacağınız karara itiraz durumunda ancak Yargıtay'a başvurabileceksiniz. Neymiş? Yargıtay'ın yükü hafifleyecekmiş! Nihayetinde dava yine oraya gidiyor. Kaş yapayım derken göz çıkarıyorlar. Hem Temyize giden yolu uzatıyorlar, hem de dava açan vatandaşın ödeyeceği harç ve masrafları katlıyorlar. Yargılamada "usûl ekonomisi" gözetilmelidir; hem zamandan tasarruf edeceksin, adalete erişim gecikmeyecek, hem de harcamalardan tasarruf edeceksin ki, sadece parası olan değil, ortalama her yurttaş adalet hizmetinden yararlanabilsin.
Mahkeme ile Yargıtay arasına sıkıştırdıkları İstinaf, bir gecekondu adliye görünümündedir. Asıl amaç nostaljik bir özlemdir. İstinaf kurumu 5 Haziran 1879'da yürürlüğe giren Mehakimi Nizamiye Teşkilâtı Kanun'u Muvakkat ile Osmanlı döneminde kurulan ikinci derece (istinaf) mahkemeleri, adaletin süratle dağıtılmasına engel oldukları için, 7 Nisan 1924'de kaldırılmıştır. Eee, serde "yeni Osmanlıcılık" var ya, Yargıtay bahane, yeni Osmanlıcılık şahane!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu / diğer yazıları
- Terör / 01.02.2024
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023



























































































