AB'nin son yıllarda bu denli gündemde olmasının sebebi yol ayrımına gelindiği içindir. Yol ayrımının genel karakteri "varlık" veya "yokluğun" tercihi olarak karşımıza çıkması. Tarihi perspektiften; sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan; vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü penceresinden bakıldığında karşımıza çıkan netice hep varlık ve yokluk ile ilgili.
Ancak dikkat edecek olursak bu kadar açık olan konuda niçin değerlendirmeler birbirine zıtlık göstermektedir. MGK Genel Sekreteri Org. Tuncer Kılınç Paşanın, Harp Akademileri'ndeki panelde "Avrupa'nın Türkiye'ye hiçbir konuda yardımcı olmadığı"nı, "Türkiye açısından ABD'yi göz ardı etmeden Rusya ve mümkünse İran'la yakınlaşmanın yararlı olacağı" ifadesi ciddi anlamda ses getirdi.
AB taraftarları bu açıklamaları hazmedemediler. Oysa bu açıklamalar hiçbir yoruma ihtiyaç göstermeyecek kadar açık tarihi bir realite olmasına rağmen;
Tansu Hanımın maharetleri ile girdiğimiz Gümrük Birliğinin faturası ortada iken;
Avrupa Birliği parlamentosunun yıllardan beri devletimiz ve milletimiz aleyhinde ısrarla aldığı kararlara rağmen;
Niçin bazı kesimler AB konusunda "illa da AB" demeye devam ediyorlar.
Üstelik bırakın kendi adlarına konuşmalarını; millet adına da ahkam kesmelerini anlayabilmek mümkün değil.
20 yıldan beri Prof. Dr. Haydar Baş Bey AET'nin, AB'nin bizi almayacağını ifade edip durmasına rağmen;
Yeniden Kuvayı Milliye harekatı ile birlikte AB'nin bizden ne istediklerini milletimize anlatmasına rağmen;
Milletimizin büyük bir teveccühle milli duruşun yanında yer almasına rağmen;
Hâlâ AB taraftarları elindeki elma şekerini vermek istemeyen çocuklar gibi "vermem vermem" diye omuz silkmeye devam ediyorlar.
İşte bu yorum farkının asıl sebebi hadiselerin izlendiği "mantık"la ilgili. Sahip olunan mantığın "mandacı mantık" veya "milli duruş mantığı, bağımsızlık mantığı" ile ilgili.
Hiç kuşkunuz olmasın millet karakteri olan "bağımsızlık" kulesinden gelişmeleri izlemektedir. Üstelik öteden beri aynı kuleden hiç ayrılmadan. Atatürk'ün başkanlık ettiği TBMM' de 12 Mart 1921 tarihinde oy birliğiyle kabul edilen İstiklâl Marşımız da bağımsızlık mana ve mantığını içermektedir.
Bir bağımsızlık haykırışı olan, milli bir dua olan İstiklal Marşımız kabulünün yıldönümünde bakınız ne diyor;
"Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım"
Evet, İstiklal Marşımız Hâlâ Taptaze.
Ancak dikkat edecek olursak bu kadar açık olan konuda niçin değerlendirmeler birbirine zıtlık göstermektedir. MGK Genel Sekreteri Org. Tuncer Kılınç Paşanın, Harp Akademileri'ndeki panelde "Avrupa'nın Türkiye'ye hiçbir konuda yardımcı olmadığı"nı, "Türkiye açısından ABD'yi göz ardı etmeden Rusya ve mümkünse İran'la yakınlaşmanın yararlı olacağı" ifadesi ciddi anlamda ses getirdi.
AB taraftarları bu açıklamaları hazmedemediler. Oysa bu açıklamalar hiçbir yoruma ihtiyaç göstermeyecek kadar açık tarihi bir realite olmasına rağmen;
Tansu Hanımın maharetleri ile girdiğimiz Gümrük Birliğinin faturası ortada iken;
Avrupa Birliği parlamentosunun yıllardan beri devletimiz ve milletimiz aleyhinde ısrarla aldığı kararlara rağmen;
Niçin bazı kesimler AB konusunda "illa da AB" demeye devam ediyorlar.
Üstelik bırakın kendi adlarına konuşmalarını; millet adına da ahkam kesmelerini anlayabilmek mümkün değil.
20 yıldan beri Prof. Dr. Haydar Baş Bey AET'nin, AB'nin bizi almayacağını ifade edip durmasına rağmen;
Yeniden Kuvayı Milliye harekatı ile birlikte AB'nin bizden ne istediklerini milletimize anlatmasına rağmen;
Milletimizin büyük bir teveccühle milli duruşun yanında yer almasına rağmen;
Hâlâ AB taraftarları elindeki elma şekerini vermek istemeyen çocuklar gibi "vermem vermem" diye omuz silkmeye devam ediyorlar.
İşte bu yorum farkının asıl sebebi hadiselerin izlendiği "mantık"la ilgili. Sahip olunan mantığın "mandacı mantık" veya "milli duruş mantığı, bağımsızlık mantığı" ile ilgili.
Hiç kuşkunuz olmasın millet karakteri olan "bağımsızlık" kulesinden gelişmeleri izlemektedir. Üstelik öteden beri aynı kuleden hiç ayrılmadan. Atatürk'ün başkanlık ettiği TBMM' de 12 Mart 1921 tarihinde oy birliğiyle kabul edilen İstiklâl Marşımız da bağımsızlık mana ve mantığını içermektedir.
Bir bağımsızlık haykırışı olan, milli bir dua olan İstiklal Marşımız kabulünün yıldönümünde bakınız ne diyor;
"Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım"
Evet, İstiklal Marşımız Hâlâ Taptaze.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Doç. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Adalet mi dediniz hakkaniyet mi? / 05.04.2025
- Yunan bayramı, Türk dersi / 29.03.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025
- Bozduğun kantar seni de tartacak / 23.03.2025
- Adaletin zarfı ve mazrufu: İmamoğlu olayı üzerine bir toplumsal okuma / 22.03.2025
- ABD açıktan İran’ı hedef olarak gösterdi / 20.03.2025
- Dünya ateş çemberinde: Türkiye’nin stratejisi ne olmalı? / 10.03.2025
- Wilson’dan İmralı’ya: Türkiye’yi bölme planı mı devrede? / 04.03.2025
- Oruç, ilahi bir emir ve bilimsel bir şifadır / 03.03.2025
- Yeraltı zenginliklerimiz için millî mücadele zamanıdır / 23.02.2025
- Yunan bayramı, Türk dersi / 29.03.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025
- Bozduğun kantar seni de tartacak / 23.03.2025
- Adaletin zarfı ve mazrufu: İmamoğlu olayı üzerine bir toplumsal okuma / 22.03.2025
- ABD açıktan İran’ı hedef olarak gösterdi / 20.03.2025
- Dünya ateş çemberinde: Türkiye’nin stratejisi ne olmalı? / 10.03.2025
- Wilson’dan İmralı’ya: Türkiye’yi bölme planı mı devrede? / 04.03.2025
- Oruç, ilahi bir emir ve bilimsel bir şifadır / 03.03.2025
- Yeraltı zenginliklerimiz için millî mücadele zamanıdır / 23.02.2025