Bizleri, Allah Resûlünün bıraktığı iki emanetten biri olan (ilki Kur'an) ve yüz yıllardır ümmetten saklanan Ehl-i Beyt ile tanıştıran, buluşturan Prof. Dr. Haydar Baş Hocama en kalbi teşekkürlerimi bir kez daha sunmak istiyorum.
Ehl-i Beyt'in değeri, kimlerden oluştuğunu Kur'an ve Peygamberimizin hadisleri ışığında 220'den fazla Sünni âlimin eserlerinden Sayın Baş vesilesiyle öğrendik. Peki, Peygamberimizin, o pak soyundan gelen halifeleri kimlerdir? Bu sorunun cevabını Peygamberimizden (s.a.a.) alalım:
Cabir b. Cufi, Cabir b. Abdullah El-Ensari'den şöyle duyduğunu nakleder; Yüce Allah (c.c) Peygamberi Muhammed'ine, "Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Resul'e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin?" ayeti nazil kıldığında, Ya Resûlullah! dedim, Allah ve Resulünü tanıyoruz. Peki, Allah'ın itaatlerini, Senin itaatinle beraber kılan emir sahipleri kimlerdir? (diye sordum)
Resul-i Ekrem şöyle buyurdu; Onlar, Benden sonra Benim halifelerim ve Müslümanların imamlarıdır Ey Cabir! Onların ilki Ali b. Ebu Talip, sonra Hasan, sonra Hüseyin, sonra Ali b. Hüseyin, sonra Tevrat'ta ismi Bakır diye anılan Muhammet b. Ali'dir.
Ey Cabir! Sen, onu göreceksin. Gördüğünde Benim selamımı Ona iletirsin. Ondan sonra Cafer b. Muhammet es-Sadık, sonra Musa b. Cafer, sonra Ali b. Musa, sonra Muhammet b. Ali, sonra Ali b. Muhammet, sonra Hasan b. Ali ve sonuncusu Allah'ın yeryüzündeki hücceti ve kulları arasındaki saklantısı olan ve dahi Benim isim ve künyemi taşıyan Hasan b. Ali'nin Oğludur.
O ki, şanı yüce Allah, Onun eliyle yeryüzünün doğusunu ve batısını fethedecektir. O ki, dostlarının gözünden gaybete çekilecektir. Öyle bir gaybet dönemi ki, o dönemde Allah'ın kalbini imanla imtihan ettiği kimseden başkası Onun imameti üzerinde sabit kalmayacaktır?" (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali eseri sh.38)
Bu pak neslin 9. İmamı olan Muhammed b. Ali, bu kutlu görevi daha 7 yaşında almıştır. İmam Taki o yaşta zamanın bütün âlimleriyle kıyaslanamayacak bir ilime sahipti. En büyük âlimler her konuda O'nu denemeye kalkmış ama gerekli cevapları alarak ya teslim olmuşlar, ya da buğz ederek huzurdan kaçıp, gitmişlerdi. 7 yaşında böyle bir ilme sahip olması o pak neslin Allah (c.c) tarafından seçildiğinin ispatlarından sadece biridir.
Hayatının her dönemi bir çok mucizevi olayla geçen İmam Muhammed Taki Hazretlerinin tevhit, tövbe ve nasihatlerinden kısacık örnekler aktarmak istiyorum; (geniş bilgi için Sayın Baş'ın aynı adlı eserine müracaat ediniz)
Davud b. Kasım el-Cafer-i anlatıyor; "İmam Cevad'a (a.s) dedim ki; 'De ki! O, Allah tektir" (İhlas 1) ayetinde işaret edilen 'adah ?tek-' kelimesinin anlamı nedir?"
İmam (a.s) buyurdu ki; "Her varlığın birliği üzerinde birleştiği zat demektir. Şu ayeti duymadın mı; "And olsun onlara, gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir, diye sorsan, mutlak Allah, derler" (Ankebut 61) Sonra da bu insanlar, O'nun eşi ve ortağı olduğunu söylüyorlar."
Dedim ki; "Gözler O'nu göremez" (Enam 103) ayetinde ne demek isteniyor?
Buyurdu ki; "Ey Ebu Haşim! Kalplerin algılaması gözlerin görmesinden daha keskin ve daha dakiktir. Sen kalbi algılamanla Sind'i, Hindistan'ı ve daha gitmediğin birçok memleketi tasavvur edebilirsin ama gözlerinle göremezsin. Allah'ı, kalplerin algılamaları bile tasavvur edemezken gözler, O'nu nasıl görebilsin?" (sh. 285)
Tövbeye teşviki
İmam Muhammed Et-Taki'den (a.s.) şöyle rivayet edilmiştir; "Tövbenin dört dayanağı vardır; Kalpte pişmanlık, dilde istiğfar, bedende amel ve bir daha dönmeme kararlılığı.
Üç şey kulu, Allah'ın hoşnutluğuna ulaştırır; Çokça istiğfar etmek, mütevazi olmak ve sadaka vermek." (sh. 315)
Tövbenin aciliyeti
İmam (a.s) şöyle buyurmuştur; "Tövbeyi ertelemek aldanmaktır. Sürekli ertelemek ise şaşkınlıktır. Allah'a karşı bahaneler, gerekçeler üretmek helak olmaktır. Günahta ısrar etmek Allah'ın tuzağından emin olmanın ifadesidir. Oysa 'Ziyana uğrayan topluluktan başkası Allah'ın (böyle) mühlet vermesinden emin olamaz.' (Araf 99) buyrulmaktadır. (sh. 315)
Öğütlerinden
"Bir kötülüğe şahit olup da, ondan hoşnut olmayan kimse hiç şahit olmamış gibidir. Bir işe şahit olmadığı halde, ondan razı olan kimse de ona, şahit olmuş gibidir." (sh. 414)
"Bir konuşmacıyı dinleyen kimse, ona tapmış olur. Eğer konuşmacı Allah adına konuşuyorsa, Allah'a ibadet etmiş olur. Şayet konuşmacı iblis adına konuşuyorsa, iblis'e tapmış olur." (sh. 414)
Ehl-i Beyt'in değeri, kimlerden oluştuğunu Kur'an ve Peygamberimizin hadisleri ışığında 220'den fazla Sünni âlimin eserlerinden Sayın Baş vesilesiyle öğrendik. Peki, Peygamberimizin, o pak soyundan gelen halifeleri kimlerdir? Bu sorunun cevabını Peygamberimizden (s.a.a.) alalım:
Cabir b. Cufi, Cabir b. Abdullah El-Ensari'den şöyle duyduğunu nakleder; Yüce Allah (c.c) Peygamberi Muhammed'ine, "Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Resul'e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin?" ayeti nazil kıldığında, Ya Resûlullah! dedim, Allah ve Resulünü tanıyoruz. Peki, Allah'ın itaatlerini, Senin itaatinle beraber kılan emir sahipleri kimlerdir? (diye sordum)
Resul-i Ekrem şöyle buyurdu; Onlar, Benden sonra Benim halifelerim ve Müslümanların imamlarıdır Ey Cabir! Onların ilki Ali b. Ebu Talip, sonra Hasan, sonra Hüseyin, sonra Ali b. Hüseyin, sonra Tevrat'ta ismi Bakır diye anılan Muhammet b. Ali'dir.
Ey Cabir! Sen, onu göreceksin. Gördüğünde Benim selamımı Ona iletirsin. Ondan sonra Cafer b. Muhammet es-Sadık, sonra Musa b. Cafer, sonra Ali b. Musa, sonra Muhammet b. Ali, sonra Ali b. Muhammet, sonra Hasan b. Ali ve sonuncusu Allah'ın yeryüzündeki hücceti ve kulları arasındaki saklantısı olan ve dahi Benim isim ve künyemi taşıyan Hasan b. Ali'nin Oğludur.
O ki, şanı yüce Allah, Onun eliyle yeryüzünün doğusunu ve batısını fethedecektir. O ki, dostlarının gözünden gaybete çekilecektir. Öyle bir gaybet dönemi ki, o dönemde Allah'ın kalbini imanla imtihan ettiği kimseden başkası Onun imameti üzerinde sabit kalmayacaktır?" (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali eseri sh.38)
Bu pak neslin 9. İmamı olan Muhammed b. Ali, bu kutlu görevi daha 7 yaşında almıştır. İmam Taki o yaşta zamanın bütün âlimleriyle kıyaslanamayacak bir ilime sahipti. En büyük âlimler her konuda O'nu denemeye kalkmış ama gerekli cevapları alarak ya teslim olmuşlar, ya da buğz ederek huzurdan kaçıp, gitmişlerdi. 7 yaşında böyle bir ilme sahip olması o pak neslin Allah (c.c) tarafından seçildiğinin ispatlarından sadece biridir.
Hayatının her dönemi bir çok mucizevi olayla geçen İmam Muhammed Taki Hazretlerinin tevhit, tövbe ve nasihatlerinden kısacık örnekler aktarmak istiyorum; (geniş bilgi için Sayın Baş'ın aynı adlı eserine müracaat ediniz)
Davud b. Kasım el-Cafer-i anlatıyor; "İmam Cevad'a (a.s) dedim ki; 'De ki! O, Allah tektir" (İhlas 1) ayetinde işaret edilen 'adah ?tek-' kelimesinin anlamı nedir?"
İmam (a.s) buyurdu ki; "Her varlığın birliği üzerinde birleştiği zat demektir. Şu ayeti duymadın mı; "And olsun onlara, gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir, diye sorsan, mutlak Allah, derler" (Ankebut 61) Sonra da bu insanlar, O'nun eşi ve ortağı olduğunu söylüyorlar."
Dedim ki; "Gözler O'nu göremez" (Enam 103) ayetinde ne demek isteniyor?
Buyurdu ki; "Ey Ebu Haşim! Kalplerin algılaması gözlerin görmesinden daha keskin ve daha dakiktir. Sen kalbi algılamanla Sind'i, Hindistan'ı ve daha gitmediğin birçok memleketi tasavvur edebilirsin ama gözlerinle göremezsin. Allah'ı, kalplerin algılamaları bile tasavvur edemezken gözler, O'nu nasıl görebilsin?" (sh. 285)
Tövbeye teşviki
İmam Muhammed Et-Taki'den (a.s.) şöyle rivayet edilmiştir; "Tövbenin dört dayanağı vardır; Kalpte pişmanlık, dilde istiğfar, bedende amel ve bir daha dönmeme kararlılığı.
Üç şey kulu, Allah'ın hoşnutluğuna ulaştırır; Çokça istiğfar etmek, mütevazi olmak ve sadaka vermek." (sh. 315)
Tövbenin aciliyeti
İmam (a.s) şöyle buyurmuştur; "Tövbeyi ertelemek aldanmaktır. Sürekli ertelemek ise şaşkınlıktır. Allah'a karşı bahaneler, gerekçeler üretmek helak olmaktır. Günahta ısrar etmek Allah'ın tuzağından emin olmanın ifadesidir. Oysa 'Ziyana uğrayan topluluktan başkası Allah'ın (böyle) mühlet vermesinden emin olamaz.' (Araf 99) buyrulmaktadır. (sh. 315)
Öğütlerinden
"Bir kötülüğe şahit olup da, ondan hoşnut olmayan kimse hiç şahit olmamış gibidir. Bir işe şahit olmadığı halde, ondan razı olan kimse de ona, şahit olmuş gibidir." (sh. 414)
"Bir konuşmacıyı dinleyen kimse, ona tapmış olur. Eğer konuşmacı Allah adına konuşuyorsa, Allah'a ibadet etmiş olur. Şayet konuşmacı iblis adına konuşuyorsa, iblis'e tapmış olur." (sh. 414)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025