İmamet ve velayet kavramı İslam dini kaynaklarında var olan metinlere göre çok önemli olup dine hayat kazandırır. İmamet ve velayet peygamberlik makamı gibi ilahi bir makam olup, imam Allah tarafından tayin edilir ve Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) kendisinden sonraki imam ve halifeyi Allahın emri ile açıklayarak belirtir. Bu konunun birçok delillerinden bir tanesi "inzar" ayeti ve ayetin nüzul şanında nakledilen rivayetlerdir ve diğeri ise menzilet hadisidir. İnzar ayeti ve ayetin nüzul şanı kısaca şöyledir:
"Yakın akrabalarını uyar" (Şuara, 214) ayeti nazil olduğunda Resul-i Ekrem (s.a.a) efendimiz yakın akrabalarını İslam dinine davet etmeye memur olundu. Bu davet Hz. Peygamber (s.a.a)' in risaletini evinden dışarı taşıdığı ilk davetti. Zira o güne kadar Peygamberliğinden üç yıl geçmesine rağmen, o Hazretin risaleti kendi evinde sınırlıydı ve sadece Hz. Ali ve Hz. Hatice o Hazrete iman getirmişlerdi. Bir rivayete göre bu evde yaşayan Zeyd'de iman getirmişti. Bu zamanlarda Hz. Ali (a.s) Resul-i Ekrem (s.a.a)'in evinde yaşıyordu. Hz. Ali'nin babasının imkânları elverişli olmadığı için Peygamber, Hz. Ali beş yaşında iken onu kendi himayesi altına almıştı. Bu ayet nazil olduğu zaman Hz. Ali (a.s) on üç, on beş yaşlarındaydı. Resul-i Ekrem (s.a.a) Hz. Ali'ye yemek ve ayran hazırlatma emrini verdi. Böylelikle Beni Haşimden yaklaşık önde gelen kırk kişi davet olundu. Resul-i Ekrem (s.a.a) onlara şöyle buyurdu; "Allah-u Teâlâ, O'nun birliğini ve Benim de peygamberliğimi tanımanız risaleti ile beni göndermiştir. Sizlerden kim benim kardeşim, vasim ve halifem olmak için bu işte bana yardım edecektir?" Mecliste bulunanların hepsi yüz çevirdiler. Sadece orda bulunanların hepsinden yaşça küçük olan Hz. Ali ayağa kalkarak şöyle dedi; "Ben, ey Allah'ın Resulü bu yolda sana yardım edeceğim." Bu iş veya bu cümleler üç defa tekrar olduktan sonra Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurdular; "Bu sizlerin aranızda, Benim kardeşim, vasim ve halifemdir. Onun emrini işitiniz ve itaat ediniz." Hz. Peygamber (s.a.a) bu rivayette Hz. İmam Ali (a.s)'a halkın arasındaki kardeşi, vasisi ve halifesi olduğunu sesleniyor. Bu tabir Hz. İmam Ali (a.s)'ın Hz. Peygamber (s.a.a)' den hemen sonra halife olduğunun bir kanıtıdır. Bu hadisin Gadir-i Hum hadisiyle şu farkı vardır; bu hadis Hz. Peygamber efendimizin peygamberliğinin başlangıcında, Gadir-i hum hadisi ise nübüvvetinin sonunda beyan olunmuştur.
Menzilet hadisi ise kısaca şundan ibarettir: Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) Tebük'e hareket etmeden önce Ali (a.s)'ı kendi yerine halife olarak bıraktı. Ali (a.s) şöyle dedi; "Acaba beni kadın ve çocuklara halifen olarak mı bırakıyorsun?" Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdular; "Acaba Harun'un Musa yanındaki makamına Benim yanımda sahip olmaya razı değil misin? Şu farkla ki Benden sonra nebi yoktur." Hz. Resulü Ekrem (s.a.a) başka bir sözünde Ali (a.s)'a hitaben şöyle buyurdu; "Sen benim nezdimde Harun'un Musa'nın nezdindeki makamına sahipsin."
Nakledilen apaçık bilgilere göre Hz. Harun'un Hz. Musa nezdindeki makamı vezirlik, hilafet ve nübüvvet makamlarıdır. Menzilet hadisine göre Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) nübüvvet dışındaki Harun'un Musa nezdindeki bütün makamlarını Ali (a.s) için söz konusu etmiş ve geçerli saymıştır. Şu farkla ki Hz. Peygamber (s.a.a)'den sonra nebi yoktur. Elbette şunu da belirtmekte fayda vardır ki, menzilet hadisi farklı zamanlarda ve mekânlarda peygamber efendimiz tarafından söylenmiş ve kaynaklarda bunu nakletmişlerdir.
İnzar ayetinin nüzul şanında nakledilen rivayetleri ve menzilet hadisini birçok hadis, tarih ve tefsir kaynakları nakletmişlerdir.
"Yakın akrabalarını uyar" (Şuara, 214) ayeti nazil olduğunda Resul-i Ekrem (s.a.a) efendimiz yakın akrabalarını İslam dinine davet etmeye memur olundu. Bu davet Hz. Peygamber (s.a.a)' in risaletini evinden dışarı taşıdığı ilk davetti. Zira o güne kadar Peygamberliğinden üç yıl geçmesine rağmen, o Hazretin risaleti kendi evinde sınırlıydı ve sadece Hz. Ali ve Hz. Hatice o Hazrete iman getirmişlerdi. Bir rivayete göre bu evde yaşayan Zeyd'de iman getirmişti. Bu zamanlarda Hz. Ali (a.s) Resul-i Ekrem (s.a.a)'in evinde yaşıyordu. Hz. Ali'nin babasının imkânları elverişli olmadığı için Peygamber, Hz. Ali beş yaşında iken onu kendi himayesi altına almıştı. Bu ayet nazil olduğu zaman Hz. Ali (a.s) on üç, on beş yaşlarındaydı. Resul-i Ekrem (s.a.a) Hz. Ali'ye yemek ve ayran hazırlatma emrini verdi. Böylelikle Beni Haşimden yaklaşık önde gelen kırk kişi davet olundu. Resul-i Ekrem (s.a.a) onlara şöyle buyurdu; "Allah-u Teâlâ, O'nun birliğini ve Benim de peygamberliğimi tanımanız risaleti ile beni göndermiştir. Sizlerden kim benim kardeşim, vasim ve halifem olmak için bu işte bana yardım edecektir?" Mecliste bulunanların hepsi yüz çevirdiler. Sadece orda bulunanların hepsinden yaşça küçük olan Hz. Ali ayağa kalkarak şöyle dedi; "Ben, ey Allah'ın Resulü bu yolda sana yardım edeceğim." Bu iş veya bu cümleler üç defa tekrar olduktan sonra Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurdular; "Bu sizlerin aranızda, Benim kardeşim, vasim ve halifemdir. Onun emrini işitiniz ve itaat ediniz." Hz. Peygamber (s.a.a) bu rivayette Hz. İmam Ali (a.s)'a halkın arasındaki kardeşi, vasisi ve halifesi olduğunu sesleniyor. Bu tabir Hz. İmam Ali (a.s)'ın Hz. Peygamber (s.a.a)' den hemen sonra halife olduğunun bir kanıtıdır. Bu hadisin Gadir-i Hum hadisiyle şu farkı vardır; bu hadis Hz. Peygamber efendimizin peygamberliğinin başlangıcında, Gadir-i hum hadisi ise nübüvvetinin sonunda beyan olunmuştur.
Menzilet hadisi ise kısaca şundan ibarettir: Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) Tebük'e hareket etmeden önce Ali (a.s)'ı kendi yerine halife olarak bıraktı. Ali (a.s) şöyle dedi; "Acaba beni kadın ve çocuklara halifen olarak mı bırakıyorsun?" Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdular; "Acaba Harun'un Musa yanındaki makamına Benim yanımda sahip olmaya razı değil misin? Şu farkla ki Benden sonra nebi yoktur." Hz. Resulü Ekrem (s.a.a) başka bir sözünde Ali (a.s)'a hitaben şöyle buyurdu; "Sen benim nezdimde Harun'un Musa'nın nezdindeki makamına sahipsin."
Nakledilen apaçık bilgilere göre Hz. Harun'un Hz. Musa nezdindeki makamı vezirlik, hilafet ve nübüvvet makamlarıdır. Menzilet hadisine göre Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) nübüvvet dışındaki Harun'un Musa nezdindeki bütün makamlarını Ali (a.s) için söz konusu etmiş ve geçerli saymıştır. Şu farkla ki Hz. Peygamber (s.a.a)'den sonra nebi yoktur. Elbette şunu da belirtmekte fayda vardır ki, menzilet hadisi farklı zamanlarda ve mekânlarda peygamber efendimiz tarafından söylenmiş ve kaynaklarda bunu nakletmişlerdir.
İnzar ayetinin nüzul şanında nakledilen rivayetleri ve menzilet hadisini birçok hadis, tarih ve tefsir kaynakları nakletmişlerdir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mehdi Aksu / diğer yazıları
- Eleştiri nedir ve nasıl olmalıdır? / 03.12.2012
- Maruf’a davet terk edilince değerler yozlaşır / 02.12.2012
- Hayırlı ümmetin önemli özelliği / 28.11.2012
- Marufa davet etmenin yöntemleri / 27.11.2012
- Marufa emretme ve münkerden nehyetme / 25.11.2012
- Bu mudur Ehl-i Beyt sevgisi / 22.11.2012
- İmam Hüseyin ve sünnet kavramı / 21.11.2012
- Muharrem aylarında genelde konuşulmayanlar / 20.11.2012
- İmam Hüseyin’i anlayabildik mi? / 19.11.2012
- Sönmeyen ebedi aşkın Hüseyin / 17.11.2012
- Maruf’a davet terk edilince değerler yozlaşır / 02.12.2012
- Hayırlı ümmetin önemli özelliği / 28.11.2012
- Marufa davet etmenin yöntemleri / 27.11.2012
- Marufa emretme ve münkerden nehyetme / 25.11.2012
- Bu mudur Ehl-i Beyt sevgisi / 22.11.2012
- İmam Hüseyin ve sünnet kavramı / 21.11.2012
- Muharrem aylarında genelde konuşulmayanlar / 20.11.2012
- İmam Hüseyin’i anlayabildik mi? / 19.11.2012
- Sönmeyen ebedi aşkın Hüseyin / 17.11.2012