Her sabah yeni bir belge veya iddialarla güne başlardık. Gazeteci olduğu söylenen bir şahıs, ortaya kağıtlar dökmüş. Herkes bu kağıtları konuşuyor?Derin devlet varmış ve bu derin devletçilerin tek hedefi, iktidar partisini alaşağı etmekmiş? İktidar pompalıyor, medya gazlıyor? Kimse (sonra adı bavulcuya çıkacak olan gazetecinin) bu kağıtları, bilgileri (!), belgeleri (!) vs. nereden buldun, kim verdi sana vs. sorularını gündem bile etmek istemiyordu. İddiaya göre AKP yıkılmak isteniyordu ya! Her bilgi, her belge doğruydu? Sonra iş askere uzandı. Define ara gibi ellerindeki krokili kağıtlarla, hararetli kazılar başladı. Bombalar, silahlar çıkarılıyor, cd'ler elle konulmuş gibi bulunuyordu. TÜBİTAK, adli tıp gibi kurumlar anında bilimsel inceleme yapıyor ve bu deliller gerçektir, raporu veriliyordu. Peşine savcılar, alın onları, diyor, polis getiriyor, hakimler, atın içeri, kararı veriyorlardı.İktidarın keyfi yerindeydi. Çünkü TÜBİTAK ve diğer kurumlar tarafsız ve bilimsel inceleme yapıyor, sonuç açıklıyorlardı. Medya halkın sesiydi, gerçekleri anlatıyordu. Meydanlarda 40 yıldır bitmeyen "mağdurumda mağdurum" şarkısı dillendiriliyordu?Eğer gündem boş kalırsa hemen dekolteli sunucular, etekli öğrenciler sahneye sürülüyor. Şarkı sözlerinden tahrik olanlar konuşuluyordu. Gerekli reyting alınamazsa "ne ördünüz! Hepsini biz ördük?" Tutmadı; "iki ayyaş". Tutmadı; "Zalim İsrail" vs. oyunları sahneleniyordu?Ama o da nesi! Biz "zııırrrrttt" sesi geldi. Sahnede başbakan, oğlu, kızı, bakanları, vekilleri kısaca iktidar partisi var. Artık her güne iktidarı üzen yeni belgeler, kağıtlar, kayıtlar vs. şeyler ile uyanıyoruz. Ama aynı oyunda bir terslik var. Şimdi ortaya atılan iddialar, bilgiler, kağıtlar, ele geçirilenler, ortaya çıkanlar değil bu iddiaları kim attı, kim attırdı? Hedefleri ne? Sen, nasıl hükümetten izinsiz hükümet aleyhine olabilecek inceleme ve araştırma yaparsın vs. gibi sorgulamalar yapılıyor, tehditler sıralanıyor. Mağdurlukları hiç bitmedi zaten!!! Artı "şerefsiz, alçak, hain" gibi tanımlamalar siyasetin olmazsa olmaz söylemleri arasında yerini aldı?Dün, iktidara göre hiçbir art niyet olmaksızın görevini yapan savcı, hakim, polis, medya, TÜBİTAK gibi kurum ve görevliler bugün art niyetli, hain ve başkalarının hizmetindeler. Kısaca iktidarın son dört, beş yıldaki duruşuna bakarak, bu duruşun bir komedi, menfaat duruşu ve dünyalık menfaatler için "her şey mubahtır" anlayışını çok rahat görebiliriz.Mizah, komedi denince aklıma geldi. Yeni vizyona giren "Recep İvedik -4- filmini ilk gün, 1 milyon 641 bin kişi izlemiş. Recep Erdoğan ve oğlu ait olduğu iddia edilen ses kayıtlını ise 40 saatte tam 3 milyon 750 bin kişi izlemiş, dinlemiş. İlginç bir rekabet!Bu sürecin bir başka mizahı (!) ise aynen üniversite olaylarında, Gezi parkı eylemlerinde veya hükümetin aldığı kararlara tepki gösteren öğrencilerimizin, halkımızın içinde aniden türeyen gurup ve anlayışlardır. Bu zihniyettekiler, polisle çatışır, kamu malına zarar verir, özel mülke tecavüz eder. Ellerinde illegal örgüt bayrak ve flamaları, dillerinde bölücü ve iktidar nezdinde bu milletin kültür ve medeniyetine hakaret edici söylem ve sloganlar vardır. Yaptıkları tek şey milletimizi haklı davasında iktidar lehine haksız duruma düşürmek, anayasal hak olan gösteri ve yürüyüşleri provoke etmektir. Kısaca zararlı maddedirler; Kullanmayın, yanaşmayın?Sonuç olarak bu ülkede birlik ve beraberlik istiyorsak, inanç sömürüsüne "hayır" diyorsak, insanca bir gelirle, sosyal adalet istiyorsa; elimizde sadece Türk Bayrağı olacak, Ehl-i Beyt'in ipine sarılacağız, Milli Ekonomi Modeli ve sosyal Devlet tezlerinin hayata geçmesini sağlayacağız. Kısaca başımıza, Baş'ı (Haydar Baş'ı) getireceğiz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025