Batı dünyası pireyi görüp yorgan yakma dönemini de geçti, artık pireyi de o koyuyor ve böylece yorgan yakmak için sebebi de oluşturuyor.Kimin yaptığı kesin ispatlanmamış -esasen sonuçta kimin karlı çıktığı belli- terör faaliyetlerinden dolayı koskoca bir İslam dünyasını ve karıncayı bile incitmekten ar eden Müslümanları bir anda topun ucuna koyuveriyor.İslam dünyasının tepkisizliğinden de istifadeyle cesaretlenip talep ve küstahlıkların sınırlarını da aşıyor.ABD'de Cumhuriyetçi Parti Colorado Milletvekili Tom Tancredo, bir televizyon konuşmasında "Mekke'nin bombalanmasını" önerdi.Tancredo, geçen hafta Florida'da Pat Campbell şova katılıyor. ABD'ye karşı saldırıya geçen "kökten dinci teröristlerin saldırısına" nasıl yanıt verebileceği yönündeki bir soruyu yanıtlarken, "en muhtemel karşılık, onların kutsal yerlerini almak" diyor. Campbell'ın, "Mekke'nin bombalanmasından mı bahsediyorsunuz?" sorusu üzerine Tancredo, "evet" diyerek karşılık veriyor.Diyeceksiniz ki bu sadece bir öneri. Peki, bundan 15-20 yıl önce, ABD Irak'ı işgal edecek 100 binlerce insanı öldürecek, camileri yıkacak, bütün dünyanın gözleri önünde Müslüman kızlarımıza, hatta Samarra'da Türk kızlarına tecavüz edilecek ve tecavüzden dolayı bu kızlardan binlercesi intihar edecek, hatta bazı İslam ülkeleri de buna stratejik yardımcı olacak, lojistik destek sağlayacak deseler inanır mıydınız?O zamanlar buna benzer şeyler konuşuluyordu, ama herkes komplo teorisi diye kaale almıyordu. Adamlar şimdi de Mekke'yi bombalamaktan bahsediyor, üstelik mesnetsiz, delilsiz bir takım iftiralar sebebiyle.Diğer önemli bir husus ise stratejik müttefikimiz(!) bizi de terör suçlamalarının odağına yavaş yavaş oturtuyor. Bilindiği gibi ABD, varlığını devam ettirmek için mutlaka düşmana ihtiyaç duyuyor. Dün Hollywood filmlerinin vazgeçilmez düşmanı Ruslardı. Ama Sovyetlerin inkırazından sonra ABD yeni bir hedef seçmesi gerekiyordu ve seçti. O düşman İslam dünyasıydı. Hollywood filmlerinde yıllarca bunu işledi ve Müslümanların terörist olduğu sürekli gündem edildi.Ne hikmetse şimdilerde de Türkler terörist olarak gösteriliyor. ABD yapımı olan "24" dizisi ABD'de gösterildiği sıralarda büyük tepki görmüştü. Geçtiğimiz hafta da Avustralya'nın en etkili televizyonu olan Kanal 7 televizyonunda gösterime girdi.Dizide, ABD'de yaşayan bir Türk ailesi, ABD Savunma Bakanı'nın kaçırılmasını organize eden ve Los Angeles'ta bir tren istasyonunu bombalayan teröristler olarak gösteriliyor.Evet, şimdi sıkı durun. Türk sivil toplum kuruluşlarının tepkisine Kanal 7 editörlerinden Simon Francis'in verdiği cevap oldukça ilginç: "Gerçek hayatla örtüştüğü için diziyi yayından kaldıramayız".Hani özrü kabahatinden büyük diye bir söz var ya, tam o mesele.Türklerin terörist olarak gösterildiği dizi gerçek hayatla örtüşüyormuş.Dün taa oradan kalkıp benim topraklarıma geleceksin. 250 bin dedemin şehit olmasına sebep olan saldırılarda figüran olarak yer alacaksın. Sonra da utanmadan kalkıp Çanakkale'de toprak talep edeceksin. Yine utanmadan sana ölülerini ziyaret hakkı tanıyan aziz Türk milletine terörist damgasını vuracaksın. Bunu gerçekçi olarak kabul edeceksin.Filmi hazırlayan stratejik müttefikimiz(!), gerçekçi bulup yayından kaldırmayan ise bugün rahatlıkla Çanakkale'ye gidip gelenler ve toprak isteme cesaretini kendilerinde bulanlar. Ya da kısaca bizim cesaretlendirdiklerimiz de diyebiliriz.Sizce dış siyasetimize biraz daha dikkat etmemiz gerekmiyor mu? Dışarıdakilere verdiğimiz cesaret kadar biraz da şu aziz Türk milletine versek daha iyi olmaz mı?Bu arada şunu da ifade etmeden geçemeyeceğim. Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül, ABD'nin çiçeği burnunda Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'a bu diziyle ilgili rahatsızlıklarını bildirmiş ve Rice da Gül'e, "Hollywood'a bizim gücümüz yetmez" yanıtını vermiş.Tabii, burada Sayın Gül'ün "Bu bir şaka mı?" diye sorması gerekiyordu. Yeri geldiğinde devlet başkanlarını alaşağı eden, dünya ülkelerinde devrim yaptıran stratejik müttefik(!), kendi Hollywood'una gücü yetmiyormuş.Sen stratejik müttefiklik adına varını yoğunu her şeyini ortaya koyarsın, ama müttefik zannettiklerin ise seni terörist olarak gösteren bir dizi konusunda bile adım atmaz.Bana sorarsanız, dış ilişkilerimizi tekrar ciddi bir şekilde gözden geçirmemiz lazım.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025