Bazı insanların ufku öyle geniştir ki, onların kolunun uzandığı yere, zıtlarının hayali bile ulaşamaz.
Evet, Türkiye'de bu durumu sıkça görüyoruz. Üretime, dağıtıma, sosyal problemlere dair bir proje sunduğumuzda pekçok muhalifimiz olur. Ne dediğinizi, niçin dediğimizi, nasıl yapacağınızı bile kolay kolay sormazlar. Sonra sloganik ifadelerle sizi mahkûm etmeye çalışırlar.
Aramızdan biri olan Sn. Prof. Dr. Haydar Baş bey, sosyal problemlerin çözümüne, millî siyasete ve ekonomiye dair fevkalade projeler sundu. Açık bir davette bulundu. Geliniz, size bu konulardan proje verelim diye. Fakat, yabancıların çöpe atılmış asırlık projelerine itibar edildiği halde, değerli ilim adamımıza bu alâka gösterilmedi.
Aksine bazı çevreler, sesini kısmak, mesajını engellemek için karşı tavırlar sergilediler. Kariyerinden şahsî ahvaline kadar çamur atmaya kalktılar.
Sn. Prof. Dr. Haydar Baş bey ne diyordu? Gelin bazı tekliflerine beraberce bakalım.
Önce şovenist olmayan millî bir anlayışı teklif etti. Bu öyle bir şemsiye ki, bunun altına tüm vatandaşımız rahatlıkla girebilecek durumdadır. Hiç kimse ayrıcalıklı sayılmadan, hiç kimse sınıfsal bir tasnife sokulmadan; eşit, hür, bağımsız ve demokrasi ortamında olacaktır. Herkes kendi kimliği, kendi inancı ve felsefesi ile; vatandaşlık hakkını sürdürecektir.
Bu ülkede azınlık olarak sadece gayr-ı müslimler vardır. Onların da hakları korunmuştur.
Dış siyasette, dengeli, kalıcı ve eşitlik anlayışına uygun bir proje uygulanacaktır. Manda, himaye, kısmî dahi olsa hakimiyeti devir asla caiz görülemez. Özellikle dinî, ırkî, kültürel yakınlığımız olan dünya, tercihte öncelik taşır. Bu anlayışa göre AB, istenilen bir birlik olamaz.
Dünya milletleriyle dengeli, faydalı olabilecek ticarî, siyasî temaslar kuruluş, öz irademizle alınacak kararlara uyulur. Yurtta ve dünyada sulh prensibi özenle takip edilir.
Ekonomiye gelince, en son bir anlayışa göre, devlet babadır. Öyleyse devletimiz, proje, üretim, dağıtımı, ithalat, ihracat ve para politikalarında önce ve rehber olacaktır.
Vergisiz bir Türkiye ideal hedeftir. Tarımda, hayvancılıkta, sanayi de belli hedefler esas alınır. IMF, dünya emisyon hacmi artırılır. Yatırımcı vatandaşa proje mukabilinde faizsiz kredi verilir. Böylece para çoğalırken üretim de çoğlacağı için, enflasyon olmaz.
Ülkenin yer altı ve yer üstü kaynakları millî çıkarlar doğrultusunda değerlendirilir.
Kısaca değindiğimiz bazı ilke niteliğinde başlıklar.
Ve ekliyor Prof. Dr. Haydar Baş bey. Müsaade etsinler 24 saatte halledelim.
Evet millet bu çağrıya kulak verdi. Bu mesajla bütünleşti. Şundan anlıyoruz ki, Prof. Dr. Haydar Baş beyin toplantıları izdiham çapında alâka görüyor. Onun projelerini parti programına almış olan Bağımsız Türkiye Partisi henüz 6 aylık olduğu halde Türkiye'nin birinci partisi durumunda.
Umarız kör gözler görür, sağır kulaklar duyar, kapalı kalpler hisseder.
Fakat tarih tetkik edilince görülür ki, her dönemde Işığa karşı göz kapayanlar vardır. Gerçekleri örtmek isteyenler vardır. Evet... Kervan yürür. Yürüyüş her gün daha da güçlenerek devam edecektir.
Evet, Türkiye'de bu durumu sıkça görüyoruz. Üretime, dağıtıma, sosyal problemlere dair bir proje sunduğumuzda pekçok muhalifimiz olur. Ne dediğinizi, niçin dediğimizi, nasıl yapacağınızı bile kolay kolay sormazlar. Sonra sloganik ifadelerle sizi mahkûm etmeye çalışırlar.
Aramızdan biri olan Sn. Prof. Dr. Haydar Baş bey, sosyal problemlerin çözümüne, millî siyasete ve ekonomiye dair fevkalade projeler sundu. Açık bir davette bulundu. Geliniz, size bu konulardan proje verelim diye. Fakat, yabancıların çöpe atılmış asırlık projelerine itibar edildiği halde, değerli ilim adamımıza bu alâka gösterilmedi.
Aksine bazı çevreler, sesini kısmak, mesajını engellemek için karşı tavırlar sergilediler. Kariyerinden şahsî ahvaline kadar çamur atmaya kalktılar.
Sn. Prof. Dr. Haydar Baş bey ne diyordu? Gelin bazı tekliflerine beraberce bakalım.
Önce şovenist olmayan millî bir anlayışı teklif etti. Bu öyle bir şemsiye ki, bunun altına tüm vatandaşımız rahatlıkla girebilecek durumdadır. Hiç kimse ayrıcalıklı sayılmadan, hiç kimse sınıfsal bir tasnife sokulmadan; eşit, hür, bağımsız ve demokrasi ortamında olacaktır. Herkes kendi kimliği, kendi inancı ve felsefesi ile; vatandaşlık hakkını sürdürecektir.
Bu ülkede azınlık olarak sadece gayr-ı müslimler vardır. Onların da hakları korunmuştur.
Dış siyasette, dengeli, kalıcı ve eşitlik anlayışına uygun bir proje uygulanacaktır. Manda, himaye, kısmî dahi olsa hakimiyeti devir asla caiz görülemez. Özellikle dinî, ırkî, kültürel yakınlığımız olan dünya, tercihte öncelik taşır. Bu anlayışa göre AB, istenilen bir birlik olamaz.
Dünya milletleriyle dengeli, faydalı olabilecek ticarî, siyasî temaslar kuruluş, öz irademizle alınacak kararlara uyulur. Yurtta ve dünyada sulh prensibi özenle takip edilir.
Ekonomiye gelince, en son bir anlayışa göre, devlet babadır. Öyleyse devletimiz, proje, üretim, dağıtımı, ithalat, ihracat ve para politikalarında önce ve rehber olacaktır.
Vergisiz bir Türkiye ideal hedeftir. Tarımda, hayvancılıkta, sanayi de belli hedefler esas alınır. IMF, dünya emisyon hacmi artırılır. Yatırımcı vatandaşa proje mukabilinde faizsiz kredi verilir. Böylece para çoğalırken üretim de çoğlacağı için, enflasyon olmaz.
Ülkenin yer altı ve yer üstü kaynakları millî çıkarlar doğrultusunda değerlendirilir.
Kısaca değindiğimiz bazı ilke niteliğinde başlıklar.
Ve ekliyor Prof. Dr. Haydar Baş bey. Müsaade etsinler 24 saatte halledelim.
Evet millet bu çağrıya kulak verdi. Bu mesajla bütünleşti. Şundan anlıyoruz ki, Prof. Dr. Haydar Baş beyin toplantıları izdiham çapında alâka görüyor. Onun projelerini parti programına almış olan Bağımsız Türkiye Partisi henüz 6 aylık olduğu halde Türkiye'nin birinci partisi durumunda.
Umarız kör gözler görür, sağır kulaklar duyar, kapalı kalpler hisseder.
Fakat tarih tetkik edilince görülür ki, her dönemde Işığa karşı göz kapayanlar vardır. Gerçekleri örtmek isteyenler vardır. Evet... Kervan yürür. Yürüyüş her gün daha da güçlenerek devam edecektir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Baki Bektaş / diğer yazıları
- Gerçek hayat ahiret hayatıdır / 09.09.2003
- Tek çare birlik / 11.09.2002
- Misyonerlik faaliyetlerinin boyutları / 30.05.2002
- Halkımız çok iyi bir gözlemci / 25.05.2002
- Derviş'e göre deniz bitti / 24.05.2002
- Aziz ol, Elazığ / 17.05.2002
- Kayseri, sen ne imişsin! / 15.05.2002
- Tek çare birlik / 15.04.2002
- Görebilmek / 08.04.2002
- En büyük terör işgaldir / 06.04.2002
- Tek çare birlik / 11.09.2002
- Misyonerlik faaliyetlerinin boyutları / 30.05.2002
- Halkımız çok iyi bir gözlemci / 25.05.2002
- Derviş'e göre deniz bitti / 24.05.2002
- Aziz ol, Elazığ / 17.05.2002
- Kayseri, sen ne imişsin! / 15.05.2002
- Tek çare birlik / 15.04.2002
- Görebilmek / 08.04.2002
- En büyük terör işgaldir / 06.04.2002