15 gün önce Suriye ile normalleş başlığını gündem olduğu gün İsrail başbakanı ve cumhurbaşkanı ile görüşüldü. Büyükelçi atama kararı alındı.
Bu kararın ardından Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 'Filistin'in haklarını savunmaya devam edeceğiz' dedi.
Bir hafta sonra Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı ülkemize geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'İsrail ile ilişkilerimizde atılan adımlar Filistin davasına desteğimizi hiçbir şekilde azaltmayacaktır. Aksine bu adımların Filistin meselesinin çözümüne ve Filistin halkının durumunun iyileştirilmesine katkı sağlayacağını, Filistinli kardeşlerimiz de ifade ediyorlar' dedi.
Alınmaca darılmaca yok! 50 yıldır iç politikada Filistin siyaseti yapıyorsunuz ve 20 yıldır da iktidardasınız. Filistin ve Filistin halkı için ne yaptınız? Hangi haklarını savundunuz?
Sayın Erdoğan her yıl düzenli olarak, 'İlk kıblemiz Mescid-i Aksa'nın kırmızıçizgimizdir. Türkiye, Filistin halkının ve Gazzeli kardeşlerinin yanındadır' cümlelerini kuruyor.
Sadece geçtiğimiz Şubat-Mart aylarında Mescid-i Aksa'ya 20 kez baskın yaptılar, Harem-i İbrahim Camisi'nde 43 vakitte ezan okunmasının engellediler. Bu nasıl bir çizgidir?
Filistin, Mescid-i Aksa iç siyasete malzeme yapılmıştır
Bu yaşadığımız bir hakikattir. AKP'den önceki hükümetler, İsrail için dost veya düşman tabirini kullanmamışlardır. Ama AKP, 'İsrail' başlığında uçtan uça savrulmuştur.
Bir gün zulmün merkezi, İslam, Müslüman düşmanı olarak tanımladığı İsrail'i diğer gün bölge barışı için bölgenin önemli aktörü diye tanımlamıştır.
Dün, Davos'ta 'katil', BM'de 'soykırımcı ve istilacı' olarak tanımladıkları İsrail'i bugün 'dost, ihtiyacımız olan ülke' olarak tanıladılar.
Davos'tan 2 yıl sonra henüz Esad'a 'kardeş' dedikleri yıllarda Suriye sınırındaki mayınlı araziler gündeme gelmiş ve AKP bu arazileri, İsrail'e peşkeş çekmekle' suçlanmıştı.
Sayın Erdoğan o yıl Düzce'de şöyle diyordu:
'Bu iddiaların içinde bulunanların hepsi 'görüşmeyin' dedikleri ülkelerle geçmişte anlaşmalar yaptı.
Açın cemaziyülevvellerine bakın, hepsi 'Amerika ile acaba nasıl bir araya gelebiliriz' diye hep bunun gayreti içine girmişlerdir. İsrail'e taan eder, ama bakın dosyalarına, onların da İsrail'le ne tür anlaşmalar içinde olduklarını görürsünüz.
Paranın dini, milleti, ırkı olmaz. 500 milyon dolarlık, 1 milyar dolarlık yatırım yapacak, istemezsin. Yahu işsizlik diyorsun, işte buyur. Burada kim çalışacak? İzak çalışmayacak Hasan çalışacak, Ahmet, Mehmet çalışacak... Bu bağnaz zihniyetle aydınlık yarınların Türkiye'sine yürünmez' diyordu.
Aynı Erdoğan Temmuz 2014'te ise 'Türkiye İsrail'e nöbetçi ülke olmayacak, özür dileyen değil, dikkatinizi çekiyorum, özür dileten Türkiye var… Gazze, bizi iyi bilir, Filistin iyi bilir, Hamas iyi bilir, El Fetih iyi bilir. Bizim onlarla olan muhabbetimizi kimse ölçemez' gibi nice cümleler sıralıyordu.
Sonuç mu?
Bu yılın başında değişik ülkelerden Hahambaşılar, Saray'a davet edildi. Hahambaşıların duaları alındı ve bu kişilerden, 'İsrail ile dost olabilmemiz için aracılık edin' talebi iletildi.
Onlarda aracılık ettiler. Bir hafta geçmeden İsrail cumhurbaşkanı ülkemize geldi. 50 yıldır İsrail ve Yahudiler aleyhine kurulan cümleler, anlatılan kıssalar, delil gösterilen ayet ve hadisler unutuldu ve dost oldular.
İsrail zulmü bitti mi? Hayır. İsrail kana doydu mu? Hayır. Mescid-i Aksa özgür mü? Hayır.
O zaman dün neden düşmandınız bugün neden dost oldunuz?
Filistin'in Rıdvan Hocası yok
28 Kasım 1919 Cuma sabahı kalede Türk Bayrağının yerinde Fransız bayrağının dalgalandığını gören Avukat Mehmet Ali Kısakürek "Alemi İslam'a Hitap" beyannamesini kaleme aldı. Beyanname Ulucami'ye ve sokaklarda halkın rahatlıkla görebileceği yerlere ve çarşı içerisindeki cami kapılarına asıldı.
Maraş halkı, gün ışıyıp dükkanlarını açmak için çarşıya gelmeye başladıklarında beyannamede olanları okudular. Cuma vaktine doğru halk akın akın Ulucami önünde toplanmaya başladı.
Kendi aralarında bayrağın indirilmesini konuşmaya başlayan halk, sanki bir işaret fişeği beklercesine kaynıyordu.
Cuma namazı vakti girince halk Ulucami'yi doldurdu. İçerde yer kalmamış ve halk caminin bahçesine taşmıştı.
Hutbeyi okumak için minbere çıkan Rıdvan Hoca; "Müslümanlar, bir beldede Cuma namazı kılmak için o beldenin hür olması gerekir. Eğer beldede hürriyet yoksa, orada İslam sancağı dalgalanmıyorsa, namaz kılmak caiz değildir." Dedi ve Türk Milleti, Fransız bayrağını indirdi.
Ya Filistin?
Mescid-i Aksa 50 bin, 100 bin kişi ile Cuma, bayram namazları kılındı, haberlerini izliyoruz. Onların bir Mehmet Ali Kısakürek'leri, Rıdvan Hocaları, Sütçü İmamları yok mu?
Filistin'in nüfusu 14 milyon olmak üzere Suriye, Lübnan ve Ürdün gibi Arap ülkelerinde 6,2 milyon toplamda 20 milyondan fazla Filistinli eğer İsrail Bayrağı altında ve kardeşlerinin kanı üzerinde, bacılarının gözyaşlarına aldırmadan namaz kılıyorlarsa imanlarını bir yoklasınlar.
Lider arıyorlarsa Atatürk'e baksınlar. Umut arıyorlarsa Türk Milletinin Kurtuluş Savaşı destanının okusunlar.
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025