Derviş'in seçim isteyen sözlerinin ve değerlendirmelerinin üzerinde iyice durmak gerek. Çünkü Derviş aynı "Our Man in Havana" gibi, "Ankara'daki Adamımız"dır ve Atlantiğin ötesinden, hadi talimat demeyelim ama işaret almadan kılını bile kıpırdatmaz.
Derviş ne demişti; "Türkiye seçim psikolojisine girdi. Seçim tarihini belirlemek, belirsizliği engeller. Seçimler olur, seçimin ekonomiyi olumsuz etkileyeceğine ben inanmıyorum. Merkez Bankası artık avans vermeyecek, kamu bankaları seçim aracı olarak kullanılmayacak. Maliye politikası güçlü bir raya oturdu. Seçim tüm bunları değiştirtemez".
Zaten bir süre önce de "Krizler için öngören plânlarımız var" açıklamasını yapmıştı.
O zaman Powel Ortadoğu'da idi, ve öngörülen kriz de Irak'a Türkiye üzerinden müdahale idi. Şaron'un aceleciliği yüzünden hesapta olmayan bir İsrail-Filistin probleminin patlaması Amerika'yı, Ortadoğu'da aynı anda iki krizin birden sonuçlarını göremeyeceği, kontrol edemeyeceği değerlendirmesine götürdü ki Irak işi biraz ertelendi ve Türkiye de belli bir süre nefes alma imkânı buldu..
İkinci kriz'in "seçim" olduğu anlaşılıyor. Yine Derviş'in işaret aldığı çevreler belli ki bu koalisyonu gözden çıkardı, yahut kamuoyunda desteğinin düştüğünü gördü ve seçim ihtimalini ve belki de "muhtemel ve kontrol edilebilir" sonuçlarını değerlendirmeye aldı.
Aynı zaman sürecinde cereyan eden ve hepsinin birden tesadüf olmayacağı bir takım olayların alt alta koyulması da ilginç bir fotoğraf çıkarıyor ortaya.
1.Devlet Bakanı Önal aynı Derviş gibi, SP Zeki Çelik'in soru önergesine verdiği yanıtta bir itirafta bulundu ve dedi ki; "Bu kapsamda ekonomik hedefler belirlenirken, Irak'a müdahale olasılığı da ciddi biçimde dikkate alınmış ve bu konudaki duyarlılığımız gerek Uluslararası Para Fonu gerekse de ABD nezdinde kararlılıkla anlatılmıştır. Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası ve diğer ekonomik birimler, Irak'a yapılacak müdahalenin ekonomiye etkisini en aza indirecek politika araçlarına ve gerekli kaynağa sahiptir. Bunun yanı sıra uygulanmakta olan dalgalı kur politikası olası bir kriz karşısında güvence sağlamaktadır. Bu nedenle, Irak'a müdahalenin ekonomide yeni bir krize neden olacağı gibi bir kaygıya kapılmayarak, mevcut programın büyük bir kararlılık ve eşgüdüm içerisinde sürdürülmesi gerekmektedir''. Yâni Önal, "Dünya Bankası ve Amerika'dan gelecek para karşılığı Irak'a müdahale"yi 57'inci hükümetin kabul ettiğini itiraf etmiş durumda..
2. Londra'da bulunan Uluslararası Stratejik Etüdler Enstitüsü'nün yıllık geleneksel "Strategic Survey" başlıklı raporu 8 Mayıs'ta yayınlandı. Raporun Türkiye'ye ayrılan bölümünde "uluslararası terörizmin ve bununla mücadelenin öne çıkması nedeniyle, Türkiye'nin stratejik öneminin artacağı vurgulandı" ve "Türkiye'nin, ekonomik güçlükleri batılı finans kurumlarının yardımı ile aşma çabaları" aktarıldı.
3. Herald Tribune tarafından İstanbul'da organize edilen "Türkiye: Yeni dinamizm, yeni fırsat'' toplantısı için gelen, Clinton ekibinin en parlak isimlerinden James Rubin; "Türkiye'nin Irak operasyonuna vereceği destek ABD nezdindeki en etkili lobi olacak" dedi.
4. 7 Mayıs'ta ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı John Bolton, Küba, Libya ve Suriye'nin, "şer eksenindeki diğer ülkeler" İran, Irak ve Kuzey Kore gibi kitle imha silahları ürettiğini öne sürdü. Bolton, ABD'nin kitle imha silahı üretimine karşı harekete geçeceği uyarısında da bulundu.
5. Ermeni "bilim adamları'', 4-5 Mayıs tarihinde California eyaletinde Ermeni Eğitim Vakfı ve California Üniversitesi - Los Angeles (UCLA) tarafından düzenlenen ve Prof. Hovanisyan tarafından organize edilen bir konferansta, "Karadeniz-Pontus'' bölgesindeki "tarihi Ermeni kentleri"ni ve "toplumlarını" anlattılar. İki günlük konferans boyunca "Karadeniz-Pontus'' Ermeni kentlerinin yanı sıra, bu bölgelerin Ermeni cemaatleri de tanıtıldı.
6. 9 Mayıs Avrupa Günü dolayısı ile Şarık Tara'nın girişimiyle düzenlenen bir toplantıda konuşan Mesut Yılmaz; "Avrupa treninin kaçırılması halinde 10 yıl sonra Türkiye'nin ulusal bütünlüğü tehlikeye girebilir" tehdidinde bulundu.
"Şer ekseni"ndeki 6 ülkeden üçünün ve Ermenistan'ın, Türkiye'nin komşusu olduğunun farkındasınız değil mi?
Peki mozaiğin yukarıda 6 madde halinde sıraladığımız parçalarını bir araya getirince oluşan fotoğrafa şöyle bir yukarıdan bakınca ne görüyorsunuz? Benim gördüğümü mü?
Derviş ne demişti; "Türkiye seçim psikolojisine girdi. Seçim tarihini belirlemek, belirsizliği engeller. Seçimler olur, seçimin ekonomiyi olumsuz etkileyeceğine ben inanmıyorum. Merkez Bankası artık avans vermeyecek, kamu bankaları seçim aracı olarak kullanılmayacak. Maliye politikası güçlü bir raya oturdu. Seçim tüm bunları değiştirtemez".
Zaten bir süre önce de "Krizler için öngören plânlarımız var" açıklamasını yapmıştı.
O zaman Powel Ortadoğu'da idi, ve öngörülen kriz de Irak'a Türkiye üzerinden müdahale idi. Şaron'un aceleciliği yüzünden hesapta olmayan bir İsrail-Filistin probleminin patlaması Amerika'yı, Ortadoğu'da aynı anda iki krizin birden sonuçlarını göremeyeceği, kontrol edemeyeceği değerlendirmesine götürdü ki Irak işi biraz ertelendi ve Türkiye de belli bir süre nefes alma imkânı buldu..
İkinci kriz'in "seçim" olduğu anlaşılıyor. Yine Derviş'in işaret aldığı çevreler belli ki bu koalisyonu gözden çıkardı, yahut kamuoyunda desteğinin düştüğünü gördü ve seçim ihtimalini ve belki de "muhtemel ve kontrol edilebilir" sonuçlarını değerlendirmeye aldı.
Aynı zaman sürecinde cereyan eden ve hepsinin birden tesadüf olmayacağı bir takım olayların alt alta koyulması da ilginç bir fotoğraf çıkarıyor ortaya.
1.Devlet Bakanı Önal aynı Derviş gibi, SP Zeki Çelik'in soru önergesine verdiği yanıtta bir itirafta bulundu ve dedi ki; "Bu kapsamda ekonomik hedefler belirlenirken, Irak'a müdahale olasılığı da ciddi biçimde dikkate alınmış ve bu konudaki duyarlılığımız gerek Uluslararası Para Fonu gerekse de ABD nezdinde kararlılıkla anlatılmıştır. Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası ve diğer ekonomik birimler, Irak'a yapılacak müdahalenin ekonomiye etkisini en aza indirecek politika araçlarına ve gerekli kaynağa sahiptir. Bunun yanı sıra uygulanmakta olan dalgalı kur politikası olası bir kriz karşısında güvence sağlamaktadır. Bu nedenle, Irak'a müdahalenin ekonomide yeni bir krize neden olacağı gibi bir kaygıya kapılmayarak, mevcut programın büyük bir kararlılık ve eşgüdüm içerisinde sürdürülmesi gerekmektedir''. Yâni Önal, "Dünya Bankası ve Amerika'dan gelecek para karşılığı Irak'a müdahale"yi 57'inci hükümetin kabul ettiğini itiraf etmiş durumda..
2. Londra'da bulunan Uluslararası Stratejik Etüdler Enstitüsü'nün yıllık geleneksel "Strategic Survey" başlıklı raporu 8 Mayıs'ta yayınlandı. Raporun Türkiye'ye ayrılan bölümünde "uluslararası terörizmin ve bununla mücadelenin öne çıkması nedeniyle, Türkiye'nin stratejik öneminin artacağı vurgulandı" ve "Türkiye'nin, ekonomik güçlükleri batılı finans kurumlarının yardımı ile aşma çabaları" aktarıldı.
3. Herald Tribune tarafından İstanbul'da organize edilen "Türkiye: Yeni dinamizm, yeni fırsat'' toplantısı için gelen, Clinton ekibinin en parlak isimlerinden James Rubin; "Türkiye'nin Irak operasyonuna vereceği destek ABD nezdindeki en etkili lobi olacak" dedi.
4. 7 Mayıs'ta ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı John Bolton, Küba, Libya ve Suriye'nin, "şer eksenindeki diğer ülkeler" İran, Irak ve Kuzey Kore gibi kitle imha silahları ürettiğini öne sürdü. Bolton, ABD'nin kitle imha silahı üretimine karşı harekete geçeceği uyarısında da bulundu.
5. Ermeni "bilim adamları'', 4-5 Mayıs tarihinde California eyaletinde Ermeni Eğitim Vakfı ve California Üniversitesi - Los Angeles (UCLA) tarafından düzenlenen ve Prof. Hovanisyan tarafından organize edilen bir konferansta, "Karadeniz-Pontus'' bölgesindeki "tarihi Ermeni kentleri"ni ve "toplumlarını" anlattılar. İki günlük konferans boyunca "Karadeniz-Pontus'' Ermeni kentlerinin yanı sıra, bu bölgelerin Ermeni cemaatleri de tanıtıldı.
6. 9 Mayıs Avrupa Günü dolayısı ile Şarık Tara'nın girişimiyle düzenlenen bir toplantıda konuşan Mesut Yılmaz; "Avrupa treninin kaçırılması halinde 10 yıl sonra Türkiye'nin ulusal bütünlüğü tehlikeye girebilir" tehdidinde bulundu.
"Şer ekseni"ndeki 6 ülkeden üçünün ve Ermenistan'ın, Türkiye'nin komşusu olduğunun farkındasınız değil mi?
Peki mozaiğin yukarıda 6 madde halinde sıraladığımız parçalarını bir araya getirince oluşan fotoğrafa şöyle bir yukarıdan bakınca ne görüyorsunuz? Benim gördüğümü mü?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları
- Ekonomi, İslam ve Rusya / 01.04.2006
- Küresel aktörler, bölgesel piyonlar / 20.12.2005
- 'Namkör' kedi / 16.07.2002
- Cılkı çıkan siyaset / 15.07.2002
- İsmail Cem'in sakladıkları / 14.07.2002
- Cem fotoğrafları / 13.07.2002
- Vitesten atan siyaset / 12.07.2002
- Freni patlayan siyaset / 11.07.2002
- "Nankör kedi" / 10.07.2002
- "Bindir bir alamete" politikası / 09.07.2002
- Küresel aktörler, bölgesel piyonlar / 20.12.2005
- 'Namkör' kedi / 16.07.2002
- Cılkı çıkan siyaset / 15.07.2002
- İsmail Cem'in sakladıkları / 14.07.2002
- Cem fotoğrafları / 13.07.2002
- Vitesten atan siyaset / 12.07.2002
- Freni patlayan siyaset / 11.07.2002
- "Nankör kedi" / 10.07.2002
- "Bindir bir alamete" politikası / 09.07.2002