Suriye'de PYD-YPG terör örgütüne yaptığımız operasyonlarda bir SİHA'mız düşürüldü. Kim düşürdü, sorusu karşısında Dışişleri ve Milli Savunma Bakanlığımız üç gün sustu.
Ama Türk Milleti ve İslam'ın kadim düşmanı ABD, 'ben düşürdüm, ben düşürdüm' dedi.
Tabi gözler C. Erdoğan'daydı. Bir hafta sonra konuyu gündeme alan Sayın Erdoğan 'milli hafıza' tabirini kullandı.
Tabi 'milli hafıza' tabirinden kim, ne anlıyor bilmiyorum ama hafızası olanlar, arşivleri açtığında baştan sona ABD'nin kadim düşman olduğunu görür. Biz ise hiç unutmadık, unutturmayacağız da!
C. Erdoğan eskiyi unuttu diyelim. Sadece kendi iktidarları döneminde çuval utancını unutan
PKK'ya verilen siyasi, askeri ve lojistik verilen desteği unutan
15 Temmuz'u unutan
Fethullah Gülen'i unutan
Reza Zarrab'ı unutan
Hakan Atila ve Halkbank'ı unutan
Trump'ın o alçak mektubunu unutan
Dedeağaç'taki ABD asker ve tank üssünü, Ege'deki ABD askeri yığınağını unutan
İncirlik'te, ABD askerlerinin bir camiyi basıp Kuran'a ve camiye zarar vermelerini unutan
Bizzat, 'ABD'nin Suriye'de bir terör devletçiği kurduğunu' ifade etmesine rağmen unutan C. Erdoğan, SİHA'nın düşürülmesine ilişkin, "Hiç şüphe yok ki bu olay milli hafızamıza kaydedilmiştir ve vakti saati geldiğinde gereği muhakkak yapılacaktır" dedi.
Bu hareketin gereği nedir?
Vakti bilmem ama böyle bir hareketin gereği nedir, ne yapılabilir?
1- Elçimiz çağrılabilir, elçileri gönderilir.
2- İki ülke arasındaki askeri ve stratejik anlaşmalar askıya alınabilir.
3- ABD ürünlerine ithalat yasağı getirilebilir.
4- Türkiye'deki, ABD üsleri kapatılabilir.
5- Suriye veya Irak'taki ABD üsleri, kimliği belirsiz saldırılara muhatap edilebilir.
Bunları veya bunlardan birini yapmak için her geçen saniye vakit kaybıdır ve yeni ihanetlerin önünü açmaktır.
Sahi ülkemizi yönetenler bu veya benzeri bir tepki de bulunabilirler mi?
Sayın Erdoğan, kendini inkar ediyor
BTP lideri Hüseyin Baş, Sayın Erdoğan'ın açıklamaları üzerine yayınladığı tek cümlelik mesaj ile ülkemizin dış politikada getirildiği noktayı özetledi.
Sayın Baş aynen şöyle dedi: "Sayın Cumhurbaşkanı, "Suriye'de 22 ABD üssünün ne işi var?" dedi. Evet, cumhurbaşkanı olduğu ülkede 16 ABD üssü olan cumhurbaşkanı dedi, bunu."
Evet, nasıl izah edeceğiz? Suriye'deki ABD'den rahatsız olan Sayın Erdoğan Türkiye'deki ABD'den neden rahatsız olmuyor?
Üstelik SİHA'mızı düşüren uçak, ülkemizdeki ABD üssünden kalktığı iddia edilirken!
Suriye'de, Amerika'nın üslerinin ne işi var?
Bu soruyu biz soralım: Suriye'de Amerika'nın üslerinin ne işi var veya Esad 'kardeş' iken Suriye'de ABD üssü var mıydı? Yoktu.
Üç saate Şam'a gidip, Cuma namazına niyet etme hülyalarına girdiklerinde ABD geldi ve bölgeye bu üslerini kurdu. Başka izahı olan var mı?
Sayın Erdoğan ve Bahçeli, ABD'nin Akdeniz'e uçak gemileri göndermesinden rahatsız olmuşlar.
Daha 5 yıl önce NATO'yu, Suriye'de göreve çağıran siz değil miydiniz? ABD, demez ama 'NATO adına bölgeye geldim' derse ne diyeceksiniz?
Erdoğan'ın ABD'den şikayet etme hakkı var mı?
Milli hafızamıza bakarsak yok! ABD'nin dünü ortada, bugün yaptıkları, yarın yapacakları da belli.
Ama Sayın Erdoğan, o ABD'yi 'kadim dost' ilan etti. Müttefik, stratejik ortak ilan etti. BOP eş başkanı oldu.
Çocukları ABD'de okudu. Orada çiftlik bile satın aldılar. Torunları, ABD vatandaşı ama Sayın Erdoğan, ABD'den şikayet ediyor.
'Amerika teröristleri eğitiyor, yetiştiriyor, silahlandırıyor ve bunlarla da maalesef yine Suriye'de olsun, bu bölgede olsun, Orta Doğu'da olsun, buraları kan gölüne dönüştürüyor. Bunları da görelim ve 'Daha Adil Bir Dünya Mümkün' kitabımı ben zaten değerli dostuma da hediye ettim. Bu adil dünyayı kurmamız lazım. Başka çaremiz yok'.
'Daha Adil Bir Dünya Mümkün' kitabını okumadım. Ama okuduğum Kutsal Kitabımızda, 'onları dost edinmeyin yoksa onlardan olursunuz' yazıyor.
Erbakanlar
Baba Erbakan: "60 milyonun sırtından toplanan faiz gelirlerinin büyük bölümü, bankalar; ve Merkez Bankası üzerinden Amerika'daki Siyonist Bankalara, oradan da İsrail'e gidiyor…
İsrail'den Türkiye'ye uzanan oklar, İsrail Meclisinin önünde heykeli bulunan Teoder Herzl'in planını temsil ediyor. Yani İsrail'in Türkiye'yi kendisine vilayet yapma isteği ve gayesini dile getiriyor. Vatandaşlarımızdan sömürülen paralar, İsrail'in Türkiye'yi yutma ve işgal etme arzusuna hizmet ediyor."
Oğul Erbakan…
"İsrail, bölgede adeta bir çıbanbaşı gibi zulmüne devam ediyor. Dolayısıyla bizim güçlü olmamız lazım. 'İsrail laftan değil güçten anlar.' diyen merhum Erbakan Hoca'mızı bir kez daha anıyoruz."
Gerçekte olan,
Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşması (28 Ağustos 1996) imza Başbakan Erbakan. Ardından 27 anlaşma daha.
Sen kendini kurtar önce Allah ın sana azap etmesine engel ol sen Şirk içinde boğulmuşsun
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025