İdarenin en temel unsuru liderdir. Tabi ki liderden kasıt liderin projeleri ve vizyonudur. Başkanlık sistemine geçiş yapılan ilk seçimde lider özelliklerinin daha fazla ortaya çıkması bekleniyordu. Bilakis ortalamanın çok altında bir vizyon tablosu ile karşı karşıyayız.
Ekonomik kriz tam da seçim ortamında harlandığına göre ekonomiyle ilgili başlıklarında öne geçmesi işin fıtratından olması gerekirken bu husus vizyonsuzluktan ötürü bir türlü gündeme gelmiyor. Tartışmalar daha çok bu çerçevenin dışında gerçekleşiyor.
En dikkat çekici eksiklik başkanlık sisteminin ana omurgasını teşkil eden başkan yardımcılarının ve bakanların belli olmamasıdır. Ekonominin müstakbel sorumluları sır gibi saklanıyor. Sayın Erdoğan kuşkusuz 16 yıldır ne yaptıysa seçilmesi halinde aynen devam edecektir. Kamuoyunun asıl beklentisi diğer adayların icraatları ile ilgilidir.
Sayın İnce, kampanya sürecinde kadrosunu tanıtarak fark yaratmalıydı. Başta ekonomi olmak üzere, milli güvenlik, dış politika, terör, milli eğitim,sağlık vs konularındaki uzmanları şu ana kadar seçmene tanıtması gerekirdi. Hatta mitinglere ve canlı yayınlara kadrosuyla katılmalıydı. Böylece daha inandırıcı ve güçlü bir izlenim vermiş olurdu.
Diğer adayların ekonomi yaklaşımları da aşağı yukarı aynıdır. Sayın İnce'nin şu ana kadar daha fazla demokrasi ve hukuk getirmesi halinde yabancı yatırımcının ülkemize güveneceğini ve sonuçta parasını getireceğini söylemesi yeni bir tarz değildir. Sayın İnce, aslında Erdoğan'dan daha iyi borçlanma kapasitesine sahip olduğunu bize anlatmaya çalışıyor. Özetle Erdoğan'ın kredisi tükendi beni başkan yaparsanız daha çok borç alırım demek istiyor.
Seçimin ilk turda sonuçlanmaması halinde muhtemelen ikinci tur Erdoğan ile İnce arasında geçecektir. Yarışa devam eden iki ittifakın adayı da idarede ve ekonomi yönetiminde maalesef çözüm sahibi değiller. Yani kimin seçileceği konusu heyecana yol açmıyor. Bu heyecansızlık seçim kampanyalarının da sönük geçmesine sebep oluyor.
Çözümsüzlüğün hâkim olduğu genel bir siyasi tablo ile karşı karşıyayız. Bu sebeple adaylar, maalesef Milli Ekonomi Modeli'ni kopyalama yarışına girdiler. Geçen seçimde asgari ücretten nemalanan partiler bu seçimde vatandaşlık maaşının peşine düştüler. Bütün adaylar elini vicdanına götürsün ve şu soruları cevaplasın: Vatandaşlık Maaşı hangi kitapta yazıyor? Tanımını kim yaptı? Hangi ülkeler kimin tavsiyesine uyarak vatandaşlık maaşı veriyor?
Bu soruların cevaplarını sadece Milli Ekonomi Modeli'nde bulabilirsiniz. Efendiler, o çok güvendiğiniz dağlara karlar yağdı. Prof Dr. Haydar Baş, 2005 yılında kapitalizmi defnetti. Haberiniz olsun.
Ekonomik kriz tam da seçim ortamında harlandığına göre ekonomiyle ilgili başlıklarında öne geçmesi işin fıtratından olması gerekirken bu husus vizyonsuzluktan ötürü bir türlü gündeme gelmiyor. Tartışmalar daha çok bu çerçevenin dışında gerçekleşiyor.
En dikkat çekici eksiklik başkanlık sisteminin ana omurgasını teşkil eden başkan yardımcılarının ve bakanların belli olmamasıdır. Ekonominin müstakbel sorumluları sır gibi saklanıyor. Sayın Erdoğan kuşkusuz 16 yıldır ne yaptıysa seçilmesi halinde aynen devam edecektir. Kamuoyunun asıl beklentisi diğer adayların icraatları ile ilgilidir.
Sayın İnce, kampanya sürecinde kadrosunu tanıtarak fark yaratmalıydı. Başta ekonomi olmak üzere, milli güvenlik, dış politika, terör, milli eğitim,sağlık vs konularındaki uzmanları şu ana kadar seçmene tanıtması gerekirdi. Hatta mitinglere ve canlı yayınlara kadrosuyla katılmalıydı. Böylece daha inandırıcı ve güçlü bir izlenim vermiş olurdu.
Diğer adayların ekonomi yaklaşımları da aşağı yukarı aynıdır. Sayın İnce'nin şu ana kadar daha fazla demokrasi ve hukuk getirmesi halinde yabancı yatırımcının ülkemize güveneceğini ve sonuçta parasını getireceğini söylemesi yeni bir tarz değildir. Sayın İnce, aslında Erdoğan'dan daha iyi borçlanma kapasitesine sahip olduğunu bize anlatmaya çalışıyor. Özetle Erdoğan'ın kredisi tükendi beni başkan yaparsanız daha çok borç alırım demek istiyor.
Seçimin ilk turda sonuçlanmaması halinde muhtemelen ikinci tur Erdoğan ile İnce arasında geçecektir. Yarışa devam eden iki ittifakın adayı da idarede ve ekonomi yönetiminde maalesef çözüm sahibi değiller. Yani kimin seçileceği konusu heyecana yol açmıyor. Bu heyecansızlık seçim kampanyalarının da sönük geçmesine sebep oluyor.
Çözümsüzlüğün hâkim olduğu genel bir siyasi tablo ile karşı karşıyayız. Bu sebeple adaylar, maalesef Milli Ekonomi Modeli'ni kopyalama yarışına girdiler. Geçen seçimde asgari ücretten nemalanan partiler bu seçimde vatandaşlık maaşının peşine düştüler. Bütün adaylar elini vicdanına götürsün ve şu soruları cevaplasın: Vatandaşlık Maaşı hangi kitapta yazıyor? Tanımını kim yaptı? Hangi ülkeler kimin tavsiyesine uyarak vatandaşlık maaşı veriyor?
Bu soruların cevaplarını sadece Milli Ekonomi Modeli'nde bulabilirsiniz. Efendiler, o çok güvendiğiniz dağlara karlar yağdı. Prof Dr. Haydar Baş, 2005 yılında kapitalizmi defnetti. Haberiniz olsun.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cihat Tekin / diğer yazıları
- İkinci Trump dönemi nelere gebe? / 11.11.2024
- İç cephe nasıl tahkim edilir? / 04.11.2024
- Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu / 03.11.2024
- Çözüm değil çözülme süreci / 25.10.2024
- Hazine üzerinde oturan dilenci olmayalım / 20.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor -2- / 13.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor / 06.10.2024
- Siper savaşları out Siber savaşları in / 23.09.2024
- Açlık sınırı = asgari ücret + 10.268 TL / 19.09.2024
- Lütfen herkes işini yapsın / 14.09.2024
- İç cephe nasıl tahkim edilir? / 04.11.2024
- Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu / 03.11.2024
- Çözüm değil çözülme süreci / 25.10.2024
- Hazine üzerinde oturan dilenci olmayalım / 20.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor -2- / 13.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor / 06.10.2024
- Siper savaşları out Siber savaşları in / 23.09.2024
- Açlık sınırı = asgari ücret + 10.268 TL / 19.09.2024
- Lütfen herkes işini yapsın / 14.09.2024