CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin seçim bildirgesini bir basın toplantısıyla açıkladı.
AB ve IMF talimatlarıyla belirlenen uygulamalara sabit kalınacağı temeli üzerine bina edilen programda, kalıplaşmış ifadeler ve genel vaatlerin dışında somut bir projeye rastlanılmıyor.
Cumhuriyet devri CHP'sinin devletçiliğini, halkçılığını ve milliyetçiliğini; AB'yi ve IMF'yi kabul eden programı ile terk eden parti, temel kuruluş gayesini ortadan kaldırmıştır.
"Ahlakî isyan" olarak ifade ettiği 3 Kasım seçimlerinde, seçmenin ülke istikrarı için tek parti iktidarına yönelmesini öğütleyen Sn. Baykal, açıkça belirtmese de adres olarak Derviş transferi ile yeni CHP'yi göstermektedir.
Bu zamana kadar sanki hükümet kanadında hiç vazife almamış, sanki meclise hiç girmemiş gibi, eleştirilerde bulunduğu konuşmasında kaynaksız çözümler sunuyor.
Deniz Baykal'a, eleştirdiği Türk ekonomi sisteminin son 18 ayına yön veren kişinin, bugünün CHP'li Kemal Derviş olduğunu hatırlatarak, programındaki tezatlıklara dikkat çekmek istiyoruz:
1. % 5 oranında bir büyüme hedefliyoruz.
IMF'yi kabul eden bir ekonomi zihniyeti baştan kaybetmiştir. Zira, borç ile kalkınan tek bir ülke dahi yoktur. Cumhuriyet tarihinde ilk defa negatif büyüme IMF reçeteleriyle yaşanmıştır. Bu acı gerçekten ders almayan Sn. Baykal borç ile nasıl bir büyüme sağlayacaktır?
2. Kapalı fabrikalar açılacak.
"Borç ile ülke idaresini" temel alan bir sistem, fabrika açacak sermayeyi nereden bulacaktır? Bu tür kalkınma hamlelerine, IMF'nin izin vermediği, ülkemizdeki uygulamalarıyla sabittir. Eğer sermaye bulmak için emisyonun genişletilmesi planlanıyorsa, ipleri baştan verdiğiniz IMF, Merkez Bankası'na çoktan tahdit getirmiştir.
3. Her sene 1 milyon işsize iş imkânı sağlanacaktır.
Uluslararası Para Fonu'nun reçetelerinde iş bulmak değil, toplu işten çıkarmalar önerilmektedir. Bu reçeteler, "iş imkânı" sunabiliyorsa neden bu kadar vatandaşımız işten çıkarılmıştır?
4. Hortumcuların, banka batıranların önüne geçilecek. Bozulan sistem yeniden yapılandırılacak.
Sn. Baykal'ın bu projeyi, benimsediği programla gerçekleştirmesi imkansızdır.
Global düzende, şirket egemenliğinin devletlerin üzerine geçtiği günümüzde, bankalar bir ülke ekonomisinin ele geçirilmesinde IMF'nin sermayesidir.
Sendikasyon kredileri ile döviz cinsinden borçlanan bankaların, sahte krizlerle içi boşaltılmakta, devlet garantisindeki bu kuruluşlar fona devrettirilerek uluslararası şirketlere peşkeş çekilmektedir.
Bizdeki bankalar krizinde de aynı yöntem izlenmiştir.
Batık 2 bankadan aynı şartlarda olmalarına karşın, biri fona devredilirken, diğerine sağlanan kredi ile düze çıkması sağlanmıştır.
Esas zararı devletin gördüğü bu sistem, aslında Türk ekonomisinin içini boşaltma projesidir.
Programın, TV'den takip ettiğimiz bu kısa bölümünde dikkatimizi çeken noktalar böyledir.
Borç ile kalkınmak ve Türk ekonomisinin mevcut dar boğazına çözüm getirmek imkânsızdır.
IMF temel alınarak şekillenen bir ekonomi programı da bu sebeple daha uygulamaya geçilmeden iflas etmiş demektir.
Kısaca, CHP'nin ekonomi programı baştan çökmüştür.
AB ve IMF talimatlarıyla belirlenen uygulamalara sabit kalınacağı temeli üzerine bina edilen programda, kalıplaşmış ifadeler ve genel vaatlerin dışında somut bir projeye rastlanılmıyor.
Cumhuriyet devri CHP'sinin devletçiliğini, halkçılığını ve milliyetçiliğini; AB'yi ve IMF'yi kabul eden programı ile terk eden parti, temel kuruluş gayesini ortadan kaldırmıştır.
"Ahlakî isyan" olarak ifade ettiği 3 Kasım seçimlerinde, seçmenin ülke istikrarı için tek parti iktidarına yönelmesini öğütleyen Sn. Baykal, açıkça belirtmese de adres olarak Derviş transferi ile yeni CHP'yi göstermektedir.
Bu zamana kadar sanki hükümet kanadında hiç vazife almamış, sanki meclise hiç girmemiş gibi, eleştirilerde bulunduğu konuşmasında kaynaksız çözümler sunuyor.
Deniz Baykal'a, eleştirdiği Türk ekonomi sisteminin son 18 ayına yön veren kişinin, bugünün CHP'li Kemal Derviş olduğunu hatırlatarak, programındaki tezatlıklara dikkat çekmek istiyoruz:
1. % 5 oranında bir büyüme hedefliyoruz.
IMF'yi kabul eden bir ekonomi zihniyeti baştan kaybetmiştir. Zira, borç ile kalkınan tek bir ülke dahi yoktur. Cumhuriyet tarihinde ilk defa negatif büyüme IMF reçeteleriyle yaşanmıştır. Bu acı gerçekten ders almayan Sn. Baykal borç ile nasıl bir büyüme sağlayacaktır?
2. Kapalı fabrikalar açılacak.
"Borç ile ülke idaresini" temel alan bir sistem, fabrika açacak sermayeyi nereden bulacaktır? Bu tür kalkınma hamlelerine, IMF'nin izin vermediği, ülkemizdeki uygulamalarıyla sabittir. Eğer sermaye bulmak için emisyonun genişletilmesi planlanıyorsa, ipleri baştan verdiğiniz IMF, Merkez Bankası'na çoktan tahdit getirmiştir.
3. Her sene 1 milyon işsize iş imkânı sağlanacaktır.
Uluslararası Para Fonu'nun reçetelerinde iş bulmak değil, toplu işten çıkarmalar önerilmektedir. Bu reçeteler, "iş imkânı" sunabiliyorsa neden bu kadar vatandaşımız işten çıkarılmıştır?
4. Hortumcuların, banka batıranların önüne geçilecek. Bozulan sistem yeniden yapılandırılacak.
Sn. Baykal'ın bu projeyi, benimsediği programla gerçekleştirmesi imkansızdır.
Global düzende, şirket egemenliğinin devletlerin üzerine geçtiği günümüzde, bankalar bir ülke ekonomisinin ele geçirilmesinde IMF'nin sermayesidir.
Sendikasyon kredileri ile döviz cinsinden borçlanan bankaların, sahte krizlerle içi boşaltılmakta, devlet garantisindeki bu kuruluşlar fona devrettirilerek uluslararası şirketlere peşkeş çekilmektedir.
Bizdeki bankalar krizinde de aynı yöntem izlenmiştir.
Batık 2 bankadan aynı şartlarda olmalarına karşın, biri fona devredilirken, diğerine sağlanan kredi ile düze çıkması sağlanmıştır.
Esas zararı devletin gördüğü bu sistem, aslında Türk ekonomisinin içini boşaltma projesidir.
Programın, TV'den takip ettiğimiz bu kısa bölümünde dikkatimizi çeken noktalar böyledir.
Borç ile kalkınmak ve Türk ekonomisinin mevcut dar boğazına çözüm getirmek imkânsızdır.
IMF temel alınarak şekillenen bir ekonomi programı da bu sebeple daha uygulamaya geçilmeden iflas etmiş demektir.
Kısaca, CHP'nin ekonomi programı baştan çökmüştür.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Abdulkadir Baş / diğer yazıları
- Gerçekleri görebilmek / 05.11.2002
- Ezilen halklar Türk'ün adaletini bekliyor / 03.11.2002
- Türkiye'nin gerçek dostu var mı? / 02.11.2002
- AB, Türkiye'nin kurtuluşu değil, sonudur / 01.11.2002
- Çeçen eyleminin ardından / 31.10.2002
- Milli kaynakları hayata geçirecek irade, milletin iradesidir / 29.10.2002
- Türk'e Türk'te başka dost yoktur / 28.10.2002
- Basının esas görevi / 27.10.2002
- İnsan hakları meselesi / 26.10.2002
- Milletçe aradığımızı bulduk / 24.10.2002
- Ezilen halklar Türk'ün adaletini bekliyor / 03.11.2002
- Türkiye'nin gerçek dostu var mı? / 02.11.2002
- AB, Türkiye'nin kurtuluşu değil, sonudur / 01.11.2002
- Çeçen eyleminin ardından / 31.10.2002
- Milli kaynakları hayata geçirecek irade, milletin iradesidir / 29.10.2002
- Türk'e Türk'te başka dost yoktur / 28.10.2002
- Basının esas görevi / 27.10.2002
- İnsan hakları meselesi / 26.10.2002
- Milletçe aradığımızı bulduk / 24.10.2002