Zafer haftasını millet olarak büyük bir şevkle kutluyoruz.
Mondros Mütaresi ile düşman kuvvetlerinin kazandığı emsalsiz haklar sonucu askerlerimizin terhisi, güçlerimizin dağıtılması, esaretle tanışma söz konusu idi. Anadoluyu kendi toprakları kabul eden düşman güçlerinin ikinci adımla Sevr'i devreye koymaları ile ülkemiz elimizden gitme noktasına gelmiş, artık paylaşılıyordu. Yurdumuzun her bir tarafında artık yabancıların hakimiyeti vardı. Bu büyük millet artık tarih sayfasından silinmek üzereydi.
Fakat Türk Milleti bütün sıkıntılara, çilelelere "evet" der fakat, esarete evet diyemezdi. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk tarafından başlatılan Kuvay-i Milliye hareketi ile birlikte düşmanları ülkemizden kovmak için kıyasıya bir mücadele verildi.
Bu mücadele içerisinde unutulmaz günler ve zaferler vardır. Bunlardan bir tanesi, idrak ettiğimiz "Başkomutan Meydan Muharebesi" dir.
26/27 Ağustos gecesi Yunana karşı baskın şeklinde taarruz başlatıldı ve Yunan orduları çekilmeye başladılar.
27 Ağustos 1922'de ordumuz ilerleyişi karşısında Yunan ordusu, Dumlupınar mevzilerine çekildi.
Kahraman ordumuz 29 Ağustos günü de Dumlupınar mevzilerine taarruza başladı.
30 Ağustos günü Dumlupınar bölgesinde 200.000 kişilik Yunan ordusu kuşatıldı ve büyük kısmı imha edildi. Böylece "Başkomutan Meydan Muharebesi" tarihe kaydedilmilş oldu.
Bu tarihten itibaren düşmana karşı taarruza devam ederek ülke geneli işgalden kurtarılmş oldu.
Ancak düşman niyet ve gayretinden o gün bu gün vazgeçmedi. Bugün gelinen noktada ismi ne olursa olsun değişik manevra ve teşebbüslerle Sevr'in yeniden hortlatıldığını görüyoruz. Ülkemiz yeni bir kuşatma altındadır. İşin daha vahim tarafı bu kuşatmanın yeterince idrak edilemeyişidir. "Su uyur düşman uyumaz" nüktesinin ihmal edilmesidir.
Atatürk'ün bu konudaki sözlerini tektrar hatırlamakta fayda vardır. "Hiç bir zafer, gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi elde etmek için gereken vasıtadır. Gaye, fikirdir. Zafer bir fikrin elde edilişine hizmeti nispetinde kıymet ifade eder. Bir fikrin elde edilişine dayanmıyan bir zafer, ömürlü olamaz. O, boş bir gayrettir. Her büyük meydan muharebesinden, her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir âlem doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına zafer, boşa gitmiş bir gayret olur".
Eğer biz bugün Zafer Haftasının bize millet olarak verdiği fikri, mantığı bugün yeniden hatırlayamaz ve yeniden kuvayi milliye ruhuyla hareket edemezsek "başlı başına zafer, boşa gitmiş bir gayret" olacaktır.
Mondros Mütaresi ile düşman kuvvetlerinin kazandığı emsalsiz haklar sonucu askerlerimizin terhisi, güçlerimizin dağıtılması, esaretle tanışma söz konusu idi. Anadoluyu kendi toprakları kabul eden düşman güçlerinin ikinci adımla Sevr'i devreye koymaları ile ülkemiz elimizden gitme noktasına gelmiş, artık paylaşılıyordu. Yurdumuzun her bir tarafında artık yabancıların hakimiyeti vardı. Bu büyük millet artık tarih sayfasından silinmek üzereydi.
Fakat Türk Milleti bütün sıkıntılara, çilelelere "evet" der fakat, esarete evet diyemezdi. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk tarafından başlatılan Kuvay-i Milliye hareketi ile birlikte düşmanları ülkemizden kovmak için kıyasıya bir mücadele verildi.
Bu mücadele içerisinde unutulmaz günler ve zaferler vardır. Bunlardan bir tanesi, idrak ettiğimiz "Başkomutan Meydan Muharebesi" dir.
26/27 Ağustos gecesi Yunana karşı baskın şeklinde taarruz başlatıldı ve Yunan orduları çekilmeye başladılar.
27 Ağustos 1922'de ordumuz ilerleyişi karşısında Yunan ordusu, Dumlupınar mevzilerine çekildi.
Kahraman ordumuz 29 Ağustos günü de Dumlupınar mevzilerine taarruza başladı.
30 Ağustos günü Dumlupınar bölgesinde 200.000 kişilik Yunan ordusu kuşatıldı ve büyük kısmı imha edildi. Böylece "Başkomutan Meydan Muharebesi" tarihe kaydedilmilş oldu.
Bu tarihten itibaren düşmana karşı taarruza devam ederek ülke geneli işgalden kurtarılmş oldu.
Ancak düşman niyet ve gayretinden o gün bu gün vazgeçmedi. Bugün gelinen noktada ismi ne olursa olsun değişik manevra ve teşebbüslerle Sevr'in yeniden hortlatıldığını görüyoruz. Ülkemiz yeni bir kuşatma altındadır. İşin daha vahim tarafı bu kuşatmanın yeterince idrak edilemeyişidir. "Su uyur düşman uyumaz" nüktesinin ihmal edilmesidir.
Atatürk'ün bu konudaki sözlerini tektrar hatırlamakta fayda vardır. "Hiç bir zafer, gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi elde etmek için gereken vasıtadır. Gaye, fikirdir. Zafer bir fikrin elde edilişine hizmeti nispetinde kıymet ifade eder. Bir fikrin elde edilişine dayanmıyan bir zafer, ömürlü olamaz. O, boş bir gayrettir. Her büyük meydan muharebesinden, her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir âlem doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına zafer, boşa gitmiş bir gayret olur".
Eğer biz bugün Zafer Haftasının bize millet olarak verdiği fikri, mantığı bugün yeniden hatırlayamaz ve yeniden kuvayi milliye ruhuyla hareket edemezsek "başlı başına zafer, boşa gitmiş bir gayret" olacaktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Doç. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Adalet mi dediniz hakkaniyet mi? / 05.04.2025
- Yunan bayramı, Türk dersi / 29.03.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025
- Bozduğun kantar seni de tartacak / 23.03.2025
- Adaletin zarfı ve mazrufu: İmamoğlu olayı üzerine bir toplumsal okuma / 22.03.2025
- ABD açıktan İran’ı hedef olarak gösterdi / 20.03.2025
- Dünya ateş çemberinde: Türkiye’nin stratejisi ne olmalı? / 10.03.2025
- Wilson’dan İmralı’ya: Türkiye’yi bölme planı mı devrede? / 04.03.2025
- Oruç, ilahi bir emir ve bilimsel bir şifadır / 03.03.2025
- Yeraltı zenginliklerimiz için millî mücadele zamanıdır / 23.02.2025
- Yunan bayramı, Türk dersi / 29.03.2025
- Asıl rakip ne İmamoğlu ne Yavaş: Hükümetin en büyük sınavı geçim krizi / 24.03.2025
- Bozduğun kantar seni de tartacak / 23.03.2025
- Adaletin zarfı ve mazrufu: İmamoğlu olayı üzerine bir toplumsal okuma / 22.03.2025
- ABD açıktan İran’ı hedef olarak gösterdi / 20.03.2025
- Dünya ateş çemberinde: Türkiye’nin stratejisi ne olmalı? / 10.03.2025
- Wilson’dan İmralı’ya: Türkiye’yi bölme planı mı devrede? / 04.03.2025
- Oruç, ilahi bir emir ve bilimsel bir şifadır / 03.03.2025
- Yeraltı zenginliklerimiz için millî mücadele zamanıdır / 23.02.2025