Bu yazıyı yazmaya başladığım sırada gazetemiz yazarlarından dostum-kardeşim Bayram Çoşkun odama geldi.
'Bayram! Bana, ithal etmediğimiz bir ürün söyle' dedim. Bayram sağa baktı, sola baktı, 'hain ithal etmiyoruz' dedi.
'Kardeşim, mal değil ürün sordum'. Bayram, 'aklıma bir şey gelmiyor. Masandaki kağıtlar bile ithal' dedi.
Evet, arkadaşlar! İthal etmediğimiz kaç ürün sayabilirsiniz?
Peki, ithal ettiğimiz ürünlerden, gıdalardan vs. kaç tanesi Türkiye şartlarında üretilemez veya yetiştirilemez?
Çok mu zor sordum? Hemen hepsini hem de çok daha kaliteli ve rekolteli şekilde üretebilecek toprak, teknik ve bilgiye sahip bir devlet ve de milletiz.
Şimdi! Macron ve taifesi (Haçlı dünyası), 'bizim, kutsallarımıza laf etmiş'.
İslam ülkeleri ve ülkemizde, Fransız mallarına karşı boykot çağrıları yapılıyor.
Şaşırdım mı? Yok. Kafir aynen Peygamberimiz (s.a.a.v) hayattayken, vefatından sonra ve de bugüne dek kafirliğini yapıyor. Bugünden sonrada yapacak.
Şaşırdığım ise Müslümanlar ne yapıyor, sorusunun cevabıdır!
Boykot kararı aldılar ya! Hadi oradan!
'Bir Müminin kalbini kırmak (diğer rivayette katletmek) Kabe'yi 70 defa yıkmaktan daha büyük günahtır' buyuran Peygamber Efendimiz (s.a.a.v) sözünü kulak arkası edeceksin, taht için, mal için, batı istediği için Müslümanları katledeceksin, katline seyirci kalacaksın sonra da Peygamberimize (s.a.a.v) sahip çıkıyorum, diye Fransız mallarını boykot edeceksin. Sen sadece kendini kandırıyorsun, derim.
İşin manevi boyutu burada dursun. Ekonomik ve siyasi boyutuna bakalım. İsrail'e yalakalık yapan Arap Ülkelerinin yöneticilerini ve bu yöneticilere alkış tutanları geçin. Ülkemize bakalım!
Bu boykotu Fransa, 'tınlar mı'. Bence tınlamaz. Hatırlarsanız ilk karikatür krizinde de (11 yıl önce) siyasilerimiz yine çok sert ifadeler kullanmış, lanetlemişlerdi.
Bir vatandaşımız, Ctroen marka aracını yakmıştı. Binlerce kişi Fransız elçilik ve konsoloslukları önünde günlerce protestolarda bulunmuştular.
Sonra? Siyasiler yine gülücükler dağıtmış, Ülkemizdeki Fransız markaları aynen İsrail markaları gibi daha da fazlalaşmıştı.
Boykot, demişken! Tavuklarına, 'kışt' demediğimiz, horozlarını hadım etmediğimiz Suudi-i Arabistan'da da, Türk Mallarına boykot uyguluyor. Niçin veya kimin emriyle ve bizden neden ses çıkmıyor?
Mevzu Fransa değildir. Haçlı-emperyalist düşüncenin her zamanki tezahürüdür.
Boykot, çözüm değil, tesellidir. Çözüm ise kimliğinle, siyasetinle, ekonominle, sanayinle milli bir duruş ortaya koyabilmektir ki, o duruşu gören konuşacağı zaman bir kaç yüz kere düşünsün!
ABD'ye hemen her gün kınama, kabul etmeme açıklamaları yapıyorsun. Ama en basitinden cebindeki para bile dolara endeksli. ABD, seni kale alır mı?
Ya Rusya? Doğalgaz alıyorsun, buğday alıyorsun, silah alıyorsun. Ardından Rusya ile en-direk karşı karşıya geliyorsun. Rusya, seni kale alır mı?
En sıcak örnek Yunanistan. Burun buruna olduğumuz Yunanistan'dan buğday alıyorzu ve bu alımlar 2015'ten bu güne % 632 artmış.
Şaşıranlar olabilir. Sadece buğday mı? Pamuk, pamuk. Çukurova'ya sahip Türkiye, Yunanistan'dan pamuk ithal ediyor. Ayıptır ya hu!
Türkçe konuşalım; Ambarı, cebi boş olanı kim kale alır?
(Ruhu şad olsun) Atatürk ne demişti? 'Saban kullanan el, kılıç kullanan elden güçlüdür'.
(Allah'ın selamı üzerine olsun) Prof. Dr. Haydar Baş ne demişti? 'Buğday, silahtan daha stratejik öneme sahiptir'.
Peki, ülkemizi yönetenler ne yaptı? Tahıl ambarı Türkiye'yi, ithalat ambarına çevirdiler.
Ağustos 1971 tarihli gazetelerin manşetini yazayım; "Et ve Balık Kurumu Erzurum Kombinası 1 Eylül 1971 tarihinden itibaren Rusya'ya et ihraç etmeğe başlayacaktır. Bu konuda öğrenildiğine göre Rusya'ya et ihracatı 4 ay sürecek ve bu süre içinde 40 bin baş hayvan kesimi yapılacaktır."
Bugünkü gazetelerin manşetini de yazayım; "Resmi Gazete'de dün yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 31 Aralık 2020'ye kadar buğday, arpa, mısır ithalatında gümrük vergileri sıfırlandı. Buğday ithalatında yüzde 45, arpa ithalatında yüzde 35 ve mısır ithalatında yüzde 25 oranındaki gümrük vergileri 1 Ocak 2021 tarihine kadar yüzde sıfır olacak."
Bilmem kaç yüz bin çiftçi toprağını terk etti, çiftçilerin şu kadar milyar borcu var, ektikleri para etmiyor gibi başlıkları yazacağım ama bu çiftçilerin, işçilerin, emeklilerin gerek kendi gerekse çoluk-çocuklarının oylarıyla bu kaderi yaşıyorlar.
Kimin hakkını kime karşı savunayım! Bilmiyorum ki?
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025