Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş geçtiğimiz Cumartesi günü kurmay kadrosuyla katıldığı 2015 yılı değerlendirme programında güneydoğuda yaşanan olaylar konusunda önemi açıklamalar yaptı.
Prof. Dr. Baş, "Bölünmenin ayak sesleri değil, bomba sesleri çok güçlü bir şekilde geliyor" diyerek güneydoğuda yaşananların Kobani'de temelleri atılan Büyük İsrail Projesi'nin bir genişlemesi olduğunun altını çizdi.
Sayın Baş, güneydoğuda yapılan operasyonlarda çok sayıda PKK'lının öldürüldüğünü ama bu arada yaşanan çatışmalar sebebiyle bölgedeki halkın da evini barkını terk ettiğini ifade etti. Sayın Baş şunları söyledi:
"Bölge boşaltıldı. Bölge insansız kaldı. Peşmerge gelip oraya yerleşti. Kimi mağlup ettin? Öyle oyunlar oynanıyor ki... Kobani'de Büyük İsrail'in temelleri atıldı. Şimdi genişliyor. Bunu görmedinse; körsün, sağırsın. Olay bu..."
Evet, güneydoğu illerimizde yaşanan hadiseler aynen Ekim 2014'te Kobani'de yaşananlar gibi? Hatırlarsanız, Kobani'de de onbinlerce Kürt, yaşanan terör saldırıları sebebiyle evlerini terk etmişler, Türkiye'ye kaçmışlardı.
Ardından Büyük İsrail'in temellerini atma misyonu olan Yahudi Barzani Türkiye'nin de desteğiyle peşmergesini Kobani'ye göndermiş, bundan sonra da bölge Barzani'nin kontrolüne girmişti.
Şimdi Sayın Baş'ın da ifade ettiği gibi, güneydoğu halktan arındırılıyor, Suriye'nin kuzeyinde yapılan Arz-ı Mevut temizliği güneydoğumuzda da yapılıyor ve İsrail adına buralara Barzani'nin peşmergesi yani İsrail yerleşiyor, aynen Kobani'de olduğu gibi?
Bundan sonra burada ister özyönetim, ister özerk bölge, ister federatif yapı ismiyle olsun ne olursa olsun Yahudi Barzani'nin ve İsrail'in kontrolündedir.
Nasıl bugün Kobani'de Salih Müslim konuştuğunda Barzani ve İsrail adına konuşuyorsa, bundan sonra bu bölgenin temsilcisiymiş gibi konuşanlar yine Barzani ve İsrail adına konuşacaklar.
Şimdi şu sorularla bu dediklerimizi izah etmeye çalışalım:
Eğer ABD, AB'nin ve Barzani'nin derdi Suriye'deki Kürt halkına özerklikle beraber daha özgür bir yaşam sunmak olsaydı, CIA'nin kurduğu ve başında Yahudi Bağdadi'nin bulunduğu IŞİD'i Kobani'ye saldırtırlar mıydı?
Dikkatinizi çekerim, PYD Başkanı Salih Müslim ABD'nin verdiği cesaretle Rojava denilen bölgede Kobani, Cizire ve Afrin'de özerklik ilan etti ondan sonra IŞİD bu bölgeye saldırdı ve bölge halkı buraları terk etmek zorunda kaldı.
Şimdi benzer bir soruyu güneydoğu illerimiz için soralım:
Eğer ABD, İsrail ve Barzani'nin amacı, güneydoğumuzda PKK'ya ve onun siyasi uzantılarına bir özerklik verip bölgedeki Kürt halkına daha fazla özgürlük kazandırmak olsaydı, bu sürece zaten mevcut Meclis tablosuyla gelemezler miydi?
AKP hükümeti ABD dayatmasıyla başkanlık sistemi, HDP ise batının verdiği gazla özerklik istiyordu. Mevcut Meclis aritmetiğiyle her iki tarafın çıkarlarına göre bir düzenleme yapabilirlerdi. Ama böyle olmadı. Çünkü ABD'nin ve İsrail'in asıl amacı Sayın Erdoğan'a başkanlık kazandırmak ve PKK'ya bölgede özerklik vermek değildi; bir vesile ile olayı çatışma boyutuna taşıyıp, bölgeyi İsrail adına Barzani'ye hazırlamaktı.
Bizimkiler de işte ülkelerin bu şekilde dizayn edilmesi projesi olan Büyük Ortadoğu projesi'nde misyon sahibi? Barzanilerin peş peşe Ankara'ya gelip üst düzey görüşmeler yapmaları, İsrail'le dostluk ilanları tesadüf değil?
Esad'ın hayır dediğine bizimkiler evet dediği için bugün bu ziyaretler Şam'a değil, Ankara'ya yapılıyor. Ne hikmetse, bu ziyaretler arttıkça ülkemiz savaş alanına dönüyor, savaş alanına döndükçe de ziyaretler sıklaşıyor.
Siyasilerimizin bu gidişattan ne menfaat elde etmeyi umduklarını bilmiyoruz ama Prof. Dr. Baş'ın şu uyarılarını bir kenara yazarak sürekli hatırlarında tutmalarını tavsiye ediyoruz:
"Bu arkadaşlar maalesef onların (ABD'nin) dümen suyuna girmiş. Ne yaptığını bilmiyorlar? Benim endişem şu: Rahmetli Ecevit Körfez savaşı başlamadan önce Saddam'ı gidip ziyaret etmişti. Kendisi 'Saddam'ı çok dürüst buldum' demişti. Kandırdı onu ABD, soktu Kuveyt'e... Ondan sonra bir bayram sabahı çekti onu ipe... Allah korusun, ABD ile yola çıkanın sonu hayır olmaz. Biz sevdiklerimizi kaybetmek istemiyoruz. İran Şahı Pehlevi... Koskocaman dünya. ABD'nin bir numaralı adamı? İran o dönem dünyanın en güçlü ordularından biriydi. Dünya Pehlevi'ye bir fare deliği kadar dar geldi. Ben bu arkadaşları tenzih ederim ama bunu da görmeleri lazım."
Prof. Dr. Baş, "Bölünmenin ayak sesleri değil, bomba sesleri çok güçlü bir şekilde geliyor" diyerek güneydoğuda yaşananların Kobani'de temelleri atılan Büyük İsrail Projesi'nin bir genişlemesi olduğunun altını çizdi.
Sayın Baş, güneydoğuda yapılan operasyonlarda çok sayıda PKK'lının öldürüldüğünü ama bu arada yaşanan çatışmalar sebebiyle bölgedeki halkın da evini barkını terk ettiğini ifade etti. Sayın Baş şunları söyledi:
"Bölge boşaltıldı. Bölge insansız kaldı. Peşmerge gelip oraya yerleşti. Kimi mağlup ettin? Öyle oyunlar oynanıyor ki... Kobani'de Büyük İsrail'in temelleri atıldı. Şimdi genişliyor. Bunu görmedinse; körsün, sağırsın. Olay bu..."
Evet, güneydoğu illerimizde yaşanan hadiseler aynen Ekim 2014'te Kobani'de yaşananlar gibi? Hatırlarsanız, Kobani'de de onbinlerce Kürt, yaşanan terör saldırıları sebebiyle evlerini terk etmişler, Türkiye'ye kaçmışlardı.
Ardından Büyük İsrail'in temellerini atma misyonu olan Yahudi Barzani Türkiye'nin de desteğiyle peşmergesini Kobani'ye göndermiş, bundan sonra da bölge Barzani'nin kontrolüne girmişti.
Şimdi Sayın Baş'ın da ifade ettiği gibi, güneydoğu halktan arındırılıyor, Suriye'nin kuzeyinde yapılan Arz-ı Mevut temizliği güneydoğumuzda da yapılıyor ve İsrail adına buralara Barzani'nin peşmergesi yani İsrail yerleşiyor, aynen Kobani'de olduğu gibi?
Bundan sonra burada ister özyönetim, ister özerk bölge, ister federatif yapı ismiyle olsun ne olursa olsun Yahudi Barzani'nin ve İsrail'in kontrolündedir.
Nasıl bugün Kobani'de Salih Müslim konuştuğunda Barzani ve İsrail adına konuşuyorsa, bundan sonra bu bölgenin temsilcisiymiş gibi konuşanlar yine Barzani ve İsrail adına konuşacaklar.
Şimdi şu sorularla bu dediklerimizi izah etmeye çalışalım:
Eğer ABD, AB'nin ve Barzani'nin derdi Suriye'deki Kürt halkına özerklikle beraber daha özgür bir yaşam sunmak olsaydı, CIA'nin kurduğu ve başında Yahudi Bağdadi'nin bulunduğu IŞİD'i Kobani'ye saldırtırlar mıydı?
Dikkatinizi çekerim, PYD Başkanı Salih Müslim ABD'nin verdiği cesaretle Rojava denilen bölgede Kobani, Cizire ve Afrin'de özerklik ilan etti ondan sonra IŞİD bu bölgeye saldırdı ve bölge halkı buraları terk etmek zorunda kaldı.
Şimdi benzer bir soruyu güneydoğu illerimiz için soralım:
Eğer ABD, İsrail ve Barzani'nin amacı, güneydoğumuzda PKK'ya ve onun siyasi uzantılarına bir özerklik verip bölgedeki Kürt halkına daha fazla özgürlük kazandırmak olsaydı, bu sürece zaten mevcut Meclis tablosuyla gelemezler miydi?
AKP hükümeti ABD dayatmasıyla başkanlık sistemi, HDP ise batının verdiği gazla özerklik istiyordu. Mevcut Meclis aritmetiğiyle her iki tarafın çıkarlarına göre bir düzenleme yapabilirlerdi. Ama böyle olmadı. Çünkü ABD'nin ve İsrail'in asıl amacı Sayın Erdoğan'a başkanlık kazandırmak ve PKK'ya bölgede özerklik vermek değildi; bir vesile ile olayı çatışma boyutuna taşıyıp, bölgeyi İsrail adına Barzani'ye hazırlamaktı.
Bizimkiler de işte ülkelerin bu şekilde dizayn edilmesi projesi olan Büyük Ortadoğu projesi'nde misyon sahibi? Barzanilerin peş peşe Ankara'ya gelip üst düzey görüşmeler yapmaları, İsrail'le dostluk ilanları tesadüf değil?
Esad'ın hayır dediğine bizimkiler evet dediği için bugün bu ziyaretler Şam'a değil, Ankara'ya yapılıyor. Ne hikmetse, bu ziyaretler arttıkça ülkemiz savaş alanına dönüyor, savaş alanına döndükçe de ziyaretler sıklaşıyor.
Siyasilerimizin bu gidişattan ne menfaat elde etmeyi umduklarını bilmiyoruz ama Prof. Dr. Baş'ın şu uyarılarını bir kenara yazarak sürekli hatırlarında tutmalarını tavsiye ediyoruz:
"Bu arkadaşlar maalesef onların (ABD'nin) dümen suyuna girmiş. Ne yaptığını bilmiyorlar? Benim endişem şu: Rahmetli Ecevit Körfez savaşı başlamadan önce Saddam'ı gidip ziyaret etmişti. Kendisi 'Saddam'ı çok dürüst buldum' demişti. Kandırdı onu ABD, soktu Kuveyt'e... Ondan sonra bir bayram sabahı çekti onu ipe... Allah korusun, ABD ile yola çıkanın sonu hayır olmaz. Biz sevdiklerimizi kaybetmek istemiyoruz. İran Şahı Pehlevi... Koskocaman dünya. ABD'nin bir numaralı adamı? İran o dönem dünyanın en güçlü ordularından biriydi. Dünya Pehlevi'ye bir fare deliği kadar dar geldi. Ben bu arkadaşları tenzih ederim ama bunu da görmeleri lazım."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025