Mursi daha birinci yılını doldurmamıştı. Meydanlara inerek Mübarek'i koltuğundan eden halk yine aynı meydandaydı. Dillerden düşmeyen demokrasinin vazgeçilmezlerinden olan gösteri ve eylem haklarını kullanıyorlardı. Demokrasi adına Mısır'ın başına gelen, daha doğrusu getirilen Mursi, halkını kale almadığı gibi tehdit etmeye kalktı. Artı halk arasında ayrımcılığa gitti. Halkı tarafından istenmeyen her lider gibi Mursi'de, bu halk hareketinin arkasında başka odaklar (iç ve dış) arayıp, haklı çıkmaya çalıştı. İşin ilginç yanı ise Mürsi'nin bu halk hareketine sebep gösterdiği özellikle dış odakların tamamının BOP kapsamında, ABD'nin kadim dostu olmalarıydı. (Suudi Arabistan Birleşik Arap Emirlikleri gibi)Mursi dış odakların yanında "eski rejim artıkları" olarak tanımladığı muhalefeti de öne atarak kendine yapışacak dal bulmaya çalıştı?Sonuç; Ülkeyi idare edenle, ülkenin sahibi olan halk karşı karşıya geliyor. Ve ordu yönetime el koyuyor. Yani darbe yapıyor. Ama bu darbenin kimin adına yapıldığı çok tartışmalı?Mısır'da ordu yönetime el koydu. Haçlı ittifakı AB ve ABD açıklamalarında demokrasiden dem vursalar da özellikle "darbe" tabirinden uzak duruyorlar. Neden acaba! Mısır'daki tabloyu en iyi tasvir eden ise Beşşar Esad oldu; "Dini siyasete alet edenlerin kaçınılmaz sonu" diye? Ülkemizde ise iktidarından muhalefetine, yazarından yorumcusuna kadar hep bildik yaklaşım açıklandı. "En kötü demokrasi, en iyi askeri yönetimden iyidir".Merak ettiğim ise demokrasi nedir? En kötü demokrasi nasıldır?Mesela; Ülkeyi yöneten iktidar, yaptığı icraatlarla, halkı ayrımcılığa tabi tutmuş ve halk karşı karşıya gelmişse?Toplumda gelir dağılımında uçurumlar oluşmuş ve toplumun geneli açlığa veya açlık sınırında bir gelire muhtaç hale düşürülmüşse?Ülkenin yer altı ve yerüstü gelir kaynakları elden çıkarılmış ve yerli, yabancı mutlu azınlığın tekeline bırakılmışsa?Milletin milli ve manevi değerleri bilinçli olarak hedefe konulmuşsa?Ülkenin bütünlüğüne her daim kasteden ve kastetme girişimleri olan yerli ve yabancı odaklar el üstünde tutuluyorsa, arzuları yerine getiriliyorsa?Ülkeyi yöneten iktidar, kendini vazgeçilmez sanıp, halkına tepeden bakıyorsa vs. gibi durumları acaba kötü bir demokrasi olarak mı tarif etmek gerekir? Hadi bu gibi durumları "en kötü demokrasi" olarak tariflendirdik. Sorun çözülecek mi? Halk refaha kavuşacak mı? En önemlisi demokrasi sadece sandık mıdır? Darbe yanlısı filan değilim. Askerin görevi bellidir. Siyasetin görevi bellidir. Eğitim kurumlarının görevi bellidir. Yani bir devleti oluşturan bütün kurumların görevleri açık ve bellidir. Herkes adam gibi görevini yapsa, emin olun hiç kimse haddini aşamaz ve birbirine yan bile bakamaz. Çünkü görevini layıkıyla yapanın arkasında millet vardır. Diyen olabilir ki; Mürsi ve onun gibi birçok lider halkının % 52, % 50 vs. oylarıyla iktidara geldi. İşte bu yaklaşım sahiplerine bir kez daha soruyorum; Demokrasi denilen şey sadece sandık mıdır? Çünkü özellikle coğrafyamızda kapitalizmin pençesinde kıvranan insanların oyunu, desteğini almak çok kolaydır. Bu gerçeğe özellikle seçim zamanlarında hepimiz tanık olduk. Onun için şuna karşıyım, buna karşıyım demekle siyaset olmaz. Çözümün var mı, onu söyle bana? Dağ kardeşlerinde artışAKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu'un, dağdaki teröristleri can, ciğer olarak kabul ettiğini biliyorsunuz.AKP hükümeti yaptığı açılımla terör bitecek, kan duracak, artık analar ağlamayacak gibi arabesk söylemlerle geri dönülmez bir yola girmişti. Ülkemizdeki terörün amacı neydi? Sözde Kürt hakları adı altında, doğu bölgemizde özerk bir yapı oluşturup sonra federal bir yönetime geçip Kürdistan'ı kurmak?Terör örgütünün adı neydi? PKK. AKP iktidarı yaptığı anlaşmalarla, verdiği sözlerle özerk veya federal bir yapıya geçileceği sinyallerini veriyor. PKK sözcüsü vekiller artık doğu illerimize Kürdistan, diyor, sözde bayraklarını asıyorlar. Türkiye cumhuriyetini alenen tehdit ediyorlar. Yine bu vekiller ve bebek katili Apo, Erdoğan'ı sıkıştırıyor; Verdiğin sözleri tut, yoksa?AKP kanadından ise ilginç açıklamalar geliyor. PKK'nın ve sözcülerinin istek ve tehditlerine karşı açılım süreciyle ilgili AKP kanadının yaptığı açıklama insana nasıl yani, dedirttiriyor.AKP yetkilileri, BDP ve PKK'nın aklına, hayaline sığmayacak kanunlar hazırladıklarını, ifade ediyor.Bu teslimiyetçi ve her şeye olurcu, anlayışın karşısında normalde PKK diye, bir terör örgütünün kalmaması veya en azından sayıca sembolik rakamlara düşmesi gerekirken tam aksine PKK'ya katılımlar zirve yapmış durumda. AKP vekili Galip Beyin dağdaki kardeşleri, canları, ciğerleri gittikçe artıyor. Hatta Galip Bey rakam veriyor ve çözüm sürecinin başlamasından bu yana PKK'nın 2200 kişiyi dağa çıkardığını, ifade ediyor. Yani PKK bitecek yerde, büyüyor. İyi de biten ne o zaman?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025