Irak'taki gelişmeleri sağduyu ile değerlendirme zamanıdır.
Irak nasıl bu hale geldi, bu işin failleri ve ortakları kimler?
Bu suallerin cevabında, sadece Irak'ın değil, aynı zamanda Türkiye'nin "istiklal ve istikbaline musallat olan mandacılardan kurtuluşu"nun reçetesi saklıdır.
Atalarımız derler ya hani, "bana arkadaşını söyle, sana 'kim olduğun'u söyleyeyim."
Irak'ı bu "ata ölçüsü"ne vurduğumuz zaman, kimin ne olduğu ortaya çıkar.
"Bana arkadaşını söyle, sana 'kim olduğun'u söyleyeyim."
Irak'ta bağlamında bunun anlamı şu:
Bana Bush'unu söyle, sana "kim olduğun"u söyleyeyim. Psikiyatristlerin teşhisine göre Başkan Bush, tam bir "paranoyak ve sadist."
Kim söylüyor bunu?
Beyazsaray'ın yetkili sağlık danışmanı Albay Richard J. Tubb.
Başka kim koymuş bu teşhisi?
George Washington Üniversitesi psikiyatristi Dr. Justin Frank.
Dr. Frank, Bush için "megalomanyak, paranoyak, sadist ve tedavi edilmemiş alkolik" teşhisi koyuyor.
Bilimin teşhisi bu.
Washington'un meşhur Capitol Hill Blue'su aynan böyle aktarıyor.
"Başkan Bush, tam bir hasta."
NATO zirvesinde de Bush'un suratından psikiyatristlerin teşhis ettiği "megalomanyak hali" okunuyordu.
Irak'ta yaptıkları zaten bunun göstergesi.
Benim hayretimi celbeden Bush'un ahvali değil? Türkiye'de "akıllı" olarak gezip tozduğu halde, Bush gibi bir megalomanyak ve paranoyakın peşine takılıp gidenlerin ahvali, hayretimi celbediyor.
Türkiye'de "akıllı" olarak gezip tozduğu halde, Bush gibi bir megalomanyak ve paranoyakın peşine takılıp ülkemizi, komşumuz Irak'ta vahşi kapitalim batağına sürükleyenlerin ahvali, hayretimi celbediyor.
Türkiye'de "akıllı" olarak gezip tozduğu halde, Bush gibi bir megalomanyak ve paranoyakın, kendisine G-8 zirvesinde "You are a great man/Büyük adamsın vesselam" hitabıyla koltuk altları kabaranların ahvali, hayretimi celbediyor. Bush'un bu hali, gizli saklı filan da değilmiş? Ama asıl bam teli 8 Temmuz'daki basın toplantısında kopmuş.
Bu toplantıda, kendisine yolsuzluktan suçlu bulunan Enron yöneticileriyle ilişkisine dair bir sual yöneltilen Bush, hiçbir şey söylemeden apar topar kürsüden inerek arka bölmeye geçmiş ve hışımla danışmanlarına dönerek "Bu o?.. çocuklarını benden uzak tutun! Siz beceremeyecekseniz, becerecek birini ben bulurum!" diye avazı çıktığı kadar bağırmış.
Amerikan medyası için iş burada patlak vermiş.
Dünya için ise Irak'ta patlak vermişti.
Bush, Irak'ın işgalini Haçlı seferine benzettiği zaman, onun Türkiye'deki dostları ve stratejik yarenleri "Haçlı seferi" kavramını örtmeye çalışmışlardı.
Halbuki Başkan Bush, 17 Eylül 2001'de "Bu haçlı seferi oldukça zaman alacak" demişti. Sadece kendisi değil, ekibi de aynı ilanatı yapıyordu. Başkan Bush ve Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin seçim kampanyası başkanı Marc Racicot'un Florida'da yeni kampanya çalışanlarına gönderdiği mektupta, Afganistan ve Irak'a gönderme yapılarak "Bush, terörizme karşı küresel bir haçlı seferine liderlik ediyor" diye övülüyordu.
Bu tablo dürüstçe okunduğunda ortaya çıkan gerçek, "Bush'un tam bir paranoyak Haçlı olduğu"dur.
Ben, buna da hayret etmiyorum.
Benim hayret ettiğim tablo, güya "değişmiş Müslüman" ve "akıldâne politikacı" edasıyla ortalıkta gezip tozduğu halde, Bush gibi bir megalomanyak ve paranoyak Haçlı'nın peşine takılıp ülkemizi, Irak'taki vahşi kapitalim batağına batırmakta ısrar edenlerin ahvalidir.
Irak'ta en az bu Bush kadar utanması ve yüzleri kızarması gerekenler, bir paranoyak Haçlının peşine takılanlardır.
Irak'ta, öldürülen masum insanların, gariban şöforlerin hesabının sorulması gerekenler, onları öldürenler kadar, Bush kadar, bir paranoyak Haçlının peşine ısrarla takılanlardır.
Ne demişti atalarımız; "Bana arkadaşını söyle, sana 'kim olduğun'u söyleyeyim."
Biraz da bu perspektiften seyredelim Türkiye'yi, Irak'ı ve dünyayı; bakalım, ak kim, kara kim, kapkara kim?
Irak nasıl bu hale geldi, bu işin failleri ve ortakları kimler?
Bu suallerin cevabında, sadece Irak'ın değil, aynı zamanda Türkiye'nin "istiklal ve istikbaline musallat olan mandacılardan kurtuluşu"nun reçetesi saklıdır.
Atalarımız derler ya hani, "bana arkadaşını söyle, sana 'kim olduğun'u söyleyeyim."
Irak'ı bu "ata ölçüsü"ne vurduğumuz zaman, kimin ne olduğu ortaya çıkar.
"Bana arkadaşını söyle, sana 'kim olduğun'u söyleyeyim."
Irak'ta bağlamında bunun anlamı şu:
Bana Bush'unu söyle, sana "kim olduğun"u söyleyeyim. Psikiyatristlerin teşhisine göre Başkan Bush, tam bir "paranoyak ve sadist."
Kim söylüyor bunu?
Beyazsaray'ın yetkili sağlık danışmanı Albay Richard J. Tubb.
Başka kim koymuş bu teşhisi?
George Washington Üniversitesi psikiyatristi Dr. Justin Frank.
Dr. Frank, Bush için "megalomanyak, paranoyak, sadist ve tedavi edilmemiş alkolik" teşhisi koyuyor.
Bilimin teşhisi bu.
Washington'un meşhur Capitol Hill Blue'su aynan böyle aktarıyor.
"Başkan Bush, tam bir hasta."
NATO zirvesinde de Bush'un suratından psikiyatristlerin teşhis ettiği "megalomanyak hali" okunuyordu.
Irak'ta yaptıkları zaten bunun göstergesi.
Benim hayretimi celbeden Bush'un ahvali değil? Türkiye'de "akıllı" olarak gezip tozduğu halde, Bush gibi bir megalomanyak ve paranoyakın peşine takılıp gidenlerin ahvali, hayretimi celbediyor.
Türkiye'de "akıllı" olarak gezip tozduğu halde, Bush gibi bir megalomanyak ve paranoyakın peşine takılıp ülkemizi, komşumuz Irak'ta vahşi kapitalim batağına sürükleyenlerin ahvali, hayretimi celbediyor.
Türkiye'de "akıllı" olarak gezip tozduğu halde, Bush gibi bir megalomanyak ve paranoyakın, kendisine G-8 zirvesinde "You are a great man/Büyük adamsın vesselam" hitabıyla koltuk altları kabaranların ahvali, hayretimi celbediyor. Bush'un bu hali, gizli saklı filan da değilmiş? Ama asıl bam teli 8 Temmuz'daki basın toplantısında kopmuş.
Bu toplantıda, kendisine yolsuzluktan suçlu bulunan Enron yöneticileriyle ilişkisine dair bir sual yöneltilen Bush, hiçbir şey söylemeden apar topar kürsüden inerek arka bölmeye geçmiş ve hışımla danışmanlarına dönerek "Bu o?.. çocuklarını benden uzak tutun! Siz beceremeyecekseniz, becerecek birini ben bulurum!" diye avazı çıktığı kadar bağırmış.
Amerikan medyası için iş burada patlak vermiş.
Dünya için ise Irak'ta patlak vermişti.
Bush, Irak'ın işgalini Haçlı seferine benzettiği zaman, onun Türkiye'deki dostları ve stratejik yarenleri "Haçlı seferi" kavramını örtmeye çalışmışlardı.
Halbuki Başkan Bush, 17 Eylül 2001'de "Bu haçlı seferi oldukça zaman alacak" demişti. Sadece kendisi değil, ekibi de aynı ilanatı yapıyordu. Başkan Bush ve Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin seçim kampanyası başkanı Marc Racicot'un Florida'da yeni kampanya çalışanlarına gönderdiği mektupta, Afganistan ve Irak'a gönderme yapılarak "Bush, terörizme karşı küresel bir haçlı seferine liderlik ediyor" diye övülüyordu.
Bu tablo dürüstçe okunduğunda ortaya çıkan gerçek, "Bush'un tam bir paranoyak Haçlı olduğu"dur.
Ben, buna da hayret etmiyorum.
Benim hayret ettiğim tablo, güya "değişmiş Müslüman" ve "akıldâne politikacı" edasıyla ortalıkta gezip tozduğu halde, Bush gibi bir megalomanyak ve paranoyak Haçlı'nın peşine takılıp ülkemizi, Irak'taki vahşi kapitalim batağına batırmakta ısrar edenlerin ahvalidir.
Irak'ta en az bu Bush kadar utanması ve yüzleri kızarması gerekenler, bir paranoyak Haçlının peşine takılanlardır.
Irak'ta, öldürülen masum insanların, gariban şöforlerin hesabının sorulması gerekenler, onları öldürenler kadar, Bush kadar, bir paranoyak Haçlının peşine ısrarla takılanlardır.
Ne demişti atalarımız; "Bana arkadaşını söyle, sana 'kim olduğun'u söyleyeyim."
Biraz da bu perspektiften seyredelim Türkiye'yi, Irak'ı ve dünyayı; bakalım, ak kim, kara kim, kapkara kim?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019