FBI Başkanı, CIA Başkanı ve İsrail'in "derin devlet" elemanları ve Genelkurmay Başkanı'nın Ankara'ya doluştukları esnada, "Enişte, Ankara'yı neden su yoluna çevirdi?" başlıklı yazımla gelişmeleri sorgulamış, Türkiye-ABD-İsrail üçgenindeki mekik diplomasisinin perde arkasına dikkat çekmiştim. AKP hükümeti, olan-biteni örtercesine "gündem PKK" demişti. Gündemin PKK olmadığı baştan belliydi. ABD'nin ve İsrail'in neyine ki, PKK gündemi için hep beraber Ankara'ya koşacaklar? PKK'nin başını İmralı da beş yıldızlı imkanlarla ağırlayan AKP hükümeti ile Kuzey Irak'ta PKK'yı hükümet yapan stratejik ortağı ABD, İran dağlarında PKK'nin neyini arayacaklar? Poli-yalanın bu kadarına da pes doğrusu... Ankara'daki "diplomatik yalan"lara ve gerçek gündeme değinmiştim.Gerçek gündem, "İran'ın vurulması" demiştim. Daha doğrusu, Türkiye'nin İran ile kapıştırılarak Türkiye'nin dağıtılmasının ve etnik parselasyonu"nun hızlandırılması... Bunun ilk adımı da, ABD'nin Türkiye üzerinden İran'a taarruzda bulunması, Türkiye'nin bu taarruza imkân tanıması. Nihayet İsrail ve Alman güvenilir haber kaynakları, Türkiye, İsrail ve ABD arasındaki mekik diplomasisinin yukarıda tekrar altını çizdiğim "gerçek gündem"ine dair ipuçları verdiler. Bu arada ABD Genelkurmay Başkanı da yakında Ankara'ya damlayacak.Bütün bunlar olup biterken AKP'nin o zaman zaman gürleyen, olur olmaz yerlerde fırlayan vekilleri nerede? Irak'ın işgalinde güya arada sırada işgal karşıtı yazılarla tabanın gazını almaya çalışan "yandaş yeşil kartel"in takkeli liboş kalemşörleri nerede? AKP'ye niye bir şey sormuyorlar, bu tüten duman neye işarettir diye AKP'ye neden sual etmiyorlar; iş işten geçtikten sonra mı kına vuracaklar?Meclis'in tezkereyi reddettiği süreçte Amerika'n savaş uçaklarına Türk hava sahasından 4500'ü aşkın sorti imkanı verdik diye övünen AKP'nin ve Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün, aynı "elaltı yöntem" ile İran konusunda Türkiye'nin başına ne çoraplar örebileceklerinin hesabını yapan var mı?AKP'nin ABD ile ne pahasına olursa olsun tek taraflı "stratejik ortak"lığının Türkiye'ye maliyetinin ne olduğunu hesap eden var mı? ABD'nin dolar şımarıklığını diplomaside nasıl kullandığını sivil veya asker bilmeyene var mı? Varsa Emekli Org. Kemal Yamak'ın "Gölgede Kalan İzler ve Gölgeleşen Bizler" adlı hatıratına göz atsın... 1974'te Özel Harp Daire Başkanı olan Yamak Paşa ile Amerikalı yetkili arasında yapılan bir pazarlıkta anlaşmazlık çıkar. ABD tarafı, "Para bizim değil mi? Ne istersek onu veririz. Önerdiklerimizin dışında bir şey veremeyiz Para bizim, bizim dediğimizi yapacaksınız" şeklinde ısrar edince; Yamak Paşa, bunu duyar duymaz, "O zaman hem paranız, hem de vereceğiniz malzeme sizde kalsın" dedim, ayağa kalkıp "Toplantı bitmiştir" diyerek görüşmeyi bitirdim, diyor. Özel Harp Dairesi 1 milyon dolardan oluyor. ABD, benzer yöntemi Irak'ı işgalinde kullanmadı mı? Devlet Bakanı Ali Babacan'ın müjdelediği 8 milyon dolarlık Amerikan yardımı, 1 milyon dolara, oralardan da "sıfır dolar"a ve ardından "çuval geçirme"ye dönüşmedi mi? Bütün bunlara rağmen AKP hükümetinin Savunma Bakanı Gönül'ün övünerek ilan ettiği gibi, Amerikan savaş uçaklarına 4500'ü aşkın sorti imkanı verilmedi mi?İşte bu omurgasız politik duruş, ABD-İsrail'in İran'a yönelik taarruzuna ve "kıyamet savaşı"na Türkiye'yi ortak ederek AB hayaliyle zaten hassas sürece sokulan ülkemizin dağıtılması bağlamında çok ciddi bir tehlikedir, açık bir tehdittir. Buna değinen var mı?Ünlü ekonomi dergisi The Economist'in grubuna ait Economist İntelligence Unit'in 2006 içinde Türkiye'de devalüasyon sinyalleri vermesi, bölgemizde yeni oyunlar kurmak isteyen küresel güçlerin havuç-sopa politikasının ilk işareti sayılmalıdır.Bütün bunlar karşısında Türkiye'nin dimdik ayakta durmasının ilk şartı olan "Bağımsız Türkiye"yi şahlandıracak bir "bağımsız politik anlayış"a ihtiyaç vardır. Bağımsız Türkiye derken, dünyadan izole olmuş, el etek çekmiş bir Türkiye değil; bilakis kendi bölgesine ve tüm dünyaya, potansiyel gücünü ve adalet timsali medeniyet ağabeyliğini hissettirecek proje, model ve aktivite sahibi bir Türkiye'yi kast ediyorum. Kuru kuruya laf ile bu işler hiç olmaz. Geçmişin ne oldum delisi AB'ci ve IMF'ci "milliyetçi-muhafazakar denenmişler"inin şimdi yine milliyetçi formata bürünmüş müflis söylemleri, çürük kızıl elma laflarıyla ve altyapısı olmayan kof idealleriyle de hiç olmaz. BTP'nin Milli Ekonomi Modeli bu bakımdan Türkiye için tek şanstır. Bu sebeple, toplumun her kesiminden akl-ı selim sahiplerinin BTP'ye yönelmeleri, "artık BTP", "bu sefer BTP", "bir kerelik de olsa BTP" demeleri Türkiye'nin bahtının açık olduğunun göstergesidir. Aksini hayal etmek bile Türkiye'nin ufkunu karartacak türden...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019