Ben, Ankara'dakilerin ABD'nin "stratejik talepleri"ni yerine getirmedeki aceleci tavırlarına, telâşelerine şaşırmıyorum.
Bazıları çok şaşırıyor; bu nasıl iş anlayamadım, bu kadar da olmaz, deyip duruyorlar.
Olmaz, olmaz demeyin; olur. Hepsi olur.
Hepsi "bir çeşit ortaklığın gereği"dir.
Ama bu ortaklık hangi türden; stratejik mi, politik mi, tinsel mi, dinsel mi, onu da akıl sahipleri kendileri keşfetsin.
ABD, bizim her şeyimizle ilgileniyor.
Apo'yu istiyoruz, teslim ediyor.
Para istiyoruz, harçlık gönderiyor.
"Eve dönüş" yasasını çıkarttık, ancak biz netice almakta zorlandık, icabına bak diyoruz; icabına bakıyor.
Seçim işlerimizle, bizim ilgilenmediğimiz nispette yakından ilgileniyor.
Amerika daha ne yapsın; bir de hamamda sırtımızı mı keselesin?
Bazıları, Amerika'nın bu saydığım ve sayamadığım hizmetlerini şaka zannedebilir. Bunlar devletimizin en üst düzeyince de malum ve vaki olaylardır.
Apo işi ile para işine girmeye, IMF faslını açmaya hacet yok; ma'lumu ilam olur. Son birkaç güncel meseleye göz atalım.
Mesela siz, Yargıtay'ın DEHAP'a ilişkin kararının ne olacağını hiç merak ediyor musunuz? Acaba, seçimler iptal olur mu, diye düşünüyor musunuz; Allah aşkına hiç düşündünüz mü, böyle bir derdiniz oldu mu?
Olmadı.
70 milyona sorun bakalım bu konuyu? Cevap aşağı yukarı aynı çıkmayacak mı; ah evladım, ekonomik kriz beynimizi zonklatıyor ne seçimi-meçimi?
Ama ABD böyle yapmıyor. Onları hiç ilgilendirmez diye düşündüğümüz işerimizin en ince detayına kadar inmeye çalışıyorlar.
Yüksek Seçim Kurulu üyelerine, Yargıtay üyelerine soruverin bakalım, birkaç günden beri kaç tane Amerikan misyon şefini, ABD elçilik uzmanını ağırlamak durumunda kalmışlar?
Acaba seçim-meçim olur mu, diye kaç tane yetkili ağızdan bilgiler, sinyaller almak istemişler?
Hala, toplumumuzun dizaynının güya ülke içinde, başkent Ankara'da yapıldığını düşünen varsa, sadece bu işi irdelesin; "yerli toplum mühendisi" diye geçinenlerin gerçekte "kimlerin fasoncusu" olduğunu görür.
Eve dönüş yasasında ise manzara daha vahim, daha çarpıcı...
Dağdan adam indirmek için güya biz yasa çıkartıyoruz; ardından da bizim aşağı indirmek için hakkında yasa çıkarttığımız adamları sınır ötesinde, Irak'ta ve Kuzey Irak'ta yönetimin tam merkezine oturtan ABD'den yasanın verimli olması için işimizi takip etmesini istiyoruz.
Bunu ben demiyorum, Başbakan Tayyip Erdoğan açıklıyor.
Başbakan Erdoğan, ABD'nin, kamuoyunda "Eve dönüş" olarak bilinen Topluma Kazandırma Yasası ile ilgili olarak PKK-KADEK nezdinde girişimde bulunduğunu açıklıyor. Ankara'dakilerin arz ve talebiyle. Taha Akyol'un "Eğrisi Doğru"sunda ifşa ediyor bunları Başbakanımız. Hatta Erdoğan, bunun belli bir takvim dahilinde yürütüldüğünü, ancak bu konuda daha fazla bilgi veremeyeceğini belirtiyor.
Bütün bunlar oluyor, Amerika bu hizmetleri veriyor, her şeyimizle ilgileniyor? Ondan sonra da diyorsunuz ki, Erdoğan niye, Türk askerini Irak batağına sürüklemede, daha hiçbir şey belli değilken "kendi şahsi görüşüm oraya gitmekten yanadır" diyecek kadar Amerikancı duruş sergiliyor.
Yeter ki, orada Amerika'nın jandarması veya polisi izlenimi vermeyelim diyor Başbakan.
Ankara'dakilerin kaygısı bu? Sadece imaj. İster Iraklıların muhtemel saldırısı ve tepkisi endişesiyle, ister başka bir endişeyle? Fark etmez; ama tek kaygı bu.
Dikkat ediniz; Irak'ta Amerika'nın polisi veya jandarması olmayalım, denmiyor; olalım ama konjonktür gereği ne Irak halkına, ne de Türk milletine bu izlenimi vermeyelim, deniyor.
Yaklaşım bu kadar net.
Ben, buna hayret etmiyorum.
Erdoğan, bölgede ABD'den bağımsız milli bir duruş sergilese, asıl ona hayret ederdim.
Haaa, biz de, ABD'nin seçim sandıklarımızla ve sandıklardan çıkan ve çıkacak olanlarla ilgilendiğinden daha çok ilgilenme duyarlığını gösterdiğimiz vakit, bilin ki milli duruş sergilemek için adım atmaya başlarız.
Aksi halde, dünyada ve bölgemizde Amerika'nın 52. çulsuz eyaleti gibi savrulmaya devam ederiz.
Bazıları çok şaşırıyor; bu nasıl iş anlayamadım, bu kadar da olmaz, deyip duruyorlar.
Olmaz, olmaz demeyin; olur. Hepsi olur.
Hepsi "bir çeşit ortaklığın gereği"dir.
Ama bu ortaklık hangi türden; stratejik mi, politik mi, tinsel mi, dinsel mi, onu da akıl sahipleri kendileri keşfetsin.
ABD, bizim her şeyimizle ilgileniyor.
Apo'yu istiyoruz, teslim ediyor.
Para istiyoruz, harçlık gönderiyor.
"Eve dönüş" yasasını çıkarttık, ancak biz netice almakta zorlandık, icabına bak diyoruz; icabına bakıyor.
Seçim işlerimizle, bizim ilgilenmediğimiz nispette yakından ilgileniyor.
Amerika daha ne yapsın; bir de hamamda sırtımızı mı keselesin?
Bazıları, Amerika'nın bu saydığım ve sayamadığım hizmetlerini şaka zannedebilir. Bunlar devletimizin en üst düzeyince de malum ve vaki olaylardır.
Apo işi ile para işine girmeye, IMF faslını açmaya hacet yok; ma'lumu ilam olur. Son birkaç güncel meseleye göz atalım.
Mesela siz, Yargıtay'ın DEHAP'a ilişkin kararının ne olacağını hiç merak ediyor musunuz? Acaba, seçimler iptal olur mu, diye düşünüyor musunuz; Allah aşkına hiç düşündünüz mü, böyle bir derdiniz oldu mu?
Olmadı.
70 milyona sorun bakalım bu konuyu? Cevap aşağı yukarı aynı çıkmayacak mı; ah evladım, ekonomik kriz beynimizi zonklatıyor ne seçimi-meçimi?
Ama ABD böyle yapmıyor. Onları hiç ilgilendirmez diye düşündüğümüz işerimizin en ince detayına kadar inmeye çalışıyorlar.
Yüksek Seçim Kurulu üyelerine, Yargıtay üyelerine soruverin bakalım, birkaç günden beri kaç tane Amerikan misyon şefini, ABD elçilik uzmanını ağırlamak durumunda kalmışlar?
Acaba seçim-meçim olur mu, diye kaç tane yetkili ağızdan bilgiler, sinyaller almak istemişler?
Hala, toplumumuzun dizaynının güya ülke içinde, başkent Ankara'da yapıldığını düşünen varsa, sadece bu işi irdelesin; "yerli toplum mühendisi" diye geçinenlerin gerçekte "kimlerin fasoncusu" olduğunu görür.
Eve dönüş yasasında ise manzara daha vahim, daha çarpıcı...
Dağdan adam indirmek için güya biz yasa çıkartıyoruz; ardından da bizim aşağı indirmek için hakkında yasa çıkarttığımız adamları sınır ötesinde, Irak'ta ve Kuzey Irak'ta yönetimin tam merkezine oturtan ABD'den yasanın verimli olması için işimizi takip etmesini istiyoruz.
Bunu ben demiyorum, Başbakan Tayyip Erdoğan açıklıyor.
Başbakan Erdoğan, ABD'nin, kamuoyunda "Eve dönüş" olarak bilinen Topluma Kazandırma Yasası ile ilgili olarak PKK-KADEK nezdinde girişimde bulunduğunu açıklıyor. Ankara'dakilerin arz ve talebiyle. Taha Akyol'un "Eğrisi Doğru"sunda ifşa ediyor bunları Başbakanımız. Hatta Erdoğan, bunun belli bir takvim dahilinde yürütüldüğünü, ancak bu konuda daha fazla bilgi veremeyeceğini belirtiyor.
Bütün bunlar oluyor, Amerika bu hizmetleri veriyor, her şeyimizle ilgileniyor? Ondan sonra da diyorsunuz ki, Erdoğan niye, Türk askerini Irak batağına sürüklemede, daha hiçbir şey belli değilken "kendi şahsi görüşüm oraya gitmekten yanadır" diyecek kadar Amerikancı duruş sergiliyor.
Yeter ki, orada Amerika'nın jandarması veya polisi izlenimi vermeyelim diyor Başbakan.
Ankara'dakilerin kaygısı bu? Sadece imaj. İster Iraklıların muhtemel saldırısı ve tepkisi endişesiyle, ister başka bir endişeyle? Fark etmez; ama tek kaygı bu.
Dikkat ediniz; Irak'ta Amerika'nın polisi veya jandarması olmayalım, denmiyor; olalım ama konjonktür gereği ne Irak halkına, ne de Türk milletine bu izlenimi vermeyelim, deniyor.
Yaklaşım bu kadar net.
Ben, buna hayret etmiyorum.
Erdoğan, bölgede ABD'den bağımsız milli bir duruş sergilese, asıl ona hayret ederdim.
Haaa, biz de, ABD'nin seçim sandıklarımızla ve sandıklardan çıkan ve çıkacak olanlarla ilgilendiğinden daha çok ilgilenme duyarlığını gösterdiğimiz vakit, bilin ki milli duruş sergilemek için adım atmaya başlarız.
Aksi halde, dünyada ve bölgemizde Amerika'nın 52. çulsuz eyaleti gibi savrulmaya devam ederiz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019