Halk arasında yaygın bir görüş vardır. Deniyor ki: "Allah bir kulunu severse herkes de onu sever." Bu söz açıklanması gereken bir sözdür. Zira bu söz ve düşünce realiteyle örtüşmüyor. Çünkü Allah bütün enbiyayı, Ehlibeyt imamlarını, evliyayı sevmektedir ama tüm insanlar bunları sevmemekte, sadece kalbinde iman nuru olanlar bunları sevmektedir. Öyleyse şöyle dersek daha doğru olur: "Allah bir kulunu severse kalbinde iman nuru olanlar onu sever."
Zira cazibe kanununa göre cins hemcinsini çeker ve aksini ise iter. Herkesi memnun etmek mümkün olsaydı eğer, bütün peygamberler yaşadıkları toplumları memnun ederlerdi. Ama böyle olmadı. Herkesi memnun etmek mümkün olsaydı eğer; Hz. Nuh, oğlu başta olmak üzere kavmini memnun ederdi. Hz. Lut sapkın kavmini memnun edemedi. Hz. İbrahim, Nemrut ve avenesini memnun edemedi. Hz.Yusuf, kendi öz kardeşlerini memnun edemedi. Hz. Musa, kavminden neler çekti. Firavun ve yönetim kadrosu onu yok etmek için, az mı tuzak kurdular! Hz. Musa'yı, iktidarlarına hep bir tehdit olarak gördüler. Hz. Yahya ve Hz. Zekeriya, memnun edemedikleri halkı tarafından doğrandılar, öldürüldüler. Hz. İsa, Yahudi kavmi tarafından öldürülmekten ve çarmıha gerilmekten kıl payı kurtuldu. Bütün bu Peygamberler ve nurani isimlerini burada zikretmediğimiz tüm peygamberler halklarının çoğunluğu tarafından hep dışlanmışlar, sevilmemişler, zulme maruz kalmışlardır.
Kendi tarihimizde ilahi şahsiyetlere de baktığımızda durum bundan farklı değildir. Hz. Muhammed (s.a.a) memnun edemediği kavmi tarafından öldürülmek istendi. Hz. Peygamber, zulme, tahakküme, haksızlığa, ahlâksızlığa karşı çıktı diye istenmedi. Sonunda kendi yurdundan sürülerek Medine'ye göç etmek zorunda bırakıldı. Hz. Peygamber (s.a.a) efendimizden sonra meveddet ve muhabbetleri Allah tarafından farz olan İslam'ın can damarları olan Ehlibeyt imamlarını birer birer şehit ettiler, sevenlerini derbeder edip zindanlara attılar, kılıçtan geçirdiler… İnsanlığın rehberleri için bu böyleyken, bu nurların yolundan gidenler için de benzer akibetler kaçınılmazdır. Dolayısıyla herkesi memnun etmek imkânsızdır. Böyle bir amaç da güdülmez. Amaç; hakkı ve hakikati seslendirmek, hakka taraf olmak, hakka hizmet etmek, haklının, iyinin, doğrunun, güzelin yanında yer alıp batılın, yanlışın, kötünün, çirkinin karşısında durabilmektir. İnsan bu düşünce ve felsefe ile program yaptığında, konuştuğunda, bir şeyler kaleme aldığında yapılanlara şaşı bakıldığını duyduğu veya gördüğünde kendisi adına asla üzülmez, şaşı olanlar ve şaşı bakanlar adına üzülür. Onların Allah için, Allah yolunda, ümmetin birlik dirliği, insanların hidayet mihveri olan Ehl-i Beyt'e yönelmeleri hususunda yapılan programlara şaşı bakarak günaha düşmelerine üzülür.
Zira böyleleri amaç ve hedeflerinin hakkı memnun ve razı etmek olduğunun bilinci ile hareket ederler. Böyleleri vazife ve sorumluluk ehli olup neticenin ilahi irade dâhilinde olduğunun bilinci ile hareket ederler. Rabbim şaşı bakanlardan karar kılmasın ve şaşı bakanların şerrinden samimi Müslümanları muhafaza buyursun.
Selam ve dua ile…
Zira cazibe kanununa göre cins hemcinsini çeker ve aksini ise iter. Herkesi memnun etmek mümkün olsaydı eğer, bütün peygamberler yaşadıkları toplumları memnun ederlerdi. Ama böyle olmadı. Herkesi memnun etmek mümkün olsaydı eğer; Hz. Nuh, oğlu başta olmak üzere kavmini memnun ederdi. Hz. Lut sapkın kavmini memnun edemedi. Hz. İbrahim, Nemrut ve avenesini memnun edemedi. Hz.Yusuf, kendi öz kardeşlerini memnun edemedi. Hz. Musa, kavminden neler çekti. Firavun ve yönetim kadrosu onu yok etmek için, az mı tuzak kurdular! Hz. Musa'yı, iktidarlarına hep bir tehdit olarak gördüler. Hz. Yahya ve Hz. Zekeriya, memnun edemedikleri halkı tarafından doğrandılar, öldürüldüler. Hz. İsa, Yahudi kavmi tarafından öldürülmekten ve çarmıha gerilmekten kıl payı kurtuldu. Bütün bu Peygamberler ve nurani isimlerini burada zikretmediğimiz tüm peygamberler halklarının çoğunluğu tarafından hep dışlanmışlar, sevilmemişler, zulme maruz kalmışlardır.
Kendi tarihimizde ilahi şahsiyetlere de baktığımızda durum bundan farklı değildir. Hz. Muhammed (s.a.a) memnun edemediği kavmi tarafından öldürülmek istendi. Hz. Peygamber, zulme, tahakküme, haksızlığa, ahlâksızlığa karşı çıktı diye istenmedi. Sonunda kendi yurdundan sürülerek Medine'ye göç etmek zorunda bırakıldı. Hz. Peygamber (s.a.a) efendimizden sonra meveddet ve muhabbetleri Allah tarafından farz olan İslam'ın can damarları olan Ehlibeyt imamlarını birer birer şehit ettiler, sevenlerini derbeder edip zindanlara attılar, kılıçtan geçirdiler… İnsanlığın rehberleri için bu böyleyken, bu nurların yolundan gidenler için de benzer akibetler kaçınılmazdır. Dolayısıyla herkesi memnun etmek imkânsızdır. Böyle bir amaç da güdülmez. Amaç; hakkı ve hakikati seslendirmek, hakka taraf olmak, hakka hizmet etmek, haklının, iyinin, doğrunun, güzelin yanında yer alıp batılın, yanlışın, kötünün, çirkinin karşısında durabilmektir. İnsan bu düşünce ve felsefe ile program yaptığında, konuştuğunda, bir şeyler kaleme aldığında yapılanlara şaşı bakıldığını duyduğu veya gördüğünde kendisi adına asla üzülmez, şaşı olanlar ve şaşı bakanlar adına üzülür. Onların Allah için, Allah yolunda, ümmetin birlik dirliği, insanların hidayet mihveri olan Ehl-i Beyt'e yönelmeleri hususunda yapılan programlara şaşı bakarak günaha düşmelerine üzülür.
Zira böyleleri amaç ve hedeflerinin hakkı memnun ve razı etmek olduğunun bilinci ile hareket ederler. Böyleleri vazife ve sorumluluk ehli olup neticenin ilahi irade dâhilinde olduğunun bilinci ile hareket ederler. Rabbim şaşı bakanlardan karar kılmasın ve şaşı bakanların şerrinden samimi Müslümanları muhafaza buyursun.
Selam ve dua ile…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mehdi Aksu / diğer yazıları
- Eleştiri nedir ve nasıl olmalıdır? / 03.12.2012
- Maruf’a davet terk edilince değerler yozlaşır / 02.12.2012
- Hayırlı ümmetin önemli özelliği / 28.11.2012
- Marufa davet etmenin yöntemleri / 27.11.2012
- Marufa emretme ve münkerden nehyetme / 25.11.2012
- Bu mudur Ehl-i Beyt sevgisi / 22.11.2012
- İmam Hüseyin ve sünnet kavramı / 21.11.2012
- Muharrem aylarında genelde konuşulmayanlar / 20.11.2012
- İmam Hüseyin’i anlayabildik mi? / 19.11.2012
- Sönmeyen ebedi aşkın Hüseyin / 17.11.2012
- Maruf’a davet terk edilince değerler yozlaşır / 02.12.2012
- Hayırlı ümmetin önemli özelliği / 28.11.2012
- Marufa davet etmenin yöntemleri / 27.11.2012
- Marufa emretme ve münkerden nehyetme / 25.11.2012
- Bu mudur Ehl-i Beyt sevgisi / 22.11.2012
- İmam Hüseyin ve sünnet kavramı / 21.11.2012
- Muharrem aylarında genelde konuşulmayanlar / 20.11.2012
- İmam Hüseyin’i anlayabildik mi? / 19.11.2012
- Sönmeyen ebedi aşkın Hüseyin / 17.11.2012