28 Şubat 1998 askeri muhtırası ile Refah-Yol hükümetinin istifa etmesi sonrasındaki seçimlerde orta soldan Bülent Ecevit liderliğinde Demokratik Sol Parti, orta sahadan Mesut Yılmaz liderliğinde Anavatan Partisi ve ileri sağda (ne kadar ileri olduğu bilinmez) Devlet Bahçeli liderliğinde Milliyetçi Hareket Partisi % 20'lerde birbirine yakın oranlarda oy alarak seçimlerde galip çıktılar.Ancak çıkan sonuçta hiçbir parti tek başına hatta çift başına bile ülkeyi idare edemez durumda bir milletvekili dağılımı vardı.Özellikle bu dönemde halkın, bölücü terör belasından ve ekonomik sıkıntılardan bıkması sonucu bu merkez sağ, merkez sol ve milliyetçi sağ birleşsin sanki bir milli birlik hükümeti gibi görev yapsın, ülkeyi bu kaostan kurtarsın beklentisi vardı.Gerçekten de o sırada devletin her kademesinde defalarca görev yapmış, onun deyimi ile 6 defa gitmiş, 7 defa gelmiş bir siyasi olarak Süleyman Demirel görev başındaydı.Vatandaşın umudu bu üç partinin el ele verip ülkeyi ekonomik, siyasi ve toplumsal olarak bir huzura kavuşturmasıydı.Çünkü 1999'da terörist başı Kenya'da yakalanmış, İmralı'ya konmuş, bölücü terör örgütü çok ağır darbe almıştı.Ancak bu dönemde Ağustos ayında meydana gelen Marmara depremi ülkeyi bir anda ekonomik ve sosyal karanlığa gömdü.Ülke ekonomisi büyük bir şok geçirdi.Ülkenin sanayi ve ticaret merkezi konumundaki Marmara bölgesinin çökmesi sonucu ülke milyarlarca dolar zarar etti.Vatandaşa deprem vergisi dahil çeşitli ek vergiler yüklenerek ekonomik kriz tüm ülkeye yayıldı. Yine bu dönemde 2001 yılında bankalar ve bankerlerin, halkı soyup bir bir batması sonucu büyük bir ekonomik kriz ortaya çıktı.Bu dönemde koalisyon ortaklarının ülkenin çıkarları için değil kendi çıkarları için yaptıkları uygulamalar vatandaşı çileden çıkardı.Bu dönemden sonra cumhurbaşkanı seçilen Ahmet Necdet Sezer ile hükümet arasındaki uyumsuzluk ve anayasa kitapçığının toplantıda fırlatılması bardağı taşıran son damla oldu.Ülke büyük bir ekonomik krize girdi. Bu dönemde Başbakan Bülent Ecevit'in hem hareket sistemi hem de zihinsel yönden hastalanması ve ülke idaresindeki zorlukları iyice su yüzüne çıktı.Koalisyon üyelerinin birbirlerini suçlaması ile ortaklık bozuldu, 2002'de genel seçimlere gidilmesi kararı alındı.1999-2002 yılları arasında 3 yıllık 3'lü koalisyon halkımız arasında büyük bir hayal kırıklığı yarattı.Bu 3 partinin lideri de vatandaşın gözünde sıfırlandı.Yeni bir parti ve yeni bir lider gelsin, ülkeyi kurtarsın düşüncesi ağır bastı.Bu sırada 28 Şubat 1998'de iktidardan indirilen Refah Partisi ve ardından kurulan Fazilet Partisi siyasilerine büyük bir fırsat tekrar çıktı.Ancak Refah ve Fazilet Partili genç siyasetçiler hocaları Necmettin Erbakan'ın din-iman-İslam, manevi kalkınma söylemi ile halkın hepsinden oy almaları için yeterli değildi.Ayrıca bu söylem ve eylemlerle iktidara gelseler de onları Türk Silahlı Kuvvetleri tekrar iktidardan indirebilirdi.Bu söylem ve eylemlerde onlara göre Büyük Şeytan Amerika, Orta Şeytan Avrupa Haçlı Birliği ve Küçük Şeytan İsrail bunları iktidarda tutmazlardı.Onlara göre bunu ekonomik olarak ambargo ve ticari engellerle, medya ile halkı kamuoyu yolu ile aleyhlerine kışkırtma ve ordu ile kendilerine muhtıra ve darbe yolu ile iktidardan indirebilirlerdi.O zaman yeni bir söylem ve eylem ile yola çıkmalı ve yeni bir liderle halkın gönlünü kazanmalıydı.(Devam edecek?)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Hidayet Sarı / diğer yazıları
- Türkiye’de hekime şiddetin nedenleri / 25.05.2021
- Türk toplumunda psikososyal sorunların nedenleri / 24.05.2021
- Tek kişilik akıl mı ortak akıl mı? / 22.05.2021
- Şımartılmış Hasta Sendromu ve sağlık çalışanlarına şiddet / 21.05.2021
- Covid-19 salgını ile artan sorun: Kadına şiddet, aile içi şiddet / 27.03.2021
- 8 Mart Kadınlar Günü’nde kadına şiddet! / 10.03.2021
- Sağlıkta dönüşümün bedeli - sağlık israfı - sağlık iflası / 07.03.2021
- Türk milleti neden mutsuz! / 05.03.2021
- 'İnandığın yolda yürü' / 02.03.2021
- Sağlık alanında kötü gidişat ve defansif tıp / 22.02.2021
- Türk toplumunda psikososyal sorunların nedenleri / 24.05.2021
- Tek kişilik akıl mı ortak akıl mı? / 22.05.2021
- Şımartılmış Hasta Sendromu ve sağlık çalışanlarına şiddet / 21.05.2021
- Covid-19 salgını ile artan sorun: Kadına şiddet, aile içi şiddet / 27.03.2021
- 8 Mart Kadınlar Günü’nde kadına şiddet! / 10.03.2021
- Sağlıkta dönüşümün bedeli - sağlık israfı - sağlık iflası / 07.03.2021
- Türk milleti neden mutsuz! / 05.03.2021
- 'İnandığın yolda yürü' / 02.03.2021
- Sağlık alanında kötü gidişat ve defansif tıp / 22.02.2021