Mutlu bir azınlığın, çoğunluğun sırtından geçinmesi, çoğunluğu sömürmesi olarak ifade edebileceğimiz Kapitalizm, her sahada patlak vermeye devam ediyor. Bu sefer de eğitim için aldıkları borçların ve de faizlerin altında ezilen ABD’li öğrenciler sokaklara döküldü.
Öğrencilerin, eğitim giderlerini karşılamak için kredi kuruluşlarından almak zorunda kaldıkları para ABD genelinde 1 trilyon dolara ulaştı.
En temel eğitim hakkını bile kuruluşlardan kredi alarak sağlamaya çalışan ABD gençliği ve de aileleri, borçları ve de sürekli katlanarak artan faizlerini ödeyemez noktaya gelince faiz oranlarının düşürülmesi ve de borçların affedilmesi için protesto eylemleri yaptı.
İşte Kapitalizmin en güçlü kalesi olarak ifade edilen ABD’nin kendi nesillerine olan tavrı bu… Geleceklerini emanet edecekleri kendi gençlerini dahi müşteri olarak gören bir zihniyet…
Bizim siyasilerimiz böyle bir zihniyete sahip olan ABD ile nasıl bir dostluk kurabilir, ya da böyle bir dostluğun bize ne faydası olabilir merak konusu…
Şimdi basına da yansıyan ABD’li gençlerin açıklamalarından bir bölümünü anlatarak olayı bizzat yaşayanların perspektifinden değerlendirmeye çalışacağız.
Protesto eylemine katılan öğrencilerden biri olan Nicole Craine, mezun olduğunda 110 bin dolar kredi borcu olacağını bunun yüzde 10 faizi olduğunu ve 25 yıl sonra bu borcun iki katından fazla olacağını ifade ediyor. Craine’nin şu ifadeleri ise oldukça önemli: “Ben üniversiteye başladığım yıl, ekonomik krize girilen yıldı. Sonra bankalar kurtarıldı, ama federal hükümet öğrencilere verdiği düşük faizli kredileri kesti, faiz oranları fırladı.”
Bir ABD’li gencin ifadesiyle Kapitalizmin sonucu… Sermaye sahipleri, krizde mutsuzlaşan azınlık, yeniden mutlu olsun diye milyonlarca gencin sırtına faiz yükü bindiriliyor.
Peki, okumak için kredi alan gençleri, Craine’nin ifade ettiği miktardaki bu astronomik borçları geri ödeme şansları var mı?
Bunun cevabını da yine ABD’li bir genç olan Kyle Wiswall’ın ifadeleriyle verelim:
“Günün ekonomik koşulları altında insanlar düşük maaşlarla çalışmak zorunda. Öğrenci kredi borcunu 8 yıl önce almıştım ama şimdiki borcum aldığım zamankinden çok daha fazla. Bunun yiyeceği var, ev kirası var, herkes bu sorunu yaşıyor. Bu borçlar da gün gelecek ekonomiyi, mortgage kredileri gibi yerle bir edecek.”
Yani kredi borcunu ileride ödemek için alıyorsun, okumak için de buna mecbursun, Kapitalist ABD’de bu bir zorunluluk. Fakat çalışma hayatına geçtiğinde elde ettiğin gelir sadece günü kurtarmana yettiği için geçmiş borçları ödeme şansın hiç yok. İşte manzara bu…
Öğrencilerden daha şiddetli ifadeler kullananlar da var. Bunlardan birisi de Monica Johnson… Monica, kredi sistemini bir “suç sistemi” olarak tanımlıyor: “Herkesin, benim burada olma nedenimiz, öğrenci kredi sisteminin aslında bir suç sistemi olduğunu göstermek. Öyle bir sistem ki, kredi alan öğrenci olarak sizin bu sistemden çıkma ya da kurtulma hakkınız sıfır, kredi verenin, geri alma hakkı yüzde yüz garanti altında. Bu da şu demek, aylık ödememi yapamayacak duruma düşsem bile hükümet sosyal güvenlik ödeneğimden ya da asgari ücretimden bu parayı kesecek. Ölürsem de, kredi kuruluşları, bana kefil olan ailemden bu parayı zorla alacak”
İşte Kapitalist sistemin acımasızlığı… Bütün bu gerçekler karşısında protesto eylemine katılan ABD’li öğrenciler, Amerikan rüyasının sona erdiğini ancak bunun kurbanlarının eğitim ve öğrenciler olmaması gerektiğini belirttiler.
ABD’li öğrencilerin pankartlarında ise “Eğitim en doğal hak”, “Ücretsiz eğitim”, “Mastır ve doktoram var, yüz binlerce dolar da borcum var”, “Eğitimin alınıp satılması utanç verici” ifadeleri dikkat çekiciydi. Esasen ABD’li gençler de bu ifadelerle, dün detaylarını aktardığımız Prof. Dr Haydar Baş’ın Sosyal Devlet Milli Devlet modelindeki eğitim sistemini arıyorlardı.
Öğrencilerin, eğitim giderlerini karşılamak için kredi kuruluşlarından almak zorunda kaldıkları para ABD genelinde 1 trilyon dolara ulaştı.
En temel eğitim hakkını bile kuruluşlardan kredi alarak sağlamaya çalışan ABD gençliği ve de aileleri, borçları ve de sürekli katlanarak artan faizlerini ödeyemez noktaya gelince faiz oranlarının düşürülmesi ve de borçların affedilmesi için protesto eylemleri yaptı.
İşte Kapitalizmin en güçlü kalesi olarak ifade edilen ABD’nin kendi nesillerine olan tavrı bu… Geleceklerini emanet edecekleri kendi gençlerini dahi müşteri olarak gören bir zihniyet…
Bizim siyasilerimiz böyle bir zihniyete sahip olan ABD ile nasıl bir dostluk kurabilir, ya da böyle bir dostluğun bize ne faydası olabilir merak konusu…
Şimdi basına da yansıyan ABD’li gençlerin açıklamalarından bir bölümünü anlatarak olayı bizzat yaşayanların perspektifinden değerlendirmeye çalışacağız.
Protesto eylemine katılan öğrencilerden biri olan Nicole Craine, mezun olduğunda 110 bin dolar kredi borcu olacağını bunun yüzde 10 faizi olduğunu ve 25 yıl sonra bu borcun iki katından fazla olacağını ifade ediyor. Craine’nin şu ifadeleri ise oldukça önemli: “Ben üniversiteye başladığım yıl, ekonomik krize girilen yıldı. Sonra bankalar kurtarıldı, ama federal hükümet öğrencilere verdiği düşük faizli kredileri kesti, faiz oranları fırladı.”
Bir ABD’li gencin ifadesiyle Kapitalizmin sonucu… Sermaye sahipleri, krizde mutsuzlaşan azınlık, yeniden mutlu olsun diye milyonlarca gencin sırtına faiz yükü bindiriliyor.
Peki, okumak için kredi alan gençleri, Craine’nin ifade ettiği miktardaki bu astronomik borçları geri ödeme şansları var mı?
Bunun cevabını da yine ABD’li bir genç olan Kyle Wiswall’ın ifadeleriyle verelim:
“Günün ekonomik koşulları altında insanlar düşük maaşlarla çalışmak zorunda. Öğrenci kredi borcunu 8 yıl önce almıştım ama şimdiki borcum aldığım zamankinden çok daha fazla. Bunun yiyeceği var, ev kirası var, herkes bu sorunu yaşıyor. Bu borçlar da gün gelecek ekonomiyi, mortgage kredileri gibi yerle bir edecek.”
Yani kredi borcunu ileride ödemek için alıyorsun, okumak için de buna mecbursun, Kapitalist ABD’de bu bir zorunluluk. Fakat çalışma hayatına geçtiğinde elde ettiğin gelir sadece günü kurtarmana yettiği için geçmiş borçları ödeme şansın hiç yok. İşte manzara bu…
Öğrencilerden daha şiddetli ifadeler kullananlar da var. Bunlardan birisi de Monica Johnson… Monica, kredi sistemini bir “suç sistemi” olarak tanımlıyor: “Herkesin, benim burada olma nedenimiz, öğrenci kredi sisteminin aslında bir suç sistemi olduğunu göstermek. Öyle bir sistem ki, kredi alan öğrenci olarak sizin bu sistemden çıkma ya da kurtulma hakkınız sıfır, kredi verenin, geri alma hakkı yüzde yüz garanti altında. Bu da şu demek, aylık ödememi yapamayacak duruma düşsem bile hükümet sosyal güvenlik ödeneğimden ya da asgari ücretimden bu parayı kesecek. Ölürsem de, kredi kuruluşları, bana kefil olan ailemden bu parayı zorla alacak”
İşte Kapitalist sistemin acımasızlığı… Bütün bu gerçekler karşısında protesto eylemine katılan ABD’li öğrenciler, Amerikan rüyasının sona erdiğini ancak bunun kurbanlarının eğitim ve öğrenciler olmaması gerektiğini belirttiler.
ABD’li öğrencilerin pankartlarında ise “Eğitim en doğal hak”, “Ücretsiz eğitim”, “Mastır ve doktoram var, yüz binlerce dolar da borcum var”, “Eğitimin alınıp satılması utanç verici” ifadeleri dikkat çekiciydi. Esasen ABD’li gençler de bu ifadelerle, dün detaylarını aktardığımız Prof. Dr Haydar Baş’ın Sosyal Devlet Milli Devlet modelindeki eğitim sistemini arıyorlardı.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Kıbrıs sürecinde düşmanlık ve müzakere aynı anda! / 04.04.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025
- Orta Doğu’da Trump’ın planı işliyor / 03.04.2025
- Tepki, demokrasinin zarar görmesinedir / 28.03.2025
- Din Allah’ın Kur’an’da anlattığı, Ehl-i Beyt’in yaşadığıdır / 27.03.2025
- Hakaret ve küfür, siyasetin dili olamaz / 26.03.2025
- İmamoğlu’nun tutuklanması ve demokrasi sınavı / 25.03.2025
- ‘Onlar Kur'an'ın müşahhas halidir’ / 22.03.2025
- Direnç kalktıkça, İsrail pervasızlaştı / 21.03.2025
- İsrail Gazze’de ateşkese kapıları kapattı / 20.03.2025
- Yargı, muhalefeti cezalandırma aracı mı? / 18.03.2025