Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nda 57, 64 ve 72. alaylara ait olduğu tahmin edilen 2 bin 500 kişilik şehitlik ortaya çıkmış. Şevki Paşa Haritası üzerinde uzun yıllardır çalışmalar yürüten tarih araştırmacısı Gürsel Akıngüç, yaptığı açıklamada, Gelibolu Yarımadası'ndaki tarih araştırmacılarıyla birlikte, harita üzerinde tanımlanan noktaları bir süredir gezerek keşfetmeye çalıştıklarını söylemiş. Akıngüç, yaptıkları araştırmada, 43 paftalık Şevki Paşa Haritası'nın 15 numaralı paftasında belirledikleri Düztepe, 180 Rakımlıtepe ve Kılıçbayırı altındaki Çataldere kolunun oluşturduğu vadinin arasındaki meyilli arazide, geçen yıl yapılan Çataldere Şehitliği'nden sonraki en büyük ikinci şehitliği bulduklarını belirtmiş. Eğer doğruysa bu; 57'inci Alay'ın 19 Mayıs 1915 taarruzundan bu yana orada "yan gelip yattığının" resmidir. Bu haberin görsel ve yazılı basında, televizyonların akşam haberlerinde bilmem hangi hanım kızımızın gündelik aşkları kadar yer bulamamış olması ise etnik bakiyenin mütegallibe kesiminin topluma zorla şırınga ettiği vurdumduymazlığın inkâr edilemez belirtisidir. Hem yan gelip yatıyorlarsa neden haber olsunlar ki? Elif Şhaffak tek celsede beraat etmiş.. Çünküm, "roman kahramanları suç işleyemez"lermiş.. Peki Mustafa kemal bir roman kahramanı mı? Elcevap; "öyledir".. Ama "Tarihsel roman kahramanı".. O zaman, "adresi bulunamadığı için" tebligat yapılamayan, yapılamadığı için de ilk duruşmaya gelemeyen İpek Çalışlar'ın "Lâtife Hanım" romanının "kahramanı" Mustafa Kemal çarşaf da, şalvar da giyer, peçe de takar muhterem okuyucu ve dolayısı ile Atatürk'e hakaret diye bir suç işlenmesi mümkün olmaz.. Öyle anlaşılıyor ki bundan böyle etnik bakiyenin yazar kesiminden Türklüğü "alenen aşağılayan" tonla roman yayınlanacaktır, dışarıda tonla ödül alacaklardır. Bu özenti sonucu da bahse konu güruhun bir baltaya sap olamamış cümle işsiz güçsüz takımı tez zamanda, "roman kahramanları" aracılı ile başımıza büyük romancı olup çıkacaktır. Ve hâl böyleyse pek tabii, "Polis Akademisi"nin Öğretim Üyeleri; "Soros Vakfı'ndan Türkiye'de en fazla katkı alan kuruluş olarak tanınan TESEV'in bir süre önce yayınladığı -Almanak: Türkiye-Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözetim- adlı raporda -TSK'nin ülkeyi yöneten AKP'yi laikliğe karşı dolaylı tehdit olarak algıladığı" görüşüne yer verebilir; "almanakta yargı, jandarma ve jandarma istihbaratına yönelik sert eleştiriler yer alabilir" olacaktır. (Cumhuriyet..4 Ekim 2006. Sayfa 8) Peki be muhteremler, "Almanak"ta adı geçen "TSK-yargı, jandarma ve jandarma istihbaratı" acaba; TCK Madde 301'de bahsedilen "devletin yargı organları, askeri ve emniyet teşkilatı"ndan sayılmıyor mu? Onun için mi kimse TESEV hakkında herhangi bir işleme gerek görmüyor? Gerek görmüyor, ama Büyükanıt suçlamalara cevap verme ihtiyacı hissedince "Aaa...Hiç olur mu? Hiç komutan böyle konuşur mu?" deniliyor koro halinde.. Emniyet Genel Müdürlüğü bile Büyükanıt konuşunca almanağa yazan öğretim üyeleri hakkında soruşturma açıyor.. Kretschmer'e de kimse bir şey demiyor, demeyince Büyükanıt konuşuyor... Bence keşke Genelkurmay'ın Basın-Halkla İlişkiler'indeki yazıcı bir onbaşı cevap verseydi AB'nin müstemleke valisine.. Öte yandan müstemleke müfettişi Rehn Meclis'e; başkanlık divanının arkasındaki duvarda egemenliğin halâ kayıtsız şartsız milletin olduğu yazılan TBMM'ye sokuluyor, milletvekilleri ile randevusuna geç geliyor, söyleyeceklerini söyleyip soru moru almadan da saygısızca kalkıyor. At pazarlığı yapıyor.. Akepe'nin 2002-2206 dönemi; ABD'den sonra AB ile de at pazarlığı yapılan dönemdir. Ve her ikisinde de sahne ışıklarının altında "tesadüfen" nedense Yaşar Yakış mevcuttur... Rehn ne diyor; "301. maddeyle ilgili kısırdöngüyü kırmalısınız. Bu madde ya değişmeli ya da kaldırılmalı. Hrant Dink davasını çok önemsiyoruz. Davaların sonucu olumlu olsa da davalar hiç açılmamalı"... Erdoğan, Shaffak'ın beraatiyle ilgili olarak "memnuniyetini" ifade etmemiş miydi? Merkel hem de Ankara'da "Limanları Rumlara açın" diyor. 301 ille de kalksın diyen Rehn ve Kretschmer'in; Ve liman dayatması yapan Merkel'in gençliklerinde mutlaka faşist olduklarını düşünüyorum.. Babalarını hiç karıştırmıyorum. Türkiye'ye yapılan 301 dayatmasının da bir tür Avrupa Faşizmi olduğunu düşünüyorum. Başbakan Amerika'ya gidiyor... Cebinde Lübnan teskeresi var, Kıbrıs için çıkarılan kararname var, Papa'nın-Patrik'in çıkışı var.. "Bağdat'a asker gönderilebilir mi? var, "Afganistan'a daha fazla katkı" var, İran var.. Koordinatör var, ateşkes var.. Dikkat buyurun silahlarıyla beraber teslim değil, silah bırakma ve "TSK durduk yerde operasyon yapmaz ki canım" var. Kıbrıs'taki Finlandiya yahut her ne haltsa bütün planlara müheyya Müftü Hükümeti var.. Amerika'ya teslim edilen İstinye, Arap Kralına teslim edilen Sevda Tepesi, İngilizlere teslim edilen Riva var.. Boğaz gitti gider... 57'inci Alay 1915'den beri iyi ki "yatıyor" da bunları görmüyor. Peki bütün bunların karşılığında aldığı ne var? Ankara Büyükelçisi Wilson'un ağzından Sezer ve Büyükanıt'a karşı verilen inanılmaz skandal boyutlarındaki "İrtica yok ki, bunlar kakafoni" desteği var.. Pkk yok... "Kıbrıs'ı da konuştuk" derken Bush'un sesli kahkahası var.. Wilson konuşur da Behruz Galali susar mı? Behruz Galali kim mi? Talabani'nin partisinin Ankara Temsilcisi... Sen ey millet, bizim partilerin dışarıda yahut başka partilerin bizde "temsilci" bulundurduğunu duydun mu, gördün mü? Erdoğan Amerika'dayken bu "parti temsilcisi" bakın ne dedi? Talabani'nin PKK ile görüşmesini Türk yetkililerin istediğini söyledi ve "Bizden bunu yapmamızı isteyenler şimdi ağızlarını açmıyorlar. Böyle devam ederse çıkıp herkesi isim isim açıklayacağım. Biz bu işi kendi başımıza yapmadık".. Çıt yok... Daha başka kimlerle, nerelerde, neler konuşuldu Allah Aşkına? Başka hangi ülkede bir büyükelçi itimat mektubu sunduğu Cumhurbaşkanı ve o ülkenin Genelkurmay Başkanının düşünceleri aleyhine fikir beyan ederek iç politikaya gırtlağına kadar bulaşır da yerinde kalır? Başka hangi ülkenin "parti temsilcisi" yetkilileri böyle tehdit eder de kapı dışarı edilmez ve daha kötüsü çıt çıkmaz.. 57'inci Alay 1915'den beri iyi ki "yatıyor" da bu rezillikleri görmüyor. Kuzey Irak'ta içinde bulunulan süreç Sevr'in hayata geçirilerek Lozan'ın dibine uzaktan komutalı tahrip kalıbı yerleştirilmesidir. Kuzey Irak'taki Kürtlerin bölgesel anayasasında Kürtlere Sevr ile verilen self determinasyon hakkının Lozan ile iptal edildiği yazılıyor.. Bay Gül diyor ki; "Kuzey Irak'ın mazotunu-elektriğini keseriz ha!".. Yok yahu? Neden şimdiye kadar kesemediniz? Amerika kaçakları önlemek için, Meksika sınırına 1.2 milyar dolara 1200 kilometre duvar örecekmiş. Suudi Arabistan da Irak sınırına 500 milyon dolara duvar çekecekmiş.. Berlin duvarını neden yıkmıştınız efendiler? Berlin duvarını yıkıp da Kudüs'e nasıl duvar çekersiniz? Meksika sınırına, Irak'ın güney sınırına nasıl çekersiniz "duvar"? Peki.. Madem Türkiye'nin güneyinden arazi şartları nedeniyle sızmalar engellenemiyor.. Türkiye'de duvar çekmeye kalksa.. Neler olur biliyor musunuz? Tahmin edebiliyor musunuz? Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) geçen gün, İngiliz parlamenter Lord Russel-Johnston tarafından hazırlanan, 'Kürtlerin Kültürel Durumu' konulu rapor ve buna bağlı karar tasarısını genel kurulda tartışarak kabul etti. Oylamada 61 'evet', 1 'hayır' oyu çıktı.Türkiye, Irak, İran ve Suriye'ye de yaşayan Kürtlerin kültürel durumunun ele alındığı raporda, 'Kürtler dünyanın devletsiz en büyük uluslarından biridir' ifadesi kullanıldı. Kabul edilen bir değişiklik önergesiyle, 'siyasi istikrarın, Kürtlerin kültürel durumunun gelişmesiyle doğrudan ilişkili olduğu' vurgulandı ve 'barış ve istikrarın olduğu yerde otomatik olarak etnik grupların kültürel durumunun da geliştiği' ifade edildi. Kilit kelimeye dikkat ettiniz mi; "barış".. Bush Beyaz Saray'da Erdoğan için ne demişti? "Barış adamı".. Kürtlerle barış, Ermenilerle barış, Yunanlılarla, Almanlarla, yedi düvelle barış.. Yurtta barış, dünyada barış.. 19 Mayıs haftalarında son dört yıldır valilerin başkanlığında yapılan şehir içi yürüyüşlerde bu slogan ne hâl aldı biliyor musunuz? Yurtta barış, dünyada birlik.. Yâni küresel birlik.. Sınırlar, milletler, milli devletler olmayacak.. Ama.. Amerika "Birleşik" Devletleri......Avrupa "Birleşik" Devletleri olacak... Hırant Dink'in Kürtlere verdiği taktiğe ne dersiniz? Bugün yaşanan sözde Kürt sorununun tarihte yaşanan Ermeni sorununa çok benzediğine dikkat çeken Hırant Dink, "Hatta o kadar benziyor ki neredeyse tekrarı gibi. Ben o açıdan Kürt halkını Kürt kardeşlerimi de uyarıyorum. Aman dikkat edin. Geçmişte bizim düştüğümüz hatalara düşmeyin. Bizim yaptığımız yanlışları yapmayın. Nasıl birlikte yaşayabiliriz üzerine siyaset geliştirin nasıl ayrı yaşayabiliriz üzerine değil. Bu ayrılık teşebbüsü bu bölgede ne size ne başkalarına yarar sağlayacaktır. İnanın çok çok kayıplar verilir çok canlar verilir. Onun için ben şunu söyledim. İnşallah sonunuz bize benzemez" diyor.. Bırakın Hırant'ı mırantı da Profesör Halaçoğlu'nu dinleyin.. Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu geçen hafta Türkiye'nin "çok zor" bir coğrafyada olduğunu belirterek, "Bu kafayla bu toprakları elimizde tutamayız" dedi. Tarih boyunca Türklerin kurduğu 16 devletin yıkıldığını, 17. devletin Türkiye Cumhuriyeti Devleti olduğunu ifade etti. Halaçoğlu, Türkiye'nin "Sözde Ermeni Soykırımı" konusunda işinin zor olduğunu anlatırken, "Türkiye bu konuyu devlet olarak çok ciddi şekilde ele almalı. 'İki tane tank ihalesine sokmayacağım' demekle, karşımızdaki güçle başedemeyiz. Türkiye, çok daha kuvvetli restler çekmek zorunda" dedi. Ermenistan ile başta ABD ve Fransa'da çok güçlü olan Ermeni diasporasının nihai hedefinin "Türkiye'den toprak talebi" olduğunu kaydeden Halaçoğlu, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın sözlerine dikkat çekerek, bu konuda Türkiye'nin sıkıştırılmaya çalışıldığını söyledi. 1975'teki genel nüfus sayımında "anadilim Kürtçe, Türkçe bilmiyorum" diyen nüfusun 1.3 milyon iken, 1980'de bu rakamın 1.9 milyona yükseldiğine dikkat çeken Halaçoğlu, şöyle devam etti: "Toplam nüfusun yüzde 5'i bile etmiyor. Ama burada çarpıcı olan 1975'ten 1980'e kadar olan beş yıllık sürede, devlet vatandaşlarına Türkçe'yi öğretememiş ve Türkçe bilmeyenlerin sayısı 600 bin artmış. Yeni doğanlara dahi Türkçe öğretmeyeceksen, o zaman niye sayıyorsun? Devlet, bu konularda bilim adamlarından niye yararlanmaz, anlamış değilim." 13 yıldır TTK Başkanı olduğunu, hükümetlerin Sözde Ermeni Soykırımı konusunda kendilerine danışma ihtiyacı duymadığını anlatan Halaçoğlu, bir soru üzerine, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD-İngiltere gezisi öncesinde de görüş sormadığını bildirdi. Halaçoğlu, "Sadece bu hükümet değil, hiçbir hükümet sormuyor. Tek istisna, İsviçre'nin hakkımda tutuklama kararı çıkarmasından önce, bu hükümet döneminde, Bakanlar Kurulu'na bir kez çağırdılar ve 'Sözde Ermeni Soykırımı'nı anlattım" dedi. Sen, iyisi mi ey millet... Bırak 57'inci Alay'ı... Bu halleri göreceğine yan gelip yatmakta olduğu yerde yatmaya devam etsin.. Ya kalkıp da "Ben 1915'de orada siz vatanı bu hâle getiresiniz diye mi şehit oldum?" derse ne cevap vereceğiz? Yüzlerine nasıl bakacağız? Nerelere kaçacağız?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.