1971-72 operasyonları, yasakçı bir anayasaya gidiş ve muhtıraların anlamı…
"12 Mart rejimi" denen dönemde (1971-1973) 1961 Anayasası üç kez değiştirildi.
12 Mart muhtırasının verilmesini izleyen günlerde, 1961 Anayasasına karşı biriken tepkiler iyice belirginleşti. Basında, iş çevrelerince düzenlenen seminerlerde köklü bir anayasa değişikliği fikri gündeme sokuldu. Buna gerekçe olarak da, henüz yeni başlayan ve tehdit edici boyutlara ulaşmamış olan bireysel terör hareketlerinden çok, toplumsal örgütlenmelere ve sosyal taleplere işaret edilmesi anlamlıdır. Önceki dönemlerde kendilerine sağladığı ekonomik ve sosyal kolaylıkların sürüp gitmesini isteyenler, bu dilek ve özlemlerini çoğu kez "emniyet ve istikrar" gibi üstü kapalı formüllerle ifade etmişlerdir. Bunlar, kitle örgütlenmelerinin ve sosyal hak mücadelelerinin engellenmesinde yasaların ve yargı sisteminin yetersiz kalışından yakınıyorlardı. Kimi işverenler ise, açık oturumlarda niyetlerini net olarak ortaya koyuyorlardı. Örneğin, Ertuğrul Soysal şöyle diyordu:
"Savunduğum disiplinli ekonomiyi yürütebilmek için belki Anayasamızda gerekli tadilleri yapmak gerekebilir. Ekonomik açıdan geri kalmış bir ülkeyiz. Fakat 1961 Anayasamız Batı Avrupa'nın birçok ülkelerine model olacak ilerilikte kaleme alınmıştır. Eğer bunda, ekonomik gelişmemizi aksatan bazı maddeler varsa, bunları cesaretle ele alıp tadil etmeliyiz."
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), anayasa değişikliği fikrinin neresindeydi?
12 Mart'ın varlık nedenleri arasında, "devlet otoritesini güçlendirmek" düşüncesi ön plandaydı.
Nitekim 1971'e yaklaştıran dönemeçlerde, TSK üst kademesinde Anayasa'da değişiklik fikri sürekli gündemdeydi. Başta Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Celal Eyiceoğlu olmak üzere, eski ve yeni komutanlar bir anayasa değişikliği düşüncesinde birleşiyorlardı. Gerek Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında, gerekse "genişletilmiş komuta konseyi" adı verilen toplulukta 1961 Anayasasında önemli değişikliklerin yapılması ısrarla istenmiştir. Bu istem, anayasanın toplumun bünyesine uymadığı, fazla özgürlükçü olduğu, anayasadan da hız alan sosyal uyanışın ekonomik gelişmenin çok ilerisine geçtiği şeklindeki gerekçelere dayandırılmıştır. Anayasanın en çok eleştirilen yönleri ise, özerk kurumlar (özellikle üniversiteler), memur sendikaları, idari yargı ile ilgili olanlardı.
Anayasada değişiklik, 12 Mart'ın sadece mantığında ve oluşumunda değil, somut program ve gündeminde de var olan bir husustu. Bir belge bunu tartışma götürmez biçimde ispatlayacaktır. 12 Mart muhtırasının verilmesinden iki gün sonra iki gazetede, Hürriyet ve Yeni Gazete'de ilginç bir haber çıktı. O tarihten bu yana nedense üzerinde pek durulmayan bu haber aynen şöyleydi:
"Silahlı Kuvvetler adına önceki gün Cumhurbaşkanı ile Senato ve Meclis Başkanlarına verilen muhtıradan ayrı olarak yalnız Sunay'a verilen muhtıra gerekçesinde yazılı talepler arasında da en geniş yer Anayasa değişikliği ile ilgili bölüme ayrılmıştır. Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetler ve Ödevler bölümünde yer alan maddelerden sekizinin değiştirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Bu talebe göre Anayasa'nın 10'uncu ve 34'üncü maddeleri arasında yer alan 8 maddesi değişecektir."
Gelelim günümüze, 12 Mart'ın 50. yılına. Yine gündemde anayasa değişikliği var. Bunun için iktidar ilk adımı attı ve "Anayasa Bilim Kurulu" oluşturuldu. Elli yıl önce devletin otoritesinin güçlendirilmesi hedefteydi. Bugün, parlamentonun güçlendirilmesinden çok, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nin güçlendirilmesi ön planda. 12 Mart rejiminde yargı denetimi rahatsızlık veriyordu; bugün yargının güçlendirilmesi adına yargının bağımsızlığı için hiçbir adım yok. Ne Hakimler ve Savcılar Kurulu ne de Anayasa Mahkemesi'nin yapılanması Yürütme erkinden ayrılmıştır; siyasetin kuşatmasındadır.
Yarım asır önce özerk kurumlar, özellikle üniversiteler göze batıyordu; bugün gözden çıkarılmış… Akademik özgürlük tarih olmuş.
Sözün özü, tarihten ders alalım ve bir 12 Mart Anayasasını yeniden gündeme sokmayalım.
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023