Evet, yarın bayram… 23 Nisan, neş'e doluyor insan diyebilseydik. Oysa, Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni 23 Nisan 1920'de açarken bu milli ve mutlu günü Türk çocuklarına armağan etmiştir. Birleşmiş Milletler'in (BM) 1979 yılını "Dünya Çocuk Yılı" olarak kabul etmesinden 59 yıl önce Atatürk, Ulusun Egemenlik Bayramı'nı çocuklara adayarak, onlara ne denli önem ve öncelik verdiğini dünyada ilk kez göstermiş ve örnek olmuştur.
"Ey yükselen yeni nesil! İstikbâl sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz… Türk çocuklarının yüksek kabiliyetine inancım tamdır…" diyen Atatürk, her eserini gençliğe emanet etmiştir. Bütün çocuklarımız öncelikle bu emanetleri koruyacak şekilde "Atatürk İlkeleri" ışığında eğitilmeli ve yetiştirilmelidirler.
Toplumun temel taşı olan ailenin ve çocuğun gelişmesinde annelerin çok değerli bir yeri olduğuna inanan Atatürk, kadınlarımızın bütün alanlarda gelişmeleri için tüm yasal uygulamalara öncelik tanımıştır. Mustafa Kemal'in bu görüş ve hassasiyetini günümüze taşıyan ve projelendiren Prof. Dr. Haydar Baş'tır. Sayın Baş'ın Milli Ekonomi Modeli (MEM) ve "Sosyal Devlet" projeleri Atatürk'e dönüşün yol haritalarıdır, ders alınması gereken kodlardır.
Çocukların eğitiminde ilk sırada yer alan ve ilk öğretmen olan, çocuğunu 9 ay karnında, 9 ay sırtında ve ömür boyu kalbinde taşıyan anneler için sosyal ve ekonomik güvence, Haydar Baş'ın başat ve beynelmilel eseri MEM'dedir.
"Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir." (Mustafa Kemal Atatürk)
Günümüz gerçeğine baktığımızda çocuklarımıza reva görülenin manevi cinayet olduğunu görüyoruz. Cinayet demişken, Soma'da 301 madencinin ölümünden sorumlu "iş cinayeti"nin faillerine verilen cezalar ve tahliye kararları kamu vicdanını sızlatırken, bu cinayetin yetim bıraktığı yüzlerce çocuğun, dul bıraktığı annelerin, evlât ve kardeş acısı çekenlerin ahı yerde mi kalacak?
Keşke… keşke çocuklarımız bayramlarını yaşayabilselerdi!
Şiddet bulaşıcı bir hastalık; gün geçmiyor ki, kadına şiddet haberleri duymayalım, görmeyelim. Ya çocuklara uygulanan şiddet daha az mı vahim?
Çocuklara yönelik şiddet 20. yüzyıl ortalarından bu yana, ülkemizde ve pek çok ülkede çocukların temel insan haklarının, özellikle fiziksel, psikolojik, ekonomik, güvenlik ve esenlik haklarının ihlâli olarak görülmektedir.
Çocuğa şiddet, evde ve aile içinde görülebildiği gibi işyerinde hatta devlet güvencesinde olması gereken çocuk cezaevlerinde bile görülmektedir. Peki, okullara ne demeli? Okullarda ve eğitim ortamında öğretmenler tarafından uygulanan şiddet davranışları, sözün bittiği yerdir.
Siyasilere ise söylenecek çok sözümüz olsa da şununla yetinelim:
Birbirinizle didişmeyi bırakın, çocuğa uygulanan şiddete karşı savaşı hemen başlatın!
Yoksa, bunun bireysel ve toplumsal sonuçlarının vebali altında ezilip gidersiniz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu / diğer yazıları
- Terör / 01.02.2024
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023


























































































